Antalya
25.01.2020
A
ARŞİV , YAŞAM
Adalet Nöbeti Antalya'da başladı
Adalet Nöbeti Antalya'da başladı

Yurt genelinden avukatların katılımıyla İstanbul Çağlayan Adliyesinde başlayıp 85 haftadır devam eden Adalet Nöbeti İstanbul, Bursa, İzmir, Ankara, Hatay, Van, Kocaeli, Artvin, Diyarbakır ve Adana’nın ardından Antalya'da başladı

Adalet Nöbeti için Antalya Adliyesi'nde buluşan avukatlara ve vatandaşlara seslenen Antalya Barosu Başkanı Polat Balkan, "Bugünkü nöbetimiz, kalemi hep gerçekleri yazan büyük devrimci Uğur Mumcu başta olmak üzere, alçakça katledilen akademisyenlere, avukatlara, aydınlara, gazetecilere, sanatçılara ve yazarlara adanmıştır" dedi.

TALEP ETMEKTEN VAZGEÇMEYECEĞİZ

"Bu topraklar, ne yazık ki, her güne bir acının düştüğü, dehşetin olağanlaştırılmaya, siyasetin de faili meçhullerle, yargılı ya da yargısız infazlarla şekillendirilmeye çalışıldığı topraklar. Sabahattin Ali, Abdi İpekçi, Cevat Yurdakul, Cavit Orhan Tütengil, Ümit Kaftancıoğlu, İlhan Erdost, Muammer Aksoy, Çetin Emeç, Turan Dursun, Bahriye Üçok, Musa Anter, Uğur Mumcu, Nesimi Çimen, Behçet Aysan, Metin Altıok, Onat Kutlar, Av.Ali Günday, Metin Göktepe, Ahmet Taner Kışlalı, Ali Gaffar Okkan, Necip Hablemitoğlu, Mustafa Yücel Özbilgin, Hrant Dink, Mehmet Selim Kiraz, Av.Tahir Elçi, Av.Mehmet Samim Geredeli, Av. İbrahim Ergin, Av. Müzeyyen Boylu, Av. Armanç Arkaş ve Av. Hüseyin Yama aramızdan koparılanlardan bazıları" diyen Polat Balkan,  "Bilinmelidir ki, bizim buna rızamız değil, itirazımız var. Adaleti, demokrasiyi ve hukuk devletini savunanlar olarak, faili meçhul cinayetler, yargısız infazlar aydınlatılıncaya, cezasızlık politikası sona erinceye kadar toplumumuzun belleği olacağız. Memleketimizde gerçek bir adalet düzeni, gerçek bir hukuk devleti kuruluncaya kadar, bedeli ne olursa olsun, inançla ve kararlılıkla mücadele edeceğiz. Unutulmamalıdır ki, otoriter bir rejime karşı en büyük direniş, hukukun ve insan haklarının uygulanmasını talep etmektir. Bizler talep etmekten hiç vazgeçmeyeceğiz" diye konuştu.

SITMAYA RAZI OLMAYACAĞIZ

Hukuk devletinden fersah fersah uzaklaşıldığı, kuvvetler ayrılığı ilkesinin şeklen bile umursanmadığı, yargının bağımsız ve tarafsızmış gibi bile davranamadığı, yargının kurucu unsurlarından olan bağımsız savunmayı serbestçe temsil eden ve yurttaşların hak arama özgürlüğünün temsilcisi olan biz avukatların adliyelere aranarak girebildikleri, kısıtlı alan uygulamasının 'avukatlara kısıtlı alan - avukatlardan arındırılmış bölge' olarak uygulandığı, hiçbir çağdaş, demokratik hukuk devletinde düşünülemeyecek ve kabul edilemeyecek gerekçelerle cezaevlerine konulduğu, katledildiği, intihara sürüklendiği, işkence gördüğü (işkencecilerin soruşturul(a)madığı), ekonomik ve mesleki sorunlarına hiçbir ciddi ve kalıcı çözüm üretilmediği, Tehlike Altındaki Avukatlar Günü’nün son on yılda iki kez Türkiye’deki avukatlara ithaf edildiği, akademisyenlerin, aydınların, gazetecilerin, yazarların ve yurttaşların, A.İ.H.M. ve yüksek mahkeme kararlarına karşın, adil yargılanma haklarının ihlal edildiği, yargılandığı ve cezaevlerinde konulduğu, TBMM’nin tasfiye edildiği, kararname pratiklerinin demokrasiye alternatif bir rejime dönüştüğü, OHAL KHK’larıyla savunmaları alınmadan, gerekçe gösterilmeden görevlerinden ihraç edilen insanların adeta sivil ölüme mahkum edildiği, ifade ve basın özgürlüğünün boğulduğu, toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkını kullananların şiddetle karşılandığı, çocukların cezaevlerinde büyümek zorunda bırakıldığı, çocuk istismarı, kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinin önlenemediği gibi, bu konularda hiçbir ciddi politika üretilmediği, çevremizin ve doğamızın talan edildiği, yağmalandığı, kültürel ve tarihi eserlerimizin imha edildiği, YSK eliyle demokrasiye darbe yapıldığı, kayyum atama pratikleri ile halkın seçme ve seçilme hakkının, iradesinin yok sayıldığı günlerden geçiyoruz. Katlanılamaz ve taşınamaz boyuta gelen bütün bu sorunlara ne yazık ki Yargı Reformu Stratejisi 2019 Belgesi'yle çözüm üretilmeye çalışılıyor" diyen Polat Balkan, "Adalet; çoğulcu, katılımcı ve özgürlükçü demokrasi; hukuk devleti, savunmanın yargı içindeki statüsü, savunma hakkının etkin kullanımı, gerçek bir yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı konularında bir fikri ve vizyonu olmayan, sözgelimi yürütmenin yargı üzerindeki tahakkümünden, HSK’nın yapısından rahatsız olunmadığı gibi, adalete erişim ve savunma hakkının etkin kullanılması ile ilgili hiçbir planı ve tasarımı da olmayan bu belge, tıpkı 2009 ve 2015 Strateji Belgeleri gibi hiçbir soruna ciddi ve kalıcı bir çözüm üretmeyecektir. Uygulamaya dönük basit değişikliklerin, tarihsel birikim ve içeriğinden koparılıp, Reform (Yenilik) olarak sunulmasına aldanmayacağız, sıtmaya razı olmayacağız. Tuzumuz kuru olmasa da, tuzu kokmuşlara inat, mesleğimizin onuru ve saygınlığı için mücadele etmeye devam edeceğiz!" diye konuştu.

MÜCADELE YÜRÜTENLERE SELAM

27 yıl önce bugün katledilen Uğur Mumcu'nun “Bizler, bu gibi ilişkileri ortaya çıkardığımız, yolsuzlukları sergilediğimiz için başımıza gelmeyen dert kalmadı; hapis yattık, hücrelerde kaldık, bileklerimize kelepçeler takıldı, sırtımızda taş taşıdık; ama bunlar, devletin milyonları üzerinde imparatorluk kuranlar, aşçıları, bahçıvanları, hanları, hamamları ve milyonluk yalıları ile masal hayat yaşayanlar, bizleri 'vatan ve millet' düşmanı ilan ettiler. Ellerindeki gazeteleri kullanarak, bizleri sindirmeye ve korkutmaya çalıştılar. Bunları vicdan sahibi insanların dikkatine sunuyorum” şeklindeki sözlerine göndermede bulunan Polat Balkan, konuşmasının sonunda 2020 yılında Tehlike Altındaki Avukatlar Günü’nün ithaf edildiği PakistanlI Avukatlara ve avukatlık mesleğinin onuru ve saygınlığı için mücadele yürüten Fransız avukatlara selam gönderdi.    Mustafa KOÇ

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: