Antalya
07.01.2021
A

2020 Covid-19, sağlık sorunları ve kayıplar ile dolu bir yıl oldu. Diğer yandan ekonomik çöküşün tahmin edilemeyecek boyutlardaki yıkıcı etkisi mütareke basını tarafından karartılıyor. Ülkenin içinde bulunduğu bu şartlarda ve baskının giderek arttığı bir dönemde bizlere kapısını açan Körfez Gazetesi’ne çok teşekkür ederim…

Büyük sıfırlama!

                Türkiye dâhil birçok devletin resmi arşivlerinde daha covid-19 salgını başlamadan salgın ile ilgili görüşmeler ve toplantılar yapıldığı görülüyor. Salgının doğal bir salgın olup olmadığının sıkça tartışıldığı ve Dünya Sağlık Örgütü’nün ilaç tekelleri ile ilişkilerinin ifşa olduğu bir dönemden geçiyoruz. Dünya Ekonomik Formu’nun (WEF) covid-19 sonrası ortaya attığı “büyük sıfırlama” kimine göre komplo kimine göre adalet getirecek. Büyük sıfırlama ne kapitalizmin sıfırlanması ne de emperyalizmin çıkmazıdır. Büyük sıfırlama; “küresel seçkinlerin” korona virüs korkusunu kullanarak insanlığa dayattığı sömürünün bir başka biçimidir. Yeni dünya düzeninde insanın adı yoktur!

                Diğer yandan Türkiye 2003’te başlayan “sağlıkta dönüşüm programı” sonucu dünya ilaç tekellerine teslim edilmiştir. Türkiye’nin bırakın aşı üretmesi bir ağrı kesici bile üretmesi, iktidarın imzaladığı uluslar arası anlaşmalar sonucu mümkün gözükmüyor.

Anayasa tartışmaları

                2011’de ilk kurulan TBMM Anayasa Uzlaşma komisyonu 25 ay çalışmış, 60 madde üzerinde uzlaşılmış olmasına rağmen çalışma esaslarında anlaşılamadığı gerekçesi ile komisyon çalışmaları sonlandırılmıştı. İktidarın bu çalışmadan istediği esas sonuç parlamenter sistemden vazgeçilmesiydi.

                Ekim 2016’da, Nisan 2017’de anayasa değişikliği için bir referandum yapılacağı ilan edilmişti. 20 Ararlık 2016’da başlayan görüşmelerde AKP tarafından parlamenter sistemden vazgeçilip başkanlık sistemine geçilmesi isteniyordu. Hatırlayacağınız üzere CHP’nin daha önce uzlaştığımız 60 maddeyi geçirelim önerisini kabul etmeyen AKP kendi paketini 16 Nisan 2017’de referanduma götürerek parlamenter sistemden başkanlık sistemine geçişi gerçekleştirdi. O günlerde başta Atatürkçü Düşünce Derneği olmak üzere birçok demokratik kitle örgütünün miting yapmaları yasaklandı ve halkın “rejim değiştiriliyor” gerçeğini duyması engellendi. AKP referandum kampanyasını rejimi değiştirmiyor sistemi değiştiriyoruz ana söylemi üzerinden yürüttü. Oysa bugün evet diyenler dâhil herkes rejim değiştirildi diyor. Her ne kadar rejim değiştirilmiş olsa da 2018’deki yerel seçim sonuçları ve sonrasındaki gelişmelere bakılırsa Türk Milleti rejim meselesine 1923’te noktayı koyduk diyor… 

2021: Ufukta erken seçimin gözükmediği ve 2023’e sayılı günler kala anayasa ve parlamenter sistemi sıkça konuşacağımız bir yıl olacaktır…

2023’e sayılı günler kala…

                İnsan ömründe 1 yıl bir milletin ömründe 10 yıldır. Dolayısıyla Türk Milleti’nin ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ömründen 1,5-2 yıl geçmiştir. Yıkılan, satılan, çalınan, yok olan her şey yeniden yapılır, yeni üretim araçları yaratılır. Hiç şüpheniz olmasın!

                Ben umudumu hiç kaybetmedim onun için buradayım…

Paylaş
ETİKETLER:
Yok