Antalya
16.09.2021
A
GÜNDEM , EKONOMİ
Üretiyoruz ama satamıyoruz
Üretiyoruz ama satamıyoruz

Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) Başkanı Ümit Mirza Çavuşoğlu, Türkiye’nin tarım ürünlerini pazarlayamadığını belirterek, “Dünyanın en çok kiraz üreten ülkesi olarak yıllık 630 bin ton kiraz üretirken bunun 70 bin tonunu ihraç edebiliyoruz. 100 bin ton kiraz üreten Şili ise bunun neredeyse hepsini ihraç ediyor” dedi

 

Tarım sektörünün sorunlarına değinen ve çözüm önerilerini anlatan Çavuşoğlu, “Her yıl yüzde 100 artan girdi maliyetleri, üretim alanlarının küçük olması, ürünlerdeki kalıntı sorunları ve işgücü problemi üreticiyi zorluyor. Topraktan kopan insanı tekrar toprağa döndürmek kolay olmuyor. Uzun vadeli çalışma yapılmalı” diye konuştu.

Temmuz ayında yapılan Batı Akdeniz İhracatçılar Birliği (BAİB) genel kurulunda başkanlığa seçilen Ümit Mirza Çavuşoğlu, Hakkı Bahar yönetiminin istifa etmesi ile BAİB’in 13 ay boyunca genel sekreterlik düzeyinde yönetildiğini ve bu süreçte ihracatçının sorunlarının biriktiğini belirtti. Göreve geldikten sonra komiteler kurarak sorunları tespit etmeye çalıştıklarını belirten Çavuşoğlu, bu sorunları en kısa sürede çözmek istediklerini söyledi. Turkish Cargo ve RORO gemileri ile ihracat konularını tekrar ele alacaklarını ifade eden Çavuşoğlu, katma değeri yüksek alternatif üretime geçme konusunda daha fazla geç kalınmaması gerektiğine dikkat çekti.

MALİYETLER ÇOK ARTIYOR

Tarım sektöründe girdi maliyetlerinin her yıl yüzde 100 arttığını dile getiren Çavuşoğlu, “Girdi maliyetlerinin yanı sıra üretim alanlarının oldukça küçük olması, ürünlerdeki kalıntı sorunu ve işgücü eksikliği en önemli sorunlar arasında yer alıyor. Bir an önce kimyasalı bırakıp biyolojik mücadele geçmeliyiz” ifadelerini kullandı. Türkiye’nin ürettiğini satamayan bir ülke olduğunu belirten Çavuşoğlu, “Dünya’nın en çok kiraz üreten ülkesiyiz. Yıllık 630 bin ton kiraz üretip sadece 70 bin tonunu ihraç edebiliyoruz. Oysa yaklaşık 100 bin ton kiraz üreten Şili, bunun tamamına yakınını dış pazara satabiliyor. Üretimde gösterdiğimiz başarıyı ihracata da taşımalıyız” dedi.

 

Defalarca ertelenen BAİB Genel kurulunda başkan seçildiniz. Bu süreci anlatır mısınız?

Pandemi sürecinin başlaması ile birlikte, 2020 Mart ayından sonra tüm dünya ve Türkiye için çok zor bir dönem başladı. Mayıs 2020’de yönetimin istifa etmesi sonucu BAİB'de bir boşluk oluştu. Olağanüstü genel kurul ve seçim yapılması kararı alınsa da, pandemi şartları ve yasaklar nedeni ile bu gerçekleştirilemedi. Böyle olunca 2020 Mayıs ayından, 2021 Haziran ayı sonuna kadar seçim yapılamadı. Haziran ayında olağanüstü genel kurul kararı alındı ve 1 Temmuz’da seçim yapıldı. İki liste yarıştı ve bizim liste kazandı. Seçim bittikten sonra yarış da bitti ve kucaklayıcı bir yaklaşımla tüm üyelere eşit hizmet etmek için çalışıyoruz.

BAİB’de normal takvime göre 8 ay sonra bir seçim daha var. Bu seçim olacak mı?

Olma ihtimali var. Normal seçimler 2022 Nisan’da yapılacak. Tüm birlikler ve odalar bu tarihte seçime gidecek. Şu anda kesin bir takvim yok ancak tekrar bir erteleme kararı çıkmazsa muhtemelen BAİB’de de aynı tarihte olağan genel kurul yapılacaktır.

YENİDEN ADAY OLACAĞIM

8 ay sonra seçim olursa, bu süre içinde neler yapacaksınız, tekrar aday olacak mısınız?

Öncelikle kurduğumuz komitelerin tespit ettiği sorunlarla ilgili raporları ele alacağız. Hem biriken, hem de bundan sonra oluşacak sorunları hızla ele almalıyız. Çünkü ihracat çok hareketli bir sektör. Her gün yeni bir şeyle karşılaşıyoruz. Problemleri bir an önce çözüp ihracatçıyı rahatlatıcı hareketlerle seçime gitmek istiyoruz. Seçimlerde tekrar aday olmayı düşünüyorum ve yönetim olarak bu doğrultuda çalışıyoruz.

BAİB 1968’de kurulmuş yarım asırlık bir kurum. İhracatçılarla birlikte sürekli büyüyen bu kurum, pandemi gibi zorlu dönemde genel sekreterlik düzeyinde yönetildi. Bu süreçte nasıl bir tabloyla karşılaştınız?

Operasyonel anlamda herhangi bir sıkıntı yaşanmadı, normal işleyiş devam etti. BAİB’te çalışan arkadaşlar büyük özveri de gösterdi. Ancak ihracatçının sorunları birikti. İhracatçılar Birliği dışa kapandı ve başkan düzeyinde çözülmesi gereken problemler çözülemedi. Bakanlıklarla olan iletişim ciddi anlamda koptu. Onun için herkes bireysel çalışma yaptı ve ciddi aksamalar oldu. Yeni yönetimle birlikte ciddi anlamda yol alıyoruz.

SORUNLAR ÇOK BİRİKTİ

Yaptığınız tespitler göre biriken sorunlar neler?

Çok ciddi problemler var ve saymakla bitmez. Örneğin Rusya ile olan biber ve domates kısıtlaması konusunda köprü oluşturulamamış. Bakanlıklar ve Rusya arasında yapılacak görüşmeler aksamış. Göreve geldikten sonra bu işe ciddi olarak eğildik ve bu yasak kaldırıldı. Gelir gelmez Bulgaristan kapısındaki analiz laboratuarının içeriye kaydırılması konusu vardı. Yani sınırdaki laboratuarı Sofya’ya çekilecekti ve TIR'ların bekleme süresi 2,3 gün artacaktı. Bu bizim için büyük problem olacaktı. Özellikle kısa ömürlü ürünlerde çok büyük sorun yaşayacaktık. Bakanlıklarla gereken görüşmeler yapılarak bu uygulama durduruldu. Ağaç ve orman ürünlerinin hiç ticari heyet toplantısı yapılmamış. Bununla ilgili özel ülkeler belirleyip ticari heyet toplantısı yapmak istiyoruz. En önemli sorunlardan birisi bu. Ciddi bir talep var ancak pazar eksikliği çok bariz bir şekilde ortada duruyor. Çünkü ihracatçımız pazara ulaşamıyor ve kendilerine bu konuda yardımcı olmak istiyoruz.

BAİB’in önemli çalışmalarından birisi de Uluslararası Rekabeti Geliştirme Projesi (UR-GE) idi. Bu konudaki çalışmalar devam ediyor mu?

Şu anda mevcutlar üzerinde çalışmaya devam ediyoruz. Nasıl bir UR-GE çalışması yapacağımız konusunda komiteler oluşturduk. Tüm sektörleri davet edip sektörlerden komite oluşturmaya çalışıyoruz. Şu anda sektörlerin problemlerini topluyoruz. Bu konudaki toplantılar bittikten sonra çalışmaları derleyip konuyla ilgili aylık rutin toplantılar yapacağız. Önce sorunları, sonra çözüm yollarını ele alacağız.

Tarım sektörünün en önemli sorunlarından birisi zirai ilaç kalıntısı. Özellikle gümrüklerde bu konuda büyük sorunlarla karşılaşılıyor. Bu konudaki tespitleriniz ve çözüm önerileriniz neler?

Özellikle biberdeki analiz sıklık oranı, 2, 3 ay önce yüzde 100’e çıkmıştı. Avrupa’ya çıkışta tüm TIR'lardan analiz alınmaya başlamıştı. Bu da çok ciddi çabalar neticesinde, bakanlıklar ve ihracatçılar nezdindeki girişimler sonucu yüzde 50’ye indi. Bu da çok sevindirici oldu. Avrupa Birliği’nden, 12 etken madde ile ilgili bildirimler alıyorduk. Bunun 6 tanesi AB sınırlarının çok üzerinde, Türkiye’de kabul edilebilir MRL değerlerdi. Bizler, bakanlıkla görüşerek Türkiye’deki MRL değerlerinin Avrupa Birliği ile eşitlenmesini istedik. Bununla ilgili ciddi çalışmalar yapıldı ve görüşmeler devam ediyor. AB ile eşitlenirse, aldığımız bildirimler yarı yarıya düşecek. Bu konuda Antalya olarak çok yol aldık.  Bugüne kadar binde 3 civarında bildirim aldık. Bu oranı daha da iyileştirmek için çalışıyoruz. Bununla ilgili daha yoğun çalışacağız. Köylere gidip bilgilendirme toplantıları ve eğitimler yapacağız. Bu konuda, Tarım İl Müdürlüğü ile beraber ciddi çalışıyoruz.

Yani kimyasal ile mücadele artarak devam mı edecek?

Artık biyolojik mücadeleye geçmemiz gerekiyor. Zararlılarla mücadele ederken, böcekle mücadeleyi seçmeliyiz. Tüm ihracatçıların beklentisi çok yüksek. Artık kalıntı problemi ile uğraşmak istemiyoruz. Bu konuda her türlü desteği hazırız.

ANTALYA LİMANI YETERSİZ

Daha önceki BAİB Yönetimi, Turkish Cargo ve RORO gemileri ile ihracat yapma konusunda bir girişimde bulunmuştu. İhracatta bu seçenekler kullanılabiliyor mu?

Daha önce yapılmıştı. Geçen yıl pandemi şartlarında Tukish Cargo özellikle Uzakdoğu pazarları ile havayolu kargoyu kullanmalarını istedi ve devlet tarafından bu konuda ciddi teşvik verildi. Ancak bu konuda yapılan anlaşmaların süresi bitti ve şu anda böyle bir çalışma yok. Hem havayolu, hem de RORO gemileri ile denizyolu konusunda girişimlerimiz var. Antalya Limanı, tam istediğimiz kapasitede ve işlevde değil. Konuyla ilgili herkesle görüşüyoruz. Liman’ın yetersizliği sadece fiziki değil, iç işleyişle ilgili problemler de var. Bu nedenle Burdur ve Isparta’daki birçok mermer ihracatçısı İzmir ve Mersin limanlarını kullanmak zorunda kalıyor. Antalya’da liman varken başka şehirlerin limanlarının kullanılması çok üzücü. Konuyla ilgili çalışıyoruz ve en kısa sürede sonuç almak istiyoruz. Serbest bölge ve özel liman işletmesinden bu konuda çözüm bekliyoruz.

Önemli bir kiraz ihracatçısısınız. Çin önemli bir kiraz ithalatçısı. Türkiye Çin pazarından yeterince yararlanabiliyor mu?

Üretim miktarı olarak Türkiye, dünya birincisi ve ABD ise ikinci sırada. Türkiye yıllık 630 bin ton kiraz üretiyor. Maalesef Çin’e yeterince ihracat yapamıyoruz. Kirazın üretim koşulları ve saklama şartları ile ilgili Çin’in bazı beklentileri var. Bununla ilgili 8,10 yıldır çalışmalar yapılıyor. Geçen sene ülke olarak Çin’e 700 ton kiraz ihracatı yaptık. Fakat bu sene henüz ihracat yapamadık. Geçen yılın sonunda birkaç parti kirazda kurt bulunmuştu ve bu sorunun giderildiğini düşünmüyorlar.

KİRAZIMIZI DEĞERLENDİREMİYORUZ

Yani Türkiye üretimde gösterdiği başarıyı ihracata yansıtamıyor mu?

Türkiye kiraz üretiminde rakamsal olarak dünyada birinci, ihracat konusunda ise üçüncü durumda. Üretiyoruz ama maalesef satamıyoruz. Her yıl ortalama 70 bin ton kiraz ihracatı yapıyoruz. Şili yıllık 100 bin ton civarında kiraz üretip bunun tamamına yakınını ihraç ediyor. Amerika’da da rakamlar Şili ile neredeyse aynı. Türkiye ise yıllık 630 bin ton kiraz üretip sadece 70 bin Ton kiraz ihraç ediyor. İhracat konusunda Şili ve ABD’den sonra Türkiye olarak üçüncü sıradayız.

Türkiye, son yıllarda tarımda alternatif üretime geçiyor. Başta domates ve biber olmak üzere birçok üründe çeşitliliğe gitti. Türk üreticisinin bu tür ürünlere yönelmesi ihracatta etkili oluyor mu?

Bizim üreticimizin zaten hareket kabiliyeti çok yüksek. Belki çok ciddi planlama yapamıyoruz ancak ihracatçılar olarak ciddi bir planlama ve destek veriyoruz. Tek tip ürün yerine çeşide dönmüş durumdayız. Kaliforniya ve Kapya biber üretiminde ciddi yol aldık. Aynı şekilde domateste de çeşitlendirmeye gittik. Bu tür katma değeri yüksek ürünlere yönelmeye özen göstermeliyiz. Bunu başarırsak ihracatta daha rahat yol alırız.

Türkiye’nin tarımda rekabet halinde olduğu ülkeler var. Hollanda, İsrail, Rusya gibi. Türkiye’deki üretici ve ihracatçının, rakip ülkelerdeki üretici ve ihracatçıya göre artıları ve eksileri neler?

Ülkeler siyasi olarak aynı bağlamda yürüyor. Herhangi bir ülke ile sorun yaşanırsa, o ülkeye olan ihracatta da sorun yaşanıyor. Bahsettiğiniz ülkelere göre bizim en büyük problem, üretim alanlarının küçük olması. Böyle olunca kontrol daha zor oluyor. Bunun yanında bilgilendirme olarak bizler de aynı kategorideyiz. Çiftçimiz elini taşın altına koyuyor ama zaman zaman sorunlar sistemi bozuyor. Bunun yanında üreticimizin en önemli sorunlarının başında girdi maliyetlerinin artması geliyor ve bunun artık önüne geçilemiyor. Yıllık yüzde 100 artan maliyetleri oluştu. Son iki yılda bazı girdi kalemlerinde 2, bazılarında ise 2,5 kat artış yaşandı. Gübre, ilaç, mazot, elektrik gibi aklınıza gelen her şey inanılmaz artış gösterdi.

İŞGÜCÜ AÇIĞI CİDDİ SORUN

Ülkede işsizlik var ancak tarım sektörü işgücü bulmakta zorlanıyor. Bunu neye bağlıyorsunuz?

Sadece Antalya’nın değil, tüm Türkiye’nin ciddi bir sorunu bu. Sorun o kadar büyüdü ki üretimi engelleyecek düzeye yaklaştı. İnsanları topraktan kopardıktan sonra tekrar toprağa yönlendirmek çok zor. Bu sorunu çözmek kısa vadede mümkün değil. Uzun vadede gerek eğitim, gerekse diğer yollarla insanları tekrar toprağa teşvik etmeliyiz. Her ile birden fazla üniversite açıp, herkesi diplomalı yaptıktan sonra toprağa yönlendirmek mümkün olmuyor. Üniversitelerde ona göre bölümler yapılabilir. Ama bu haliyle herkesi farklı bölümlere yönlendirdikten sonra tekrar toprağa döndüremiyorsunuz. Sadece tarım değil, turizmde de, sanayide de aynı problem yaşanıyor. Belli sektörlerde kalifiye işçi bulmakta çok zorlanıyoruz.

Üreticinin yaşadığı sorunlar, zincirleme olarak ihracatçıya da yansıyor. Bahsettiğiniz sorunlara paralel olarak ihracatçı ne tür sorunlarla karşılaşıyor?

İhracatçı, sadece bu sorunlarla uğraşmıyor. Üretici ile yaşanan sorunların ardından bürokratik sorunlar, gümrük kapıları, diğer ülkelerdeki rekabet, ürünlerin mal kalitesi ile ilgili sorunlar… Bazı ürünlerde fiyat anlamında rekabet edemiyoruz. Zaman zaman kalıntı problemleri yaşarsak diğer ülkeler bize çok fazla opsiyon bırakmıyor. Türkiye’ye farklı, diğer ülkelere daha farklı gözle bakıyorlar. Türkiye’ye genel bakış açısı önemli.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: