Antalya
04.07.2022
A

Asgari ücret net 5500 lira oldu. Ne ala, ne ala...  Yapılan zam kimseye memnun etmedi. Nasıl etsin ki, insanların alım gücü daha düştü. Aslında olması gereken asgari ücreti ile birlikte alım gücünü artıracak planlama yapmaktı. Tabii bu hükümetten böyle bir girişimde bulunmasını beklemek çok da mantıklı değil.  Peki, bundan sonra ne olacak? Aslında bu sorunun cevabı basit.

 Ben geçtiğimiz cuma günü pazara gittim. Patatesin kilosu 8 buçuk liraydı. Satıcıya neden 8 lira olmadığını sordum o da "Neden 10 lira olmasın" cevabını verdi. Ve "Bu hafta 8 buçuktan aldığına dua et, haftaya 15 lira olacak" dedi. Asgari ücrete gelecek zammı biliyordu. İşte böyle bir ülkede yaşıyoruz. Daha zam gelmeden zammın kokusunu alıyorlar. Yurt kiralarına yüzde 100’e yakın zam yapıldığını duyuyoruz. Türkiye yaşanacak bir ülke olmaktan çıkıyor Bugün Antalya'da toplu ulaşım 8 lira... Haftaya 10 lira olabilir. 12 lira olabilir. Bunun olmayacağını kimse garanti veremez.

Anlayacağınız işler yolunda gitmiyor. Peki, biz bu hale nasıl geldik? Daha düne kadar Avrupa'nın en iyi 10 ekonomisinden biri değil miydik? Şimdi nasıl oldu da bir kuru ekmeğe muhtaç hale geldik. Bırakın nitelikli işi, işimiz olduğu için şükür eder hale geldik.

Çok basit... Türkiye'nin şu anda yaşadığı durum bana Venezuela'yı hatırlattı.

Hatırlarsanız Venezuela 2000 yılında çok büyük bir ekonomik buhran yaşadı. Parası o kadar değersizleşmişti ki  yerlerde kağıt paralar geziyordu ve kimse tenezzül edip toplamıyordu. Çünkü ülkenin bütün kaynakları ki Venezuela en çok petrolden para kazan bir ülkeydi, petrol şirketleri özelleştirilmişti. Satılmıştı hem de hiç olmadık rakamlara...

Daha sonra ne oldu? Sosyalist Lider Hugo Chavez ülkenin başına geçti. Ve ilk yaptığı iş petrol şirketlerini tekrar kamulaştırmak oldu. Duruma itiraz eden petrol şirketleri, Venezuela'yı her yere şikayet ettiler. Ama bir şey elde edemediler. Chavez, petrol şirketlerine  aynen şu cümleyi kurdu: "Siz yıllarca bu ülkenin petrol yataklarını kamu kaynaklarını kullandınız, haksız kazanç elde ettiniz. Artık sizin devriniz kapandı. Petrol şirketleri halkındır".

 

Hepsi ülkeyi terk etti. Chavez sadece petrol şirketlerini kamulaştırılarak ülke ekonomisini yüzde 80 oranda düzeltti. Bakın bu çok önemli! Petrol gibi diğer kaynakları da sermayenin elinden alarak halkın yararına kullanmaya başladı. Chavez hayatını kaybettiği  2013 yılına kadar Venezuela'yı muazzam bir şekilde yönetti.

***

Gelelim Türkiye'ye...

Bu açıdan baktığımızda Türkiye ile Venezuela arasında büyük benzerlik görüyoruz. Hemen hemen bütün kamu kaynakları ya satılmış ya da işlevsiz hale getirilmiş durumda. Peki, neden Türkiye hala özelleştirmede ısrar ediyor? Neden ekonomiyi ayakta tutacak temel direklerden biri olan kamu kaynakları hiç yok yere satılıyor. Bakın Venezuela sadece petrol şirketlerini kamulaştırarak ekonomisini yüzde 80 düzelti diyorum size. Bir de Türkiye'yi düşünün.

PTT, elektrik, Tekel, limanlar, fabrikalar... Liste uzayıp gider. Bu kurumların 3'te 1'ini geri alsanız inanın şu andan kat be kat daha iyi oluruz.

Hep söylediğimiz gibi. Ekonomik büyümenin altında kamulaştırma yatar.

Bir de iktidarın sürekli rezerv bulma olayı var.  Gaz buluyoruz, altın buluyoruz, bor buluyoruz. Geçtiğimiz günlerde Melih Gökçek jelibon rezervi bulunduğunu müjdeledi!

Müjdeyi veriyor ama jelibonun ne olduğunu da bilmiyormuş. Öyle bir adam düşünün ki çocukluğunda jelibon yememiş, çocuklarına yedirmemiş ve bu adam yarım asır başkenti yönetti.

Gerçekten zor günler geçiriyoruz ama daha zor günler geçireceğimiz aşikâr. Yaz mevsimi beklenenden daha sıcak geçecek. Eylül-ekim döneminde de bu ekonomik krize şimdilik unuttuğumuz pandemi eklenecek gibi görünüyor. Böylece tablo daha yakıcı bir hal alacak.

Asgari ücrete zam geldi. Tamam, geldi de zamma bağlı olarak piyasadaki hareketlenme ne olacak? Vatandaş bugün ekmeği 8 liraya, domatesi 20 liraya alırsa, otobüse 12 liraya binerse bu zammın ne esprisi kalacak? 

Ekonomide kamulaştırma için adım atılmazsa Türkiye'yi yeşil sermaye de kurtaramaz

Halk yol yaptık, köprü yaptık masallarına inanmıyor. Yurttaş karnını doyurmak istiyor. Anne babalar çocuğunu üniversiteye gönderirken gözünün arkada kalmamasını istiyor.

 

Gerçekten zor günler geçiriyoruz. Umarım bu zor günlerin üstesinden geliriz ve hükümetin söylediği Avrupa'nın en büyük 10 ekonomisinden biri hayali gerçek olur.

 İyi geçinmeler...

Paylaş
ETİKETLER:
Yok