Antalya
11.10.2019
A

 

4 yıl önce bugün Ankara Garı önünde İŞİD canlı bombalarının kendilerini patlatarak 103 barış yanlısının yaşamına mal olan 500 den fazla kişinin yaralandığı katliama tanıklık etmiştik.

Şimdi İç İşleri Bakanı bu militanlarla ittifak edileceğinden söz ediyor.

 

Siyasi irade bu yolla ve emperyal güçleri kollayarak açmayı düşündüğü koridor sayesinde Kürtlerle ve bölgede yaşayan diğer halklarla birlikte barış içinde yaşayabileceğimizi ve bek’a sorunumuzu çözebileceğimizi ileri sürüyor.  

 

Zora dayanan ve muhataplarından yalnızca biat etmeleri istenen bu kararın, bir çözüm olarak sunulması ve bunun desteklenmesi, uzun yıllardır mevcudiyeti sürdürülmek istenen saflaşmaların bir ürünü olduğu çok açık. 

 

Savaş endüstrisinin canı gönülden desteklediği, Rusya’nın, ABD’nin müdahaleleri ile sınırlı, başta Irak, Suriye, İran gibi ülkelerin  taraf olduğu, irili ufaklı sayısız silahlı güç odaklarının mevzi kazanmak istediği ve bize ait olmayan topraklarda imar ihya çalışmaları için de askeri operasyon yaptığımızın ilan edilmesi bu senaryonun tuzu biberi olsa gerek.  

 

Komşu ülkelerin sınırları içinde kendi güvenliğimiz için yerleşim planları yapmak, konut, hastane, okul, yol su elektrik yatırımları ile barış pınarı oluşturmak, güvenlik kaygılarımızın ötesinde iyiliksever ve yerel halkın haklarını teslim eden bir yaklaşım içinde olduğumuzun da detayları olarak sunuluyor. 

 

Ama hepimiz farkındayız ki bu savaşa ait saflaşmalar çok derinlere dayanıyor. Türkiye Cumhuriyetinin kuruluş konseptinden farklı bir duruş sergileyen Kürt siyaseti ile başarılamayan bir arada yaşama koşulları, ülkemizin komşularıyla içinden çıkılamaz savaş hallerine kadar sürüklemiş durumda. 

 

Tek adam yönetiminin öncülüğünde yürütülen politikalar bütün bir toplumu kendisi gibi düşünmeye veya itiraz etmemeye zorlarken,  bu  fiili savaş halleri sayesinde AKP iktidarının kendi ömrünü uzatmak, kendisine muhalif bloğu dağıtmak hesapları yaptığı da bir sır değil.

Yerel seçimlerde oluşan “millet ittifakının zayıflatılması, dağılması gerektiğini” söyleyebilen Cumhurbaşkanı esas niyetin ne olduğunu ortaya koymuş bulunmaktadır.    

Hayat pahalılığı, hukuksuzluklar, işsizlikler, eşitsizlikler, keyfilikler gibi pek çok nedene dayalı olarak toplumsal desteği giderek tükenmekte olan siyasi iktidar için, bu savaşın can simidi olarak kullanılmak isteneceğinden, muhalefeti dağıtma işlevi yükleneceğinden hiç bir kuşku yoktur. 

 

Belli ki bu hesaplarda canlı cansız pek çok yaşam pınarımızın kuruyacak olması kimsenin umurunda değildir. Zira bu tarihsel saflaşma nedeniyle devlet katında yer alanlar toplumsal barışın sağlanmasında savaştan başka bir çözüm önerisi geliştiremiyor. İçleri yana yıkıla toplumun barış içinde yaşama taleplerine kulaklarını tıkayabiliyorlar.

 

Oysa savaş da, barış da siyasetin tezahürleridir.

Siyasi irade toplumu yönetememe krizini savaşla aşmaya çalışırken,

bütün bu olup bitenlere muhalefet olamama krizinin eklenmesi bütün bir toplumu ve ülkemizi bugünlerden çok daha zor ve karanlık günlere sürüklenmesine neden olacaktır.    

Sözün özü, siz onlara bakmayın, barış güzeldir. 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok