Antalya
25.05.2022
A

“Dünyayı güzellik kurtaracak

Bir insanı sevmekle başlayacak her şey” diyor şair tam da böyle bir nokradan bakıyorum şiddetsizliğe.

Sürekli kötülükleri düşünmek yerine biraz sevmeyi, anlamayı, şefkat duymayı denesek nasıl bir yer olurdu hayat?Dünya karmakarışıkken benim de içim karmakarışık oluyor. Neden bu anlaşmazlıklar, oturulup konuşulamayacak kadar neden önemli sınırlar, peki ya para, güç, hırslar, çıkarları için gözünü kırpmadan başka insanları yok edenlerle aynı dünyada yaşıyor olmak bazen inanılmaz zor geliyor. Ama dünya dediğimiz şey tam da böyle bir yer aslında şiddetinde, şefkatinde içinde olduğu tıpkı insanlar gibi.İçimizde var olan şiddeti görmezden gelemeyiz fakat nedenlerine bakabiliriz. Şiddet yerine şefkati besleyecek stratejiler bulmak o kadar da zor olmasa gerek.

Ben hayatımda uzunca bir süredir şiddetsizliği yerleştirmeye çalışıyorum. Bu demek değil ki öfkelenmiyorum, kızmıyorum, kırılmıyorum bunların hepsini yaşıyorum hatta bazen sesimi yükseltiyor, bazen hüngür hüngür ağlıyorum. İnsanım çünkü beni ben yapan şeyler tüm duygularım ve ihtiyaçlarım.

İşte tam da bu duyguları yaşarken bakıyorum kendime ne olduda böyle hissettim neye kızdım, hangi ihtiyacım karşılanmadı? Hayata ve ilişkilerime dair niyetlerimi düşünüyorum. Şefkatli ve bağ kurmak isteyen bir yerden bakıyorsam ilişkime, karşımdakinin halini de merak ediyorum, yargıya kapılmıyorum ve halimizi anlattığımız bir zemine davet ediyorum. Tabi karşımdaki de aynı niyetteyse bu sohbetler ballı çörek tadında geçiyor ve karşılıklı anlayışla son buluyor.

“ Haklı ya da haksızın olmadığı bir yer var orada buluşalım” diyor Mevlana.

Tam olarak o alanı oluşturmaya çalışıyorum hayatımda, o alan bana şiddetsizliği getiriyor. Ardından şefkat, kabul, anlayış da yeşeriyor ve dünya yaşanabilir bir yer haline geliyor.

Benim için şiddetsizliği yaşamak ve hayatına yerleştirmek isteyenlere vesile olabilmek o kadar kıymetli ki. Umutlarımı besleyen, geleceğe dair heves ve motivasyonla yaşamamı sağlayan gerçeklik adeta. Üstelik bunu kimilerine göre “Polyannacılık” gibi bir yerden yapmıyorum. Dürüstlüğümle gerçekliğimle, duygularımı ve ihtiyaçlarımı masaya koyarak, seçimlerimin arkasında durarak kabulle yol alıyorum. Aradığım huzur ve şefkati de beraberinde getiriyor haliyle.

Şiddetsiz iletişim sakin kaldığımız değil, bağlantı kurduğumuz yer. İlişkilerimizde saygı ve güveni beslemek istiyorsak dürüst olalım birbirimize. Kendimi ifade ederken hakikatime mi gidiyorum yoksa “mış” gibi mi yapıyorum? “Mış” gibi yapmak içimdeki şiddete attığım odunlar ve bir gün bir yerde aniden yanıveriyorlar ya kendim için, ya başkası için. Kendimi yeterinde ifade edemediğimde sıkışmış hissediyorum, hele anlaşılmadığımı hissettiğimde kocaman bir duvar oluyor karşımdakiyle aramda. Şimdi bakıyorum da ne çok duvarlar var içimizde sesimizi ve öfkemizi büyütmemizi sağlayan yargılar, düşünceler, kayboluyoruz adeta onların arasında ve bir bakıyoruz o şiddetin bir parçası oluvermişiz.

Bazen fark ediyorum ki içimdeki şiddet durunca, dışımdaki şiddet de duruyor. Ben ne kadar şidetsizliği yaşarsam ve büyütürsem etrafım da o kadar yaşıyor. Sürekli beklenti içerisinde girmeyip yargılardan oluşan bir dünyanın içinde yer aldıkça öfkemin içinde boğulduğumu fark ediyorum. Oralarda kaybolmamayı seçtiğim bu yolda şefkati yeşertiyorum artık.

Geçenlerde bir arkadaşım mesajında “Sevgisizliğin dayatıldığı bu coğrafyada, aşk şiiri yazmak bile başlı başına, bir başkaldırıdır” yazıp ekledi, bu coğrafyada senin sevgiye ulaşmanı ve bir çiçek gibi açmanı kutluyorum dedi. O kadar mutlu oldum ki günümü güzelleştiren bir kutlamaydı bu. Tam da şiddetsiz bir yaşamı istememe arzumu, şefkatli bir dili ve yaşamı benimseme tarzımı ve sevginin yaşamın devamlılığı için ne kadar kıymetli olduğunu vurgulamak için, adanmış hissettiğim şu günlerde bunun biri tarafından görülmesi beni oldukça keyiflendirdi.

Yaşam şiddeti görmezden gelmeyip onca şiddete rağmen, şiddetsizliği seçerek yaşamaya çalıştığımda benim için kıymetli ve kutlama havasında geçmeye başladı. Tek bir davetiyem var ve bunu kaçıramam dediğim yer. Hep söylediğim gibi burası bir sahne ve ben bu sahnede akıtılacak gözyaşlarımı akıtmaya, atılacak kahkahalarımı atmaya geldim, kendimce, keyfimce en şiddetsiz yerinden üstelik.

Umarım şefkat, barış, sevgi dolu günlerimiz olur, festival tadında kutlamalarımız, umutla kalın, bahar tadında. Sevgiler…

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok