Antalya
18.10.2019
A
RÖPORTAJ
İLK BAKIŞ
 İLK BAKIŞ

Bu hafta röportaj köşemizde çok özel bir konu ve konuğu ağırlıyoruz. Kadın doğum, cinsel terapi, gebelik yönetimi ve daha bir çok konuda uzman, değerli doktor Mustafa Sağlam ile; varoluş vesilemiz olan kadınlar ve genel kadın sağlığı çerçevesinde; bilinçli gebelik, bilinçli ebeveynlik ve kadın sağlığına yönelik toplumsal bilinç düzeyi üzerine konuştuk.

 

 Bir yanda; dünyaya adım atmak için can atan bir yavru...

Bir yanda; yavrusunu içinde hissettiği andan itibaren yüreği pırpır eden bir anne...

Bir yanda; onu kucağına almak için sabırsızlanan bir baba...

Ve bu mutluluk üçgeninin tam ortasında, aşkla ve itinayla işini yapan bir doktor...

Yüzlerce bebek ile, anne ve babasından bile önce göz göze gelen ve onca minik gözün, dünyaya geldiği ilk an gördüğü o tatlı ve sıcak güleryüz...

Operatör Doktor Mustafa Sağlam...

Merhaba Değerli Yedi Renkli Kalem Okurları!

Bu hafta röportaj köşemizde çok özel bir konu ve konuğu ağırlıyoruz. Kadın doğum, cinsel terapi, gebelik yönetimi ve daha bir çok konuda uzman, değerli doktor Mustafa Sağlam ile; varoluş vesilemiz olan kadınlar ve genel kadın sağlığı çerçevesinde; bilinçli gebelik, bilinçli ebeveynlik ve kadın sağlığına yönelik toplumsal bilinç düzeyi üzerine konuştuk.

Merhaba Mustafa Bey! Öncelikle röportaj konusunda bizi kırmadığınız için çok teşekkür ederiz. Genel konularımıza geçmeden önce merak ettiğim bir şeyi sormak istiyorum: Neden Kadın - Doğum? Yani neden diğer branşlar yerine bu alanı seçtiniz?

Merhaba Fatih Bey; asıl ben teşekkür ederim böyle güzel bir konu seçip toplumsal farkındalığa katkı sağladığınız için. Neden Kadın - Doğum... Çünkü etkilendim! Üniversitede öğrenci iken gözlemci olarak katıldığım operasyonlar içerisinde beni en çok etkileyen, bir doğum operasyonu olmuştu. Bir bebeğin daha doğrusu bir canlının dünyaya gelişine şahit olmak, anne ve babanın o anki heyecan ve mutluluğuna tanıklık etmek inanılmaz bir duyguydu ve bu duyguyu daha çok yaşamak adına bu alanı seçtim.

Anne ve babalardan bile önce siz görüyorsunuz bebeği... Ve ailenin heyecanını... Bu nasıl bir duygu?

Bu çok özel bir duygu. Evet, belki o bebeği bir daha hiç göremeyeceğim ama o an evrenin herhangi bir yerinde ruhlar arası bir bağ kurulmuş oluyor ve kim bilir belki bir gün bir yerlerde tekrar karşılaşır o gözler diye düşünüyorum ve bu beni mutlu ediyor. Ailelerin özellikle annenin korku ve heyecanına ortak olmak, onu huzurlu bir şekilde çocuğuna kavuşturmak kutsal bir görev benim için.

"Korku" dediniz... Gerçekten günümüz kadınları doğum yapmaktan halen korkuyor mu? Çünkü teknoloji çok ilerledi ve doğumlar daha rahat geçiyor diye biliyorum.

Evet teknoloji çok ilerledi ama yine de idealimiz ve hedefimiz; öncelikle, bebeği doğal yollarla dünyaya getirebilmek... O noktada bir problem var ise operasyon yapıyoruz. Fakat bahsettiğim korku, ameliyat vs. korkusu değil, bebeğin dünyaya sağlıklı gelip gelmeme endişesi. Ebeveynlerin en büyük korkusu bu.

Bu tür korku veya kaygılar olmadan nasıl çocuk sahibi olunabilir? Çiftler için önerileriniz neler?

Aslında iş çok basit. Çocuk sahibi olmayı planlayan her çiftin öncelikle bir uzmana başvurup hem kendileri hem de dünyaya getirecekleri çocuk için en sağlıklı sürecin nasıl işleyeceği yönünde bilgi edinmeleri gerekiyor. Anne adayı da baba adayı da birtakım testlerden geçmeli ve gebelik süresince anne adayı ve bebeğe risk teşkil edecek noktaları uzman kontrolü dahilinde bilmeli ve ona göre hareket etmeli. Örneğin, anne adayında Anemi yani Kansızlık problemi varsa buna yönelik önlemler alınmalı, vücut dengesi sağlanmalı ve doktorun belirlediği programa göre daha dikkatli ve düzenli bir yaşam şekli kazanmalı.

Bunun yanı sıra çiftlerin ve özellikle anne adaylarının dikkat etmesi gereken unsurların başında sigara, alkol vb zararlı alışkanlıklardan uzak durmak, rutin kontrolleri ve kızamık gibi yaygın görülen hastalıkların aşılarını doğru takip etmek, beslenme ve kilo kontrolü, düzenli uyku ve spor gibi maddeler geliyor. Sağlıklı çocuklar dünyaya getirebilmek için sureci başından sonuna kadar takip etmek önemli fakat maalesef bilinçli anne - baba olma eğilimi ülkemizde halen çok düşük oranlarda... Belki 20 çiftten 1 tanesi uzman kontrolü eşliğinde çocuk sahibi oluyor. Bir uzman doktor olarak kesinlikle ve kesinlikle takipsiz gebelik süreci önermiyorum.

Peki bu durumun sebebi ne?

Sebepler kişiden kişiye değişir tabii ama başlıca sebepler; toplumsal tabular ve eğitim düzeyi... Toplumda kadınlarımızın çoğu kadınsı problemler veya çok doğal konularla ilgili dahi konuşmaktan utanıyor ve özellikle erkek doktorlara görünmeyi bir nevi dinsel açıdan “günah” gibi algılıyor. Aynı şekilde çiftler arasında herhangi bir cinsel problem olduğunda ne erkek ne de kadın bunu dile getirmek istemiyor ve bu sebeple mutsuz yaşayan birçok insan var. Oysa bir uzmandan destek alınsa büyük gibi görünen birçok problem çok küçük işlem veya terapilerle ortadan kalkabiliyor. Eğitim düzeyi yüksek toplumlarda çiftler çocuk sahibi olmaya karar verdiği andan itibaren doktorunu seçiyor ve onun kontrolünde daha sağlıklı akıyor süreç. Fakat bizim ülkemizde bu bilinç düzeyine henüz tam anlamıyla geçebilmiş değiliz.

Maddiyat etkiliyor olabilir mi uzman desteği almayı?

Öyle olduğunu düşünmüyorum. Çünkü artık aile hekimliği denen bir sistem var ve herkes makul ölçüde bu süreci takip edebilir. Fakat buradaki tek problem; doktor başına düşen günlük hasta sayısı... Sağlık ocağı ve devlet hastanelerinde maalesef yeterli kadroların olmayışı, hastaların birikmesi, beklemesi ve belki de muayene kalitesinin düşmesi hem hasta hem de danışanlar için dezavantaj... Tabii bir diğer yandan bakınca doktorlar açısından da çok zor bir durum. Son zamanlarda artan “Sağlıkta Şiddet” kavramı halen toplumda çok yankı bulmasa da kaliteli hizmet alamadığını düşünen hasta veya hasta yakınlarının faturayı doktorlara kesmeye çalışması ve şiddete başvurması, yıllarca bu mesleğe ve en önemlisi insan sağlığı bilimine emek vermiş olan doktorlara ve doktorluk mesleğine karşı büyük haksızlık! Umarım devlet uygulamaları daha konforlu hale gelir ve aynı zamanda toplumsal eğitim ve gelişim düzeyi artar da bu tür üzücü manzaralarla karşılaşmayız.

Genel olarak baktığımızda birçok problemin ana kaynağı bilinçsizlik ve eğitimsizlik olarak görünüyor. Bir uzman olarak bu alanda çalışmalarınız var mı veya buna yönelik neler yaptığınızdan kısaca bahseder misiniz!

Açıkçası o kadar uzun bir konu ki kısaca anlatmak neredeyse mümkün değil ama elimden geldiğince toparlamaya çalışayım. Öncelikle evet; az önce de konuştuğumuz gibi eğitim düzeyi, gerek anne - baba olma noktasında gerek cinsel konularda gerek gebelik döneminde gerek evlilik süresince kısacası hayatın her anında ve insana dair sağlığın her aşamasında etkili. Fakat bir uzman olarak bize düşen görev, tüm danışan veya hastalarımıza fayda sağlayıp mutlu bireyler olmalarına yardımcı olmak.

En sık karşılaştığımız problemlerin başında cinsellik ve kadın - erkek anatomisine dair bilgisizlik, ön yargı, toplumsal baskı ve tabular ile buna bağlı gelişen cinsel problemler geliyor. Bu noktada yine biz uzmanlar devreye giriyor ve cinsel terapi seansları ile çiftlere normal bir yaşam sunuyoruz. Ülkemizde cinsellik eğitiminin çok erken yaşlarda başlaması ve okullarda da ailede de ergenlik döneminde çocuklara bu konuda yardımcı olunması gerektiğini düşünüyorum.

Erkeklerde erken boşalma, iktidarsızlık diye tabir edilen birtakım genel problemler ve kadınlarda rastlanan vajinismus, cinsel isteksizlik ve ilişki öncesi stres gibi problemlerin kökeninde çoğunlukla yanlış bilgilendirme, toplumsal ve kültürel öğretiler, dinsel tabular, eğitimsizlik ve geçmişe dair psikolojik travmalar yatabilmektedir. Bu tür problemlerin nedenini tek bir şeye dayandırmak mümkün değil belki ama bu problemlerden kurtulmak mümkün. Ortalama 8 seanslık bir terapi ile çiftler veya bireylerin cinsel problemlerine çözüm olabiliyoruz.

Vajinismus konusunu biraz daha açar mısınız!

Vajinismus kısaca tanımlamak gerekirse; kadının cinsel birleşmeye kendini “istemsizce” kapatması ve kaslarında oluşan gerilime bağlı olarak bir nevi kendini kilitlemesi olarak nitelendirilebilir. Dediğim gibi bu durum kadının isteği dışında gelişen ve muhtemelen yukarıda geçen nedenlere bağlı olarak oluşmuş ve zaman içerisinde cinsel bozukluğa dönüşmüş bir durumdur. Bu probleme sahip danışmanlarımız için öncelikle yaptığımız şey, cinsel terapi seanslarına katılmalarını sağlamak. Bireyler bu problemden kurtulmaya kararlı ve istekli olduğu ölçüde seanslar da başarı ile sonuçlanıyor. Kadın için de erkek için de tedavisi olamayacak cinsel bir bozukluk nerdeyse yok. O yüzden bu tarz problem yaşayan herkesin bir uzmandan destek almasını mutlaka öneriyorum. Toplumsal tabulardan ve kulaktan dolma bilgilerden sıyrılıp birlikte sarılıp uyuduğunuz eşinizle her şeyi paylaşarak ve konuşarak daha mutlu evliliklere ve mutlu çocuklara kavuşmak hiç zor değil.

Vajinismus hastaları çocuk sahibi olabilir mi?

Vajinismus hastası bir kadın, eğer cinsel terapi seansları ile bu rahatsızlıktan kurtulup cinsel birlikteliğe izin verir hale gelirse ve hamileliğe dair başka herhangi bir etken yoksa tabii ki her kadın gibi o da gebe kalabilir. Günümüzde kadınlarda da erkeklerde de evlenme yaşının artmasına bağlı olarak geç anne – baba olma durumları çoğaldı. Teknoloji ile birlikte tüp bebek yöntemiyle de birçok aile çocuk sahibi olmakta fakat erkeklerde kısırlık oranı artmaya başladı. Dengesiz beslenme, düzensiz bir yaşam, sağlıklı ürünlerden ziyade hızlı tüketim ürünleri ile geçiştirilen öğünler ve zararlı alışkanlıklar bu tür problemlerin artmasında büyük rol oynamakta. Anne – baba olmak isteyen bireylerin çok net bir şekilde kendilerine yeni bir yaşam disiplini edinmesi ve bunu çocuğuna da örnek olacak düzeyde ömür boyu sürdürmesi gerekiyor.

Cinsel Terapi, Aile İlişkileri, Kadın Sağlığı ve Gebelik Takibi gibi konuların eğitimleri için aileler veya bireyler nereden nasıl destek alabiliyor?

Öncelikle uzman desteği almaya çekinen bireyler genellikle kendi yöntemleriyle araştırarak veya kendine yakın gördüğü bir arkadaşı yada komşusuyla konuşarak çözüm bulmaya çalışıyor. Mesela kadınlarda kırklı yaşlardan sonra görünen menopoz ve genelde altmışlı yaşlardan sonra başlatan idrar kaçırma problemleri... Bu konularda kadınlar kendi aralarında konuyu normalleştirerek “Ayşe Teyze'de var, Fatma Teyze’de olmuştu” gibi cümlelerle birbirlerini tedaviden ziyade bu durumla yaşamaya itiyor. Oysa çok basit yöntemlerle tüm bu rahatsızlıklardan kurtulmak mümkün.

Menopoz dönemi itibariyle kadınların özellikle kalsiyum, d vitamini ve mineralleri düzenli alması ve mutlaka spora yüklenmesini öneriyoruz. Çünkü ilerleyen yaşlarda görülen kemik erimesinin başlıca nedenleri arasında vücut dengesinin ve ihtiyacının yeteri vitamini almamış olması görülmekte. Sağlıklı bir yaşlılık için sağlıklı gençlik dönemi geçirmiş olmak şart.

Çiftlere gelince; yine birçok çift eşiyle bile konuşmaya çekiniyor ve problemlerini kendince çözmeye çalışıyor. Internet en sık başvurulan mecra. Fakat internet bilgileri tam olarak yeterli olmayacağı gibi yanlış yorumlanarak bireyi daha da çıkmaza sürükleyebilir. O yüzden erkek veya kadın tüm bireyleri uzman doktorlar ile buluşmaya davet ediyorum. Özellikle gebelik döneminde erkeğin de bilgili olması; eşinin olası riskli bir anında panik olmadan ona yardımcı olmasını sağlayacaktır.

Şahsım olarak danışanlarıma bu konuda bireysel bilgi aktarımlarında bulunduğum gibi zaman zaman kurum olarak da bu tür seminerler düzenleyerek vatandaşlarımızın bilinçlenmesine yardımcı olmaya çalışıyoruz. Beni ve çalıştığım kurumu sosyal medya (facebook ve instagram) üzerinden takip ederek iletişim bilgilerimize ve yapmış olduğumuz çalışmalara ulaşabilirler.

Verdiğiniz bilgiler ve güzel sohbet için çok teşekkür ederim Mustafa Bey!

Ben teşekkür ederim bir kez daha Fatih Bey! Körfez Gazetesi ve Yedi Renkli Kalem okurlarına saygı ve sevgilerimle...

Evet değerli okurlar; bugün yine harika bilgiler ile bilgi dağarcığımızı doldurmuş olduk. Dünyaya gözlerini açan o birbirinden tatlı yavrularımıza sağlıklı ve mutlu bir hayat sunmak için lütfen genel sağlığımıza dikkat edelim ve en ufak sorunumuzda bile uzmana görünmekten asla çekinmeyelim... İlk bakıştan son bakışa kadar gülümseyen gözlerle kalmanız dileğiyle...

Fatih Haktan Coşkun

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: