Antalya
30.11.2019
A

Yeşilova sakinlerinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığının, Burdur Yeşilova İlçesi, Salda Gölünde  “Millet Bahçesi, Genel alt yapı işleri ve Rekreasyon alanları ile Millet bahçesine ait sosyal donatılar Yapımı” ile ilgili TOKİ aracılığı ile yaptırdığı İHALE işleminin İPTALİ için açılan dava; Isparta İdare Mahkemesinin yetkisizlik kararı vermesinden sonra  Ankara 16.İdare Mahkemesi 2019/1857 E. 2019/2231 K.sayılı kararı ile RET edildi.

Mahkeme kararında özet olarak, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının gerekli görmesi halinde bu tür işleri TOKİ’ye yaptırabileceği, yapılan işlemlerde usulsüzlük görülmediği, muafiyet hükümleri gereği, plan kesinleşmeden, ÇED raporu alınmadan da ihale yapılabileceği, bu alanda Mekansal Planlama Genel Müdürlüğünün mart 2019 tarihinde millet bahçesi olarak düzenlenmesine ve Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünün Ağustos 2019 tarihinde bu projenin ÇED sürecine dahil olmadığına ilişkin kararları göz önüne alınarak davanın reddine karar verildiği açıklanmıştır. 

Hiç kuşku yok ki böyle bir karar uygulama sahibi idareyi, menfaat çevrelerini, kamusal alanlardan, doğal zenginlik kaynaklarımızdan nemalanmak isteyenleri fazlasıyla sevindirecek bir hüküm olarak tarihe geçecektir.

Bu karar tıpkı Delikli Göl aymazlığında izlenen adımlarda olduğu gibi Salda Gölü projesindeki usulsüzlükleri meşrulaştırma kararı olmuştur. İdarenin hukuk dışı uygulamalarını kılıfına uydurma gayretlerini, göç yolda düzülür mantığını aklama kararı olarak hatırlanacaktır.

Öyle ki bu ayın başında ihalenin kendisinde kaldığını Yeşilova Belediye Başkanına makamında bildiren ve Aralık ayının başında işe başlayacağını açıklayan firmayı  destekleyen ve zamanlama olarak da bu firmayı mahcup etmeyen bu mahkeme kararı hiç kuşku duyulmamalıdır ki kabul edilemez bir hukuk ayıbı olduğu kadar, soru işaretlerine cevap veren bir karar olmuştur.

Son derece yüzeysel ve adeta Cumhurbaşkanının bu alanı millet bahçesi ilan etmiş olmasını referans alan, Bakanlığın da bunun gereğini yerine getiren bir emir komuta sürecinin son halkası olarak kendini ifade eden bu kararın hukuki bir karşılığının olmadığı son derece açıktır.

Zira Cumhurbaşkanınca ortaya atılan millet bahçesi, hukuki bir kavram değildir. Kanuni bir dayanağı ve tanımı bulunmamaktadır. Hele hele öncelikli üstün kamu çıkarı gereği mutlak korunması gereken Salda Gölü gibi alanları millet bahçesi adı altında adeta panayır haline getirilmesinin önünü açacak olan bu uygulamaya onay veren yargı kararı, ekolojik bir katliama neden olacak kadar vahim ve insafsız gelişmelere neden olacak niteliktedir.

Çünkü ihalenin TOKİ’ye yaptırılmasının esas amacının bu kurumun sahip olduğu muafiyetler sayesinde; plansız, ruhsatsız ve bu alan için hayati derecede önemli olan çevresel etki değerlendirmesi yapılmaksızın hareket edilmesini sağlamaya yönelik olduğu son derece açıktır. Mahkeme kararında ise bu itirazlarımızdan söz bile edilmemiştir. 

Ama dava açıldıktan sonraki tarihte davalı Bakanlık kendi bünyesinde, kendi maiyetinde yer alan Çevresel Etki Değerlendirmesi İzin ve Denetim Genel Müdürlüğünce alel acele düzenlendiği aşikar olan ÇED raporu gerekli değildir açıklamasını gerekçeli kararına dayanak yapabilen bir Mahkemenin kararı ile karşı karşıyayız.  

Yine TOKİ muafiyetleri sayesinde, ihaleye konu projede davadan sonra değişikliklere gidilerek, ihale şartlarında değişiklik yapılmış olması ile mutlak korunması gereken bu alanda esas olanın plan değil pilav yemek olduğu da bu mahkeme kararı ile tescil edilmiş olduğuna tanıklık etmekteyiz. 

Bu kararla, toplumun ve sahip olduğumuz doğal zenginlik kaynaklarımızın hukuksal güvencelerinden ziyade, idarenin kamusal alanları zenginleşme aracı olarak kullanmak isteyen uygulamalarına onay verilmiş olmasını kabullenmek mümkün değildir. 

Salda gölü ve çevresinin doğal sit alanı olarak peyzaj özellikleri, sulak alan olarak sahip olduğu biyolojik çeşitliliği, jeolojik ve kimyasal özellikleri bakımından barındırdığı endemik ve nesli tehlike altındaki türlerin barınma, beslenme ve üreme alanı olarak önemli doğa ve önemli kuş alanı kriterlerine sahip olması, Mars gezegeninin yüzey özelliklerini taşıyan dünyadaki iki bölgeden birinin Salda Gölü olduğu gerçekliklerinin hiç birinin göz önüne alınmaması, çevresel gelişmeler nedeniyle gölün özelliklerini yitirmeye başladığı, suyunun çekildiği, canlı ve cansız türlerinin yok olma  tehlikesi ile karşı karşıya olduğunu ortaya koyan bilimsel tespitlere de gözünü kapaması karşısında söylenecek söz kalmamıştır.

Salda Gölü ve çevresinin bütünlüğü içinde değerlendirilebileceği, proje alanında öngörülen yoğunluğun ve yapılaşmaların göle ve çevresine etkilerinin neler olabileceği hakkında keşif yapılmasına, bilirkişi incelemesi yapılmasına dahi lüzum görmeyen böyle bir mahkeme kararının hukuki değeri hiç kuşku yok enine boyuna sorgulanmalıdır 

Doğal olarak bu karar Danıştay’da itiraz edilecek ve yürütmenin durdurulması talebi ve ihale kararının iptal edilmesi davası sonuna kadar ısrarla takip edilecektir.

Ama esas mesele kamuoyunun ve duyarlı çevrelerin tutumunun ne yönde gelişeceğidir. Demokratik  tepkilerimiz ve itirazlarımız ile yaşam alanlarımıza, kamusal değerlerimize  yönelik bu fütursuz müdahalelere karşı iş işten geçmeden mutlaka dur diyebilmeliyiz.

Sürüklenmek istendiğimiz bu vahim sona, ancak hepimiz birlikte son verebiliriz.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok