Antalya
04.09.2020
A
RÖPORTAJ
PANDEMİ BEREKETİ
PANDEMİ BEREKETİ

Covid – 19, tüm dünyayı dize getirerek tüm hızı ile yayılımını sürdürdüğü; yaşamın dört duvar arasına ve insansızlığa sıkıştığı günlerden geçiyoruz. Ciddi anlamda toplumsal bir travma aslında. Ama bu zorlu süreçte bile düşünmekten, üretmekten, paylaşmaktan vazgeçmeyen insanlarımız var. İşte onlardan birisi Nuri Erkal

Covid – 19, tüm dünyayı dize getirerek tüm hızı ile yayılımını sürdürdüğü; yaşamın dört duvar arasına ve insansızlığa sıkıştığı günlerden geçiyoruz. Hele de bizim gibi informal ilişkilerin, sosyal bağları güçlü bir toplumda çok zor bu süreç. Ciddi anlamda toplumsal bir travma aslında. Ama bu zorlu süreçte bile düşünmekten, üretmekten, paylaşmaktan vazgeçmeyen insanlarımız var. İşte onlardan birisi Nuri Erkal. Eğitimci, radyo-TV yapımcısı, yazar. 65 yaş kısıtlamaları nedeni ile dışarı çıkamadığı evini adeta bir düşün, yazın üretim merkezine dönüştürmüş. Bu iç bunaltıcı pandemi sürecinde de içimizi ışıtan, gönlümüzü ferahlatan 4 kitap hazırlamış ve yayınlamış.

GEZSEM DE DÜNYANIN DÖRT BUCAĞINI

“Bu topraklar bana, beni verdi. Benim yaptığım ne ki?” diye başlıyor sözlerine Nuri Erkal. Daha doğrusu tam adı ile Mehmet Nuri Erkal. Gözleri Akdeniz’de Beydağları’na doğru kayarken, iç dünyasının 1943 yılında Diyabakır’da başlayan yaşamına doğru kısa ama yoğun ve derin bir yolculuğa çıktığını hissediyorsunuz. Nuri Erkal’ın yanında kimler yok ki bu yaşam yolculuğunda… Adnan Binyazar’dan, Ataol Behramoğluna; Enver Gökçe’den, Ahmet Arif’e… Düşün ile yazın ile dolu bir yaşam. Üretmek, üretmek, üretmek. “Yazmasaydım, delirecektim” demiş Sait Faik. İşte böyle bir yaşam Nuri Erkal’ınki de.  “Taş olsam dağılırdım, toprak oldum direndim” der Azeriler. Nuri Erkal da toprak gibi berekete bereketini katarak direnmiş, kendisinin ve ülkesinin yaşamındaki dağ yığını dertlere, çilelere.

ANTALYA YAZIN HARMANIDIR

“Yazın Harmanı” adlı kitabı, Erkal’ın Antalya anılarını derlediği bir yayın. Neler yok ki kitapta. Hasan Ağa’dan, Ahmet Tüzün’e; Sıcaklarında, toprağının bereketine kadar herşeyi tatlı ve sade bir dille sığdırmıştır. 1960’larda geldiği Antalya’ya, bir teşekkürdür ‘Yazın Harmanı’.

Yitik Mavi

Akdeniz gibi bakıyorsun

Rüzgarın meltemin yakamozlarına

Doluyor gözlerime

Bir sandalcık gibi yaklaşmışım kıyına

Belki alırsın beni koy’una

Mavi bir çığlıktır yaşamak zaten

Ya alabora olurum dalganda

Yitik mavi olurum ya da

Giderek tenhalaşıyor insan

Sensiz kalabalıklarda

 

DİYABAKIRDAN ‘DİYARIMIN ŞAİRLERİ’

Diyarbakırlıdır Nuri Erkal. Diyarbakır’ın niceleri gibi ülkemize, yurdumuza kazandırdığı değerlerdendir. Diyarbakır sevdası, Diyarbakır özlemi hiçbir zaman bitmemiştir. İşte bu özlemdendir ki; diyarının şairlerini yazmış, bir kitapta toplamıştır. Cahit Sıtkı Tarancı, Ahmet Arif ve nicelerini var etmiştir bu kadim topraklar. Süleyman Nazif, kütüphaneciliğin piri Ali Emiri, Türkiye’de sosyolojinin kurucusu sayılan Ziya Gökalp Diyarbakırlı bilinen değerlerdir. Erkal bu kitabında, hasretini çektiği Diyarbakı’ın şairleri ile bir nebze olsun sıla özlemini gidermiştir.

HASRET YAZMAKLA HARLANIR. ‘DOST YAZILAR’

Geniş bir yazın dünyası vardır Nuri Erkal’ın Cemal Süreya’dan, Hikmet Macit Selekler’e; Aşık Reyhani’den, Esen Emekçigil’e çok geniş bir yazın çevresi ile birlikte bir ömür geçirmiştir. Geçirdiği bu ömrü de denemelerinden biriktirmiş, örmüş, dostluklarını berkitmiştir. İşte bu birikim ırmağının barajıdır ‘Dost Yazılar’. Bugüne kadar yaşamına dahil olan isimleri, kendi kaleminden, kendi dünyasından okura aktarmıştır. Aktarırken de tarihe tanıklık etme adına ince ince notlar düşmüştür.

MAVİ DÜŞLER

Maviye boyuyorum hayatı

Ülkemin göklerinden

Derliyorum mavileri

Üç yanımızı saran denizlerden

İçimde biriken sevgiyle

Şiirler, öyküler yazıyorum

Sevgide buluşuyor

Duygu ve düşünceler

Bütün insanları

Birleştiriyorum mavide

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: