Antalya
26.08.2022
A
RÖPORTAJ
Abla-kardeş resitali
Abla-kardeş resitali

Piyanonun büyüsüne küçük yaşlarda kapılan Nurniran Pınar piyano virtüözü olma hayaliyle yaşayan bir sanatçı. Müzisyen bir ailenin kızı olan Nurniran ile piyanoya ve müziğe olan tutkusunu konuştuk. Sahnede yaşadığı hazzı, hayallerini, kendisine ilhan olan ablası Nurnilay ile olan sahnedeki uyumunun seyirciye nasıl yansıdığını anlattı.

 

Röportaj: Murat ŞENTÜRK

 

Piyano çalmada ilham kaynağınız kim oldu?

Müziğe adımımı atmamı sağlayan, ilham kaynağım ablam Nurnilay Pınar’dır. 2019 yılından beri 2 kardeş olarak kurduğumuz 2 kişilik ‘DUO SİS’ grubumuzla da anlatımlı konserler veriyoruz. Sadece müziğimizi çalıp söylemiyor, çaldığımız eserlerin hangi döneme ait olduğunu, eserde neyin anlatılmak istendiğini, sözlerin müziğin neleri çağrıştırdığını seyircimiz ile paylaşıyoruz çünkü biz ‘Klasik müziği, herkes anlamaz’ şeklindeki algıyı yıkmak istiyoruz.

Hafızamızı canlandırmak adına nerelerde konserler verdiniz?

Yurtdışında Viyana’da Kutsal Roma İmparatorluğuyla Osmanlı İmparatorluğu’nun savaştığı Kahlenberg tepesinde annem Nurcan Tüzüner ile Piyano yanında Cajonenstrümanı ile konser verdik. Avusturya’nın Graz kentinde Türklerden oluşan AURO grubumuzla konser verdik.Muratpaşa İlçesi’ndeki Türkan Şoray Kültür Merkezi’nde konserlere çıktık. Cam Piramit Kongre Merkezi’nde Büyükşehir Belediyesi’nin Etkinliklerinde boy gösterdik. Akdeniz Üniversitesi Devlet Konservatuvarı resitalleri, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Müzik Festivalleri’nde piyano performansları sergiledim.

Konserlere nasıl hazırlanıyorsunuz? Bilinen eserlere yorum katıyor musunuz?

Konser hazırlıklarımız konser temamızı (konumuzu) belirlemekle başlıyor. Her konserimizde topluma bir mesaj vermek amacıyla, ülkemizin gündemine göre, toplumsal olaylara ilgi çekecek şekilde de temamızı oluşturuyoruz. Temamızı belirledikten sonra temaya uygun eserler seçip çalışmalarımıza başlıyor, eserlerimiz piştikten sonra da sahnede halkımıza sunuyoruz. Konserlerimizde belirlediğimiz temamız, eserlerimiz, provalarımız ve 3.aşama olan eserlerin sergilenmesinde bize büyük bir görev düşüyor. Eserleri seyirciye sunmadan önce tanıyoruz ve kendimizden de yorumlar katarak hazırlıyoruz. Her konserimizde olmazsa olmazımız Türk eserleridir. Türkçe eserleri mutlaka seslendiriyoruz. Türk parçalarımız ülkemizi, müziğimizi, dilimizi temsil ediyor. Konserlerimizin kronolojisi; birlikte çalıp söylediğimiz eserlerle başlar, aralıklı zamanlarda ben solo parçalarımı sergilerim ve kapanışı ablamla birlikte yaparız.

Abla-kardeş sahnede olmak ve seyirci ile bütünleşmek nasıl bir duygu?

Ablamın üniversite yıllarında birlikte konserler vermeye başlamıştık, bu yüzden ayrı ayrı çalışıp konserden önce birkaç kere prova alarak konserler vermeye başlamıştık. Ben Antalya da okuduğum ve yaşadığım, ablam da Ankara da okuduğu ve yaşadığı için çok prova almamız mümkün olmuyordu. Az provayla büyük deneyimler elde edip büyük ve eğlenceli konserler verdik. Konserlerimizi; üniversitemizde müzik akşamları adı altında veriyor, festivallerde yer alıyorduk. Yurt içi ve yurt dışında ablamla birlikte aldığımız konserler benim için kelimelere sığmayacak kadar güzel ve özel bir his. Bir çok yerde aldığımız sahnelerde sadece müziğimizi geliştirmeyi değil benliğimizi de öğreniyoruz. Sahneye çıkmadan önce ‘el ele tutuşup, haydi bu konseri de alnımızın teriyle, eğlenerek, hissederek ve hissettirerek bitirelim’ dediğimiz o sihirli sözler bizi unutulmaz anılara sürüklüyor.

Sanatınızı icra ederken bir yandan ülkemizi de temsil ediyorsunuz, aldığınız ödüllerden bahseder misiniz?

Bu süreçte okulum Akdeniz Üniversitesi Müzik Ve Sahne Sanatları Lisesi’ nde piyano eğitimim, sınıf konserlerim, solo konserlerim devam ediyor ve müzik-piyano yarışmalarında aktif rol oynayıp ülkem adıma ödüller alarak üstün başarıyla piyano hocam ‘Samir Mirzoev’ sayesinde ülkemi onurlandırıyordum.

Aldığım ödüllerin birkaçından bahsedecek olursam;

Murad KazhlaevPianoCompatition 1.lik ödülü (Rusya)2021 (Murad Kazhlaev Piyano Yarışması)

 V. International Mozart AcademiaPianoCompetition, 1.lik ödülü (Türkiye- İzmir)2019      (5.Uluslararası Mozart Akademi Piyano Yarışması)

 III. International EdelweisPianoCompetition, 2.lik ödülü, (Viyana-Avusturya) 2019 (3.Uluslararası Edelweis Piyano Yarışması)

 I. İnternationalCompetition Of Performers Of Academic, Folk AndJazz Music Compatition, 3.lük ödülü, ’Azerbaycan-Bakü’ 2020 (1.Uluslararası Akademik, Halk Ve Caz Müziği Sanatçıları Müzik Yarışması)

Avrupa’da yaşayan bir Türk sanatçı olarak ne gibi kazanımlar elde ettiniz?

2021 yılı Eylül ayında konservatuvardaki piyano eğitimim için Viyana’ya taşındım. Buradaki yaşamım müziğimde yeşermelere yol açtı. Buraya geldiğimde ruhumun hafifliğini, piyanoya, müziğe dokunuşumdaki farklılığı, her dakika sanatla iç içe olduğumu gördüm ama buna sadece müzisyen olduğum için maruz kalmadım. Viyana sokaklarında yürürken; binalardaki işlemeler, sokak müzisyenleri, tarihi dokuların izlerini hala görebilmek… Sizi ister istemez sanatla bir olmaya itiyor, sanatla bütünleştiriyor. Müzisyenlerin, sanatçıların hayatlarını okurken, yapıtlarını nasıl ortaya koyduklarından bahsettikleri kısımda ilham geldiğinden bahsederlerdi. Ben de bunu hep merak ederdim. Nasıl ilham geliyor? Bu ilham nasıl bir yapıtı ortaya koyacak kadar güce sahip? Fark ettim ki ben de Viyana’ya gelince bu ilham beni de buldu. Viyana’da yaşamaya başladıktan sonra kendi piyano eserlerimi, sözlü müziklerimi yazmaya başladım. Kendi yaşamımı, fikirlerimi ezgilere dökmek paha biçilemez bir duygu. Viyana’da ilk konser tecrübesini burada okuyan Japonyalı vokal sanatçısı arkadaşıma piyano ile eşlik ederek yaşamıştım. Her yeniliğin ilkine ve nasıl başlarsa öyle gideceğine inanırım. Bu konserimden sonra hemen ablamla birlikte konser vermek için konser verilecek yerler aramaya başladım ve organizasyonlara başladım. Süre gelen korona süreci bizim etkinliklerimizi maalesef etkilese de sonunda bir konser ayarlayabildim. Kaldığım öğrenci yurdumda ablamla birlikte ilk yurtdışı konserimizi gerçekleştirdik.

Son olarak neler söylemek istersiniz?

Viyana ya taşınmış olsam da 3-4 ayda bir vatan toprağım Türkiye ye gidip, ‘DUO SİS’ olarak konserlerimize devam ediyoruz.Benim hayallerim arasında ülkemizde ve dünyada tanınmış ünlü piyanistlerle aynı sahnede yer almak var. Türkiye’de Fazıl Say’ı, Faik Atakoğlu’nuçok beğeniyorum. Dünya’da da çok büyük piyano virtüözleri var. Ben de onlar gibi olmak istiyorum. Bunu yaşayarak göreceğim. Öncelikle her daim yanımda, aklımda, kalbimde olan, bizi tek başına yetiştiren, büyüten; özgüvenli, dinine bağlı bireyler olmamızı sağlayan Nur’lu ailemizin lideri canım annem Nurcan Tüzüner’e,Müzikte liderim, hayatımda yarım kalan kalbim canım ablam Nurnilay PINAR birkez daha buradan teşekkür etmek isterim ve ayrıca Körfez Gazetesi’ne bana bu güzel imkânı sağladığı için şükranlarımı sunuyorum.

 

Nurniran Pınar kimdir?

Dünyaya gözlerini 6 Haziran 2003 Antalya’da açan Nurniran çok küçük yaşlarda müzik ile tanıştı. Daha ilkokul 2.sınıfta gitar eğitimi almaya başlayan ve 5 yıl boyunca bunu sürdüren minik Nurnilay, gitar eğitiminin üstüne 1 yıl da keman eğitimi almasının ardından balerin olmak için 5 yıl eğitim aldı. Müzisyen bir aileden gelen ve sanatçı ruhunu taşıyan Nurniran, piyanonun sihirli dünyasına girerek yeni bir serüvene atıldı. 11 yaşında İsmail Baha Sürelsan Belediye Konservatuarı’nda başlayan bu serüven, Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuvarı Yarı Zamanlı Piyano Anasanat Dalı Doç.Dr. Samir Mirzoev’in derslerine davet edilmesi ile bambaşka bir boyuta taşındı.  Lise eğitimime tam zamanlı olarak yine konservatuvarda devam eden Nurniran,konservatuvarı 2021 yılı Temmuz ayında okul birincisi olarak tamamladı.Pandemininzor şartlarında eğitimini aksatmayan genç sanatçı aynı yılın Eylül ayında Avusturya’nın Viyana kentinde Richard Wagner Konservatuvarında Prof.HafezBabashahi’nin piyano derslerine girmeye başladı.Nurnilay Pınar bir yandan Avusturya’da konserler verirken diğer yandan yeni piyanistlerin yetişmesi için eğitmenlik yapıyor.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: