Antalya
27.07.2017
A
GÜNCEL , POLİTİKA , SEKTÖR
Festival eleştirileri sürüyor
Festival eleştirileri sürüyor

        Antalya Film Festivali’nden ulusal yarışma bölümünün kaldırılmasıyla ilgili tartışmalar devam ediyor   P24 Bağımsız Gazetecilik Platformu çatısı altında kurulan Sansüre ve Otosansüre Karşı Susma Platformu’ndan Özkan Küçük, sinema yazarları Seray Genç, Fırat Yücel; yönetmenler Özcan Alper, Ali Kemal Çınar; yapımcı ve yönetmen Serkan Acar; Sinema Yazarları Derneği (SİYAD) Başkanı – Akademisyen Tül Akbal Süalp ile Antalya Film Festivali’nde belgesel ve kısa film kategorilerinin ardından ulusal kategorinin kaldırılmasının neye işaret ettiğini konuştu. Özkan Küçük’ün, platformun resmi internet sitesi Susma24’te yayınlanan haberinde Altyazı Sinema Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fırat Yücel, 54. Festival yönetiminin uygulamasıyla ilgili, “Muhalif kültürel üretim ‘yerel siyaset’ başlığı altında kriminalize ediliyor” ifadelerini kullandı. Yeni filmi “Genco” ile gündeme gelen Yönetmen Ali Kemal Çınar, “Kendilerine uygun bir sinemacı kitlesi yaratmaktı amaç, yaratamayınca da var olanı da ortadan kaldırmak istiyorlar” yorumunda bulunurken, yapımcı - yönetmen Serkan Acar’ın ulusal bölümün kaldırılmasını “Bir tür OHAL etkisi” olarak gördüğüne vurgu yapıldı.   SANAT DİZAYN EDİLİYOR Yeni Film dergisi yazarı Seray Genç, 2014 yılından bu yana Antalya Film Festivali’nde yaşanan gelişmeler için, “Sadece festival komitesi değil, kimi köşe yazarları, festivalle çıkar ilişkisi kurmuş pek çok sinemacı vb. yine sansürden yana olmuş ve sansüre sansür diyenlere ‘bozguncu’dan ‘portakal akıllı’ya saydırmaktan geri durmamışlardı” ifadelerini kullanırken, SİYAD Başkanı - Akademisyen Tül Akbal Süalp, “Bir festivalin kendini korku ile imha edişine ve telaşla üstüne beton döküp sonra çirkin büyük saksılarla çevre düzenlemesi yapışına şahitlik ediyoruz” dedi.  “Özcan Alper’in kararın arkasında siyasetteki gibi, kültür sanat alanında yapılmaya çalışılan bir dizayn çalışması olduğunu düşünen sinemacılardan olduğuna” vurgu yapılan haberde, Alper’in, “Yoksa ulusal yarışmasıyla ünlenmiş bir festivalin uluslararası boyutunu büyütmek adına ulusal yarışmasını kaldırmanın hiçbir mantıksal açıklaması yok” ifadelerine yer verildi. Küçük’ün haberi Fırat Yücel’in Twetter hesabından yayınladığı mesajla son buldu: “2014’te ‘festivale zarar gelmesin’ diyerek sansüre ses çıkaranları ‘bozguncu’ ilan edenler gurur duysunlar! Altın Portakal sizlere ömür.” Küçük’ün soruşturmasına cevap veren yapımcı, yönetmen ve yazarların görüşlerinden bazı bölümler şu şekilde:   MUHALİF ÜRETİM KRİMİNALİZE EDİLİYOR Fırat Yücel (Altyazı Sinema Dergisi Genel Yayın Yönetmeni - Eleştirmen - Film Yapımcısı): 2014’te Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek belgeseline uygulanan sansürden sonra Menderes Türel’in yaptığı konuşmalara baktığımızda, her seferinde sinemanın evrensel olduğunu, sanatçıların yerel / güncel siyasete kapılmaması gerektiğini vurguladığını görüyoruz. Bu ifadeler boşuna edilmemişti. Türkiye’nin sorunlarından bahseden, güncel siyasetle herhangi bir şekilde ilişkilendirilebilecek tüm filmlerin (hatta tüm sanat eserlerinin) tehdit olarak görüldüğüne işaret ediyordu bu ifadeler. Muhalif kültürel üretim ‘yerel siyaset’ başlığı altında kriminalize ediliyor, ‘evrensel dil’ gibi ne idüğü belirsiz kavramlar da bu depolitizasyon sürecinin kılıfı olarak işlev görüyordu. Kısacası eğer ulusal yarışmalar ‘yerli ve mili’ olmuyorsa, yani siyasi iktidarın duyulmasını istemediği politik sesleri de kapsıyorlarsa, o zaman bu yarışmaları kaldırırız, bunun adını da ‘evrenselleştirme’ koyarız gibi bir mantık var burada. 2014’ten sonra belgesel yarışmanın kaldırılması bunun ilk adımıydı. Şimdi de Türkiye film festivali tarihinin en köklü ulusal yarışmasına son vermiş oldular.   AYAK SESLERİ GELİYORDU   Ali Kemal Çınar (Yönetmen): “Bunun ayak sesleri epey zamandır geliyordu zaten. Kendilerine uygun bir sinemacı kitlesi yaratmaktı amaç, yaratamayınca da var olanı da ortadan kaldırmak istiyorlar. Bize de düşen mesafeyi korumak, omurgayı dik tutmak.”   ÇOK FAZLA KONUK GELMEZ   Özcan Alper (Yönetmen): “Bu kadar politik kaos şartlarında İstanbul Film Festivali’ne bile yabancı konukların çoğu gelmezken, böyle bir zamanda Antalya’ya da çok fazla uluslararası konuğun geleceğini düşünmüyorum’’ diyerek festival yönetiminin savunmasına katılmadığını belirten Alper, gerek film yapım biçimlerinde gerekse de festivallerde yaşanan tıkanıklığın aşılması için alternatif yollar üzerinde kafa yormak gerektiğini dile getirdi.   ‘SANSÜR’ DİYENE ‘BOZGUNCU’ DENDİ Seray Genç (Sinema Yazarı) “Bir zamanlar yerli sinemanın adresi, bir geleneğin Altın Portakal’ın temsilcisi festival, son olarak kendini imha eder gibi ulusal uzun yarışmayı kaldırdı ve kaldırırken de yine ibretlik bir açıklama yaptı. Yapılan her açıklama ironik biçimde öncü, yenilikçi, sinemaseverleri, Antalya halkını bekleyen sürprizler olarak sunulurken yabancıların Antalya’ya gelmesi de Antalya’nın güneşine bağlanabiliyor….2014 yılında sadece festival komitesi değil, kimi köşe yazarları, festivalle çıkar ilişkisi kurmuş pek çok sinemacı vb. yine sansürden yana olmuş ve sansüre sansür diyenlere ‘bozguncu’dan ‘portakal akıllı’ya saydırmaktan geri durmamışlardı. Aman festivale zeval gelmesin deyip sırtlarını dönenler, gözlerini kapayanlar, sansür sansür diyenlere saldıranlar, tek ayak üzerinde söylenen o 40 yalana inanmak isteyenler, hiçbir şey olmamış gibi ‘festival’ hayatlarına devam edenler, bugün kimin zarar verdiği konusunda daha da açıklığa kavuşan durumun bilincine varmışlar mıdır bilemiyorum.’’   OHAL ETKİSİ Serkan Acar (Yapımcı ve Yönetmen) “Mesele OHAL etkisi…Nasıl kayyum atıyorlar, insanları işten atıyorlarsa, bu da festivale yapılan bir darbe.’’   FESTİVAL KENDİNİ İMHA ETTİ Tül Akbal Süalp (SİYAD Başkanı – Akademisyen) “Bir festivalin kendini korku ile imha edişine ve telaşla üstüne beton döküp sonra çirkin büyük saksılarla çevre düzenlemesi yapışına şahitlik ediyoruz ama bu şahitliğimiz diğer şahit olduğumuz korkunç garipliklerin sadece küçük bir parçası. Ama her şey normal bir dünyada gerçekleşiyor gibi yapacak olursak; ‘önce belgeselcileri götürdüler, sonra da ulusal filmcileri…’ diye başlayan cümleler de kurabiliriz. Ama hiç kurasım yok.”   KARARI ‘OLUMLU’ BULANLAR DA VAR Haberde 54. festival yönetiminin kararına olumlu bakan yönetmen Ferit Karahan’ın görüşüne de yer veriliyor.  2013 yılında ilk filmi ‘Cennetten Kovulmak’ ile en iyi film ödülünü alan Ferit Karahan kararın, lokal işler yerine dünyaya açılmayı sağlayacak filmlerin üretimini sağlayacağını savunarak, “Jüriler uluslararası bir komiteden oluşacağı için ödüller hakkında genel olarak her festival sonrası oluşan şaibe ortadan kalkacak. Dünyadan sinema eleştirmenlerinin geldiği bir yer olacak. Bunun Kültür ve Turizm Bakanlığı desteklerine ve TRT gibi televizyon kuruluşlarına da yansıyacağını düşünüyorum” dedi.  Mustafa KOÇ      

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: