Antalya
05.05.2021
A

“Antalya’nın en bilinen, en çok fotoğraflanan sembolleri arasında sayılan ve coşkuyla akan suları, kent için sembolün çok ötesinde bir anlam taşır: Antalya’nın suları kentin yaşam kaynağıdır. Kırkgöz Pınarları’ndan Düden Şelalelerine, Kapuz Kanyonu’ndan Sarısu’ya, Boğa Çayı’na, Aksu Çayı’na ve artık kentin ortasında kalmış pınarlara kadar yüzlerce kaynakla Antalya’yı besleyen kadim sular, bugün tarımda kullanılan pestisit ve gübreler, sanayi atıkları, mikrofiber ve plastik atıkları ve evsel atıkların kirlilik tehdidinin yanı sıra, iklim değişikliğinden kaynaklanan kuraklık tehdidi altında. Kentimizde alarm zilleri çalıyor.

*

Fotograf adına bir farkındalık yaratma, bir duyarlılık,  bir uygulama çalışması bu. Akdeniz Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Belgesel Dersi kapsamında, fotografın bellek oluşturma gücünden faydalanarak Antalya’nın sularına sadece estetik bir öğe olarak değil, tarihsel ve görsel veri olarak odaklanan bu çalışma, kadim suların bugünkü hallerini belgeleyerek kentin görsel belleğine katkıda bulunmayı amaçlıyor.” “Kent ve Su” adını taşıyor proje. 

*

Bu gerçek bir duyarlılıktır. Konuya dikkat çekme, altını çizerek,  görsellerle zenginleştirerek, geleceğe belge bırakma, durum tespiti, bilinçlendirme ve korumaya yönelik bir görselleştirme çalışmasıdır. Uygulamanın arkasında işini iyi bilen, öğrencilerini doğru yönde yönlendiren bir bilim kadını var. Doçent Doktor Handan Dayı. Serginin esinleyicisi bu değerli bilim, kültür ve sanat kadını. Sınırsız  Antalya sevgisi ve fotograf tutkusu meslek olmanın dışında zirvede buluşup bünyesinde içselleşmiş biri O. Öğrencilerini her konuda yönlendirmesini biliyor. Hem de çok iyi biliyor. Yaptığı çalışmalarla, öğrencilerine öncülük edişi ile alkışı hak ediyor.

*

Yazı, fotoğraf gibi veriler, görseller ortaya çıkınca onu sergileyecek, kamu ile buluşturup azalan, tükenen, canlı nesilleri yok olan varlıkları gösterecek, dikkatleri o noktaya çekecek, bu budur, kutsal saydığımız su budur diyecek Antalya’da kültür–sanat denince ilk akla gelen bir kurum var. AKS (Antalya Kültür Sanat). İşte zengin içerik. İster görsellik. İşte bir başka güzel sergi. Emeği geçen herkesin emeğine, eline, gözüne sağlık.

*

Sergiyi akıl edenler, uygulamaya koyanlar çok yaşasın. Ayaklarına taş değmesin. Hep yaptıkları gibi güzel işlere imza atsınlar, bize de onları hayranlıkla izlemek, takdir etmek kalsın. Haklarında güzel şeyler yazalım, çizelim. Estetik değerlerle karşılaştıkça, ruhumuz şenlensin.

*

Ben burada bir konunun daha altını çizmek istiyorum. Üniversitemizin kimi bölümleri, yöneticileri, öğretim görevlileri, öğrencileri ile içine kapanıklıktan kurtulup, duyarlı bir biçimde kentle buluşmaya, kent insanlarına dokunmaya başlıyorlar. Bunu gözlemliyoruz. Bu durumu yıllardır özlüyoruz. Bunu kent için, Antalya halkı için çok önemli buluyoruz. Bu tür etkinliklerin devam etmesini, kenti ve insanını her alanda geliştirmenin ancak böyle mümkün olduğunu görüyor ve artarak sürmesini istiyoruz. Atılacak her adımın ses getireceğine inanıyoruz. Bekliyoruz.  

*

ATSO’nun bir kültür-sanat alt kuruluşu olan, “halka hizmette sınır yoktur” anlayışının bir yansıması olan AKS’nin (Antalya Kültür Sanat) desteği kültür-sanat alanında eksilmeden sürüyor. Güzel işler bunlar. Başta ATSO başkanı Davut Çetin olmak üzere iş adamlarımıza, AKS yöneticilerine en azından bir teşekkür borcumuz var. İyi ki varlar. Görevlerini çok güzel yerine getiriyorlar. Tutturdukları düzey çok iyi, düşürmeye de n,yetleri yok görünüyor.     

 

Bu yazıyı hazırlarken, öğrenci çalışmalarında yer alan açıklamalara dokunmak istemedim. Ne yazık ki kısıtlı yazı alanı nedeniyle fotoğrafları seçmek ve azaltmak zorunda kaldım. Derdim sergiyi tanıtmak, sizleri haberdar etmek. Sergiye gidin, tüm çalışmaları bir arada görün, derim. Sevgiyle sanatla kalın. Ufkunuz açılsın. Çevreye duyarlı ve başarılı öğrencileri işlerini beğenerek teşvik edin. Hiçbir şey kaybetmeyeceğinize bahse girerim.  

 

(Handan Hanım’ın "artık öğrenme ve öğretme biçimleri değişti, bilgiye ulaşmak çok kolay, dolayısıyla biz ancak ulaşılan bilginin nasıl yorumlanacağı konusunda esinleyici olabiliriz" gibi bir yaklaşımı var.  Danışman ya da sergi küratörü yerine “esinleyici” tanımını yeğ tutuyor. Biz de onun görüşüne saygı duyuyoruz. YAS)     

 

 

‘SU’DUR NEDENİ…

 

Antalya-Burdur karayolunun 30. kilometresi civarında kaynaklarla yeryüzüne çıkan sular, yaklaşık 1 kilometrelik sulak alanlar ve göletler oluşturur. Birkaç kilometre büyükçe bir nehir olarak akar ve Bıyıklı Düdeni içinde yeniden yeraltına iner.

 

Antalya'ya doğru ilerleyen yeraltı suyu, bir koluyla şehrin 14 km kuzeydoğusunda, önce Varsak bölgesinde, daha sonra Düdenbaşı şelalelerinde yeryüzüne çıkar. Düden Çayı adıyla 15 km boyunca Antalya ovasını sulayarak akar ve Lara bölgesinde şelâle oluşturarak Akdeniz'e dökülür.

 

Bazı yeraltı su yatakları da birkaç kol verir, her kol kendi mecrasında akar; şehrin farklı yerlerinde Arapsuyu, Pınarbaşı, Kuşkavağı, İskele, Duraliler pınarları gibi adlarla yeryüzüne çıkarlar. Kanal ve kanaletlerle yönlendirilerek enerji, sanayi, tarım ve evsel kullanıma verilen sular da aynı kaynaklardan gelir.

Toroslardan kaynayarak gelen gelen Karaman Çayı, Sarısu Deresi, Göksu Çayı, Çandır Çayı, Boğaçay, Aksu Çayı ve daha nicesi Antalya’nın bereketinin kaynağıdır.

 

Binlerce yıldan beri Antalya ovasını sulayarak Antalya’nın nedeni olan bu kadim sular, bugün tarımda kullanılan pestisit ve gübreler, sanayi atıkları, turizmden kaynaklanan mikrofiber ve plastik atıkları ve evsel atıklarla her gün biraz daha kirleniyor. Kente hayat veren sular ölüyor, ölen sular kenti öldürüyor. Oysa temiz su hakkı yaşam hakkıdır.

 

KIRKGÖZ PINARLARI

 

Karain Mağarası’nda yaşayan atalarımızdan bugüne bölgenin su ihtiyacını karşılayan en önemli kaynak olan Kırkgöz Pınarları, insanlık tarihinin de bilinen en eski kaynaklarından biridir.

Bu kaynaklar takriben 1 km’lik zon boyunca, deniz seviyesinden 300 metre yüksekteki platoda karstik kireç taşlarından çıkar, pınarların etrafında büyük bir sulak alan ve özellikli bir doğal çevre yaratır. Nilüferle bezeli göletler yüzlerce canlıya ev sahipliği yapar.

Kırkgöz Pınarları’nda kaynayan sular, burada bulunan bir terfi merkezi aracılığıyla Kepez Hidroelektrik Santraline, santral tahliye suyu da kanallarla Düden Çayı’na akıtılır.

Özellikle yaz aylarında piknikçiler için bir çekim merkezi olan Kırkgöz Pınarları, plansız ve kontrolsüz kullanım nedeniyle büyük tehdit altındadır.

 

 

DÜDENBAŞI ŞELÂLESİ

 

Düdenbaşı Şelâlesi (Yukarı Düden Şelalesi), doğal güzelliği ile ülkemizin en çok bilinen şelâlelerinden biri, Antalya’ya gelen turistlerin uğrak noktasıdır. Yüzeyden hiç su akmadığı günlerde bile Düdenbaşı Şelâlesi’nin altından saniyede en az 10 metreküp su yüzeye çıkar. Bu suyun maksimum debisi 94 metreküp, ortalaması ise saniyede 15-16 metreküptür. Yılda ortalama 4 milyon kişinin ziyaret ettiği Düdenbaşı şelâlesi etrafındaki çok sayıda yeme-içme mekânı ve piknik alanları, doğa harikası şelâlenin içinde hem cazibe merkezi hem de kirletici olarak işlev görüyorlar.

 

CIRNIK KÖPRÜSÜ

 

Kenti kuzeyden güneye, dağdan denize aşan Düden Çayı üzerinde, Antalya-Manavgat karayolu güzergâhındaki Cırnık Köprüsü, tarihi ve mimari özellikleriyle dikkat çeker.

Kitabesi olmadığı için yapım yılı tam olarak bilinmese de, 13. yüzyılın ilk yarısına tarihlenen köprü, Düden Çayı üzerinde Doğu-Batı yönünde uzanır. Köprünün doğu kanadı, muhtemelen topoğrafik zaruretler dolayısıyla, kara tarafında keskin bir dönüşle kuzey-batıya yönelir; 100 metre kadar rıhtım-yol halinde ilerler ve kuzey-batı ucunda tekrar kuzey-doğuya yönelir. Sekizi açıkta, batı kanadındaki biri toprağa gömülü olmak üzere dokuz gözlüdür. Cırnık Köprüsü günümüzde sadece yaya ulaşımı için kullanılmakta, araç trafiği hemen yanındaki yeni köprü üzerinden sağlanmaktadır.

 

  

 

DÜDEN ŞELÂLESİ

 

Düden Çayı, tarım alanlarından şehir peyzajına girer, güneye doğru ilerler ve kent merkezinin 8 km doğusunda, Lara bölgesinde 40 metre yüksekliğindeki traverten bir eşikten şelâle yaparak Akdeniz’e dökülür.

 

 

 

BOĞAÇAYI

 

Konyaaltı Bölgesi’nin batısından gelen Doyran ve Çandır Çayları ile, kuzeyden gelen Karaman Çayı’nın birleşmesinden oluşan Boğaçay, yaklaşık 25 km uzunluğunda yatağı ile 800 km2’den fazla bir alanın sularını toplar ve Konyaaltı’nın batısından denize dökülür.

Yağış rejimine bağlı olarak zaman zaman taşkınlara neden olan Boğaçay’ın denize kavuştuğu noktadan içeriye doğru 650 metrelik bölümünün kanal içine alınarak havuza dönüştürülmesiyle nehir yatağı üzerinde doğal çevre-yapılı çevre olmak üzere iki bölge oluşurken, çeşitli çevre sorunları ortaya çıkmaya başladı.

 

Önemli bir sulak alan olarak geçtiğimiz yıllarda pek çok kuş türüne evsahipliği yapan Boğaçay’da kuş ve balık türleri azaldı, suyun tuzlanmasıyla bitki örtüsü bozuldu. Boğaçay’ın taşkınlarla getirdiği malzeme denize ulaşamadığı için Konyaaltı plajları aşınmaya başladı.

Artık insanlar eski alışkanlıklarını yeni-yapay çevrede sürdürmek, buna alışmak zorundalar. Boğaçayı çevresi şehrin yeni cazibe olarak hızla yapılaşıyor; çok katlı binalar suya yansıyor, insanlar kahvelerini bu yansımaları izleyerek içiyor, balık tutuyor, kuş sesi duymuyorlar.

 

 

SARISU

 

Antalya ovasının güneybatısında yer alan Sarısu Çayı, kireçtaşlarından süzülen Hurma kaynakları ve yeraltı suları ile birleşerek Antalya Limanı’nın batısından denize dökülür.

Sarısu Çayı’nın denize döküldüğü yer ile Limanı arasındaki Sarısu Plajı, plajla Sarısu Çayı arasında çok sayıda mesire yeri ve buradan Tünektepe’ye ulaşan teleferik hattı, bu bölgeyi kentin önemli çekim noktalarından biri haline getirmektedir. Öte yandan plaj açıklarındaki akaryakıt dağıtım şamandıralarıyla liman gerisindeki akaryakıt depolama tesisleri arasındaki boru hatları da buradan geçer.

Piknik ve mangal yerleri ve alış veriş noktalarına evsahipliği yapan mesire alanı ile barındırdığı onlarca balık türüyle amatör balıkçıların uğrak noktası olan Sarısu Çayı, alanı kullananların özensizliğinin ve kontrolsüzlüğün yanısıra liman tesisleri nedeniyle de kirlenme tehdidi altında. Ekim 2020’de görülen balık ölümleri kirliliğin boyutunu gösteriyor.

 

 

 

 

HURMA PINARI

 

Antalya’nın yeni yerleşim alanlarından Hurma’da bulunan bu tatlısu kaynağı, sadece mahalle sakinlerinin değil, bütün kentin içme suyu almak için geldiği bir pınar. Hazır içme sularının pahalılığının yanısıra pet şişelerdeki suyun sağlıksız olduğunu düşünenler, Hurma Pınarı’nın önünde günün her saatinde uzun kuyruklar oluşturuyor.

 

KAPUZ KANYONU

 

Antalya’nın batısında, Kepez ilçesine bağlı Aşağıkaraman köyünde, Karaman Çayı üzerindedir. Yaklaşık 3 km uzunluğundaki Kapuz Kanyonu’nun son 400 metrelik bölümü genişleyerek gölet oluşturur. Kano, trekking, rafting gibi sporların yapılabildiği kanyonda su seviyesi yağışlara bağlı olarak değişir. Doğal güzelliği ve spor olanaklarıyla özellikle yaz aylarında Antalyalıların uğrak noktasıdır.

 

 

ASPENDOS SU YAPILARI

 

Tarihi Tunç Çağı’na kadar giden, MÖ 129’dan itibaren Roma eyaleti olarak önemini Bizans dönemine kadar koruyan Aspendos Antik Kenti, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde köy statüsüne indirgendi ve nihayet geç Osmanlı döneminde tümüyle terkedildi.

Bugün büyük bölümü Roma dönemine tarihlenen anıtsal yapılar arasında kente kuzeydeki dağlardan su taşıyan su kemerleri ve su kuleleri önemli yer tutuyor. MS ikinci yüzyılda yapılmış bu su yapıları Anadolu’da en iyi korunmuş su kemerleridir.

Antik kentin 25 km kuzeyine kadar uzanan, birleşik kaplar sistemine göre inşa edilmiş olan bu kemerler, düzlüklerde 15 m, bazı noktalarda da 30 m yüksekliğe ulaşırlar. Kot farkından dolayı yer yer çift katlı, dönme noktalarında da yüksek kuleleri olan kemerlerle taşınan su, konglomera taşından yapılmış borularla şehre aktarılır.

 

 

 

 

BAŞIMIN ÜSTÜNDE YERİN VAR

 

Antalya’yı diğer kentlerden ayıran bir özelliği de binaların çatılarında bulanan güneş enerjisi sistemi. Yaz-kış güneş alan şehir, sıcak su ihtiyacını binalarının en tepesinde, çatılarında, teraslarında, hatta yer yer balkonlarında kurulu güneş enerji sistemiyle karşılıyor. Günde yaklaşık beş yüz adet güneş enerji sisteminin satıldığı, binalarının üstündeki günısı sayısının yarım milyona yaklaştığı Antalya, güneş enerjisi sisteminin üretim ve ihracatının da merkezi.

Binaların çatısında adeta yepyeni bir deniz oluşturarak Akdeniz’in üstünde bir başka “ak deniz” yaratan “Günısı” sistemi, kentin görsel kültürünün olduğu kadar, kentlinin yaşam kültürünün de belirleyicilerinden biri.

 

Not: Bu tanıtım yazısı tam bir imece çalışması, ortak yapımdır. Kültür-sanata yatkın Körfez gazetesi öncülüğünde, eğitim, kültür ve sanat için her türlü özveriyi gösteren ATSO, onun bir alt kuruluşu olan  AKS ve Akdeniz Üniversitesi işbirliği ve kente hizmet anlayışının kağıt üzerine yazı ve fotoğraf olarak yansımasıdır. İyi okumalar, iyi gezmeler. KÖRFEZ  

  

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok