Antalya
14.09.2022
A

Geçtiğimiz yıl yakalanan büyük başarı ve kırılan 6 farklı rekorun üzerine, takımı aynen koruyup daha da güçlendirmek Antalyaspor’da doğal olarak beklentileri artırdı. Kamuoyu ile paylaşılmayan ancak kulüp içinde dile getirilen “Şampiyonluk” bile hedefler arasında yer aldı.

Nuri Şahin’e ve futbolculara o kadar çok anlam yüklendi ve değer verildi ki; yönetim de bütçeyi zorlayıp kısıtlı imkanları artırarak başarılı bir transfer dönemi geçirdi. Hal böyle olunca berabere bitecek bir maça dahi üzülecek bir camia oluştu. İnsanların beraberliğe tahammülü yokken alınan seri yenilgiler haklı olarak hayal kırıklığına neden oldu.

Transfer demişken… Boffin ile devam edilmesi, Cemali’nin kiralanması ve Naldo’nun gönderilmesi en başından içime sinmedi. Ancak teknik ekip ve yönetimin tasarrufuna saygı duymalıyız.

Lig uzun bir maraton ve her takım iniş yaşayacaktır. Bunu sezon başında yaşamak, kalan haftalar iyi değerlendirilirse avantaj bile olabilir. Şu ana kadar kaybedilen 12 puan ile zirveden epey uzaklaşıldı. Bu durum da camiadaki herkesin enerjisini minimuma indirdi.

6 maçta kaybedilen 12 puana üzülmek normal. Ancak oynanacak 30 maçtaki potansiyel 90 puanı ıskalamak çok normal değil. Cumartesi günü oynanacak Adana Demirspor maçı da beklenenden zor geçecek. Ancak bu maçın ardından 21 gün maç oynamayacak bu takım, eğer bu fırsatı değerlendirebilirse yeniden bir başarı hikayesi yazılabilir.

Amaç eleştirmekse hep birlikte eleştirelim. Zaten gereğinden fazla yapılıyor. Ancak hedef başarı ise ve bunun için fırsat varsa bunun peşinde koşalım.

Saha içinde de dışında da hatalar var ve hataların kahramanları da bunun farkında. Ancak transfer sezonu bitti ve artık en azından devre arasına kadar bu kadro ile sahaya çıkılacak.

Şampiyonluk beklentisi sadece baskıya neden oldu, takım da bunu kaldıramadı. Ancak bu takımın ligi ilk 5’te bitirmesi çok abartılacak bir başarı değildir, olamaz.

Kalecisi Ruud Boffin olan bir takım zaten şampiyonluktan bahsedemez. Avrupa’daki değeri vasatın altında olan, penaltı özürlü bir kaleci ile yola devam edilmesi bir riskti ve bu risk alındı. Sonucuna da katlanılacak.

2 haftalık aranın ardından Fernando, Nakajima, Luyindama, Larsson ve Ömer Toprak’ın da hazır bir şekilde takıma katılması, kadro kalitesini yükseltecektir. Özellikle savunmada yapılacak radikal değişiklikler takımın çehresini değiştirecektir.

2 maç kazanınca şampiyon olunmadığı gibi, 3 maç kaybedilince de ligden düşülmüyor. Enseyi karartmaya gerek yok. Yaşanan sürecin sorumlusu futbolcular, onları hazırlayan teknik ekip ve bu ekibi kuran yönetimdir. Herkes üzerine düşeni alsın ve gereğini yapsın yeterli.

Önemli olan kötü giden süreci bir an önce sonlandırmak. Sezon başında Antalyaspor ile aynı kategoride gösterilen Konyaspor ve Başakşehir henüz gol yememişken, Adana Demirspor ligin tozunu atarken, Antalyaspor’un geride kalması seviye kaybına neden oldu.

Yaşanan sürecin kahramanlarının önünde büyük bir fırsat duruyor; 2 haftalık arada yemesinler, içmesinler, uyumasınlar ve eksiklerini gidererek Konyaspor maçı ile birlikte lige yeniden başlasınlar.

Aksi halde geçtiğimiz yıl başarılarıyla geçtikleri Antalyaspor tarihinde, bu kez fiyasko ile yer alacaklar.

Son sözüm Nuri Şahin’e… Hocam, “Antalya’da yaşayanlar yaşadıkları kentin farkında değiller” demiştiniz. Aynen katılıyorum. Bence bu saatten sonra siz de takımını yönettiğiniz şehrin farkına varın, daha önce yaptığınız gibi çok çalışın ve şehre layık takımı tekrar ortaya çıkarın.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok