Antalya
25.09.2019
A
RÖPORTAJ
Side, Malta gibi eğitim üssü olsun
 Side, Malta gibi  eğitim üssü olsun

Kış mevsiminde boş kalan otellerde, Malta’daki gibi dil eğitimi verilmesi önerisinde bulunan Eğitimci Yılmaz Altuntaş, “10 otelde yapılacak uluslar arası eğitim kursları alternatif turizme katkı sağlar” dedi. Altuntaş, turizmdeki en önemli eksiğin markalaşma olduğunu ve bu konuda 50 otelde kişisel gelişim eğitimi verdiğini anlattı

Röportaj: Hasan YAVAŞLAR

 

Antalya’da faaliyet gösteren ACA Kariyer Eğitim ve Danışmanlık Şirketi’nin kurucusu Yılmaz Altuntaş, 2016 yılında yazdığı ‘Turizm İngilizcesi Kitabı’ ile turizm sektöründe çalışıp yabancı dil bilmeyen personel için umut ışığı oldu. Dil kursuna gitme fırsatı olmayanlar için online eğitim fırsat sunan Altuntaş, kısa sürede 12 Bin kişiye ulaşmayı başardı. Side’yi Malta benzeri bir eğitim üssü yapma hayali kuran Altuntaş, “Kışın boş kalan 10 otelde dil eğitimi yapılsa alternatif turizm için çeşitlilik olur” dedi. Turizm tesislerinde kişisel gelişim seminerleri de veren Yılmaz Altuntaş, “Avrupa’ya göre en büyük eksiğimiz markalaşmadaki yetersizliğimiz. Bunu eğitimle ve kişisel gelişim kursları ile rahatlıkla aşabiliriz. Şu anda 50 otelde eğitimlerimiz devam ediyor” dedi.

 

Yılmaz Bey, kendinizi ve yaptığınız işi kısaca anlatır mısınız?

Merkezi Antalya’da olan ve tüm Türkiye’ye 12 yıldır hizmet veren bir şirketiz. Otellerde kişisel gelişim ve yabancı dil eğitim seminerleri veriliyor. Kişisel gelişim seminerinde, bir garsonun misafire davranışını belirleyen konularda geliştirme, mesleğinde ve iletişimde daha iyi noktalara getirme konusunda farkındalık eğitimleri veriyoruz. İletişim ve takım çalışması eğitimleri gibi.

Her otelin müşterisi farklıdır. Farklı ülkelerden ve kültürlerden olabilir. Global bir eğitim anlayışınız mı var?

İnsanın temel bir takım gereksinimleri var. Fark edilmek, saygı duyulmak gibi. Bütün insanların ortak bir takım özelliklerinden yola çıkarak belirli bir modeli her yerde uygulayabiliyoruz. Ama İngilizce öğretmeni olduğum için, farklı coğrafyaları tanıyan birisiyim. Dolayısıyla İngiliz turistlerin ağırlıkta olduğu bir otelde İngiliz kültürünü, Uzakdoğu ve orta doğudan gelen misafirler için de aynı şekilde uygulamalar yapıyoruz.

Yurtdışı gözlemleriniz oldu mu? Türkiye ile gelişmiş ülkelerin farkı nedir?

Bu uygulama için çok sayıda ülke gezdim. Son olarak İtalya’da bulundum. İtalya, Türkiye’ye göre daha fazla turist çeken bir ülke. Bunun nedenlerini anlamak için araştırmalar yaptım. Beni en çok etkileyen konuşu oldu: İtalyanlar bizim kadar misafirperver veya sıcakkanlı insanlar değiller. Ama çok ciddi bir marka kültürü oluşturmuşlar. Çok basit bir yemeği yapan aşçının bile o yemeği müthiş bir sunumla yaptığını gördüm. Bizdeki lavaşın içine konulmuş krem peynirinden yapılan bir ürünü yaparken ve sunarken inanılmaz bir ortam oluşturup görsellik katıyorlar. Tiyatroda “Rolünü büyütmek” diye bir deyim vardır. İtalyanlar bunu yapıyor. Dolayısıyla çok güçlü bir turizm kültürü oluşturmuşlar ve her şeyden kar sağlamayı amaçlayan bir anlayış var.

 

Başka ne gibi farklılıklar gözlemlediniz?

Tüm şehirlerde ‘cash poin’tler var. Bir şehre girerken kaç gün kalacaksanız o kadar para ödüyorsunuz. Türkiye’de yeni eni tartışılan “Ayakbastı parası” İtalya’da yıllardır uygulanıyor. Bir şehirden başka bir şehre girerken para ödüyorsunuz, başka şehre gittiğinizde tekrar ödüyorsunuz. Antalya 15 milyon turist ağırlıyor ve belediye bunlara altyapı hizmetleri veriyor ancak bunun karşılığını alamıyor. Aslında Antalya’nın yeni tartışmaya açtığı ayakbastı parası, Avrupa’da yıllardır uygulanıyor.

Tekrar eğitime dönersek… Sizin verdiğiniz eğitimler, örgün eğitimde karşılanamıyor mu?

Turizm tesislerinde çalışan insanlar için çok önemli bir eğitim ihtiyacı var. Mevcut lise ve üniversitelerin bu ihtiyacı çözebilecek bir potansiyeli yok. Oralardan mezun olan kişilerin de turizmde çalışma gibi bir kariyer hedefleri yok. Bunları toparlamak için Milli Eğitim ve Turizm bakanlığı yeni bir takım projeler geliştiriyor. Biz de özel sektör olarak bu süreci dışarıdan destekliyoruz. Örgün eğitimde verilen eğitim modeli, turizmdeki ihtiyacı karşılayacak nitelikte değildi. Bu yıl bazı proje okullar oluşturuldu. Milli Eğitim ve Kültür Turizm Bakanlıkları ortak çalışarak haftanın 2 günü eğitim alıp, 3 gün staj yaparak mesleki anlamda gelişime önem veriliyor. Bu proje geliştirilerek devam ettirilirse sorun kısmen çözülebilir.

Bir otelde çok sayıda iş kolu var. Her iş kolu için ayrı eğitim mi veriyorsunuz?

Türkiye’de hiçbir iş yapamayan insanla otellerde çalışıyor. Birçok ülkede her eğitimin bazı kodları var. Garsonluk yapmak isteyen insanlar için, giriş düzeyinde veya ileri düzeyde meslek kodu var. Bu işi tercih eden insanlar, isteğine göre o kodu seçiyor ve eğitimini alıyor. Sadece garsonluk değil, muhasebecilik veya öğretmenlik için de aynı şey geçerli. Yıllar önce Avustralya’da bir firmaya öğretmenlik başvurusunda bulundum. Türkiye’de öğretmenlik için her türlü eğitimi almama rağmen, Avustralya’daki meslek koduna göre eğitim almadığım için başvurum reddedildi.  Yurtdışında eğitimsiz iş bulmak zor, Türkiye de bu konuda adımlar atmalı.

Turizm tesislerinin ve işletmecilerin personel eğitimine bakış açısı nasıl?

Eğitim vizyonu geliştirir ve bakış açışını değiştirir. Anadolu coğrafyasındaki en büyük sorunumuz eğitimi belirli coğrafyada yoğunlaştırmışız ve tüm ülkeye yayamamışız. Eğitimler temelden başlamalı. Ancak şu anda aktif olan tesislerin de üzerine düşen sorumluluklar var. Çalışanlarını kişisel olarak veya yabancı dil açısından geliştirmeliler. Aslında eğitim maliyetleri, büyük oteller için çok küçük masraflar geliştiriyor. 80-10 Milyon Dolar para yatırarak otel açan bir turizmci, personeli için 40-50 bin Dolarlık bir bütçe ile personelinin mesleki eksikliklerini giderebilir.

Sizin turizm sektöründeki geçmişiniz nedir?

Öğrencilik yıllarımda housekeeping olarak çalıştım. Ardından serviste, ön büroda ve spa’da görevler aldım. Üniversite bittikten sonra bir devlet okulunda 6 ay öğretmenlik yaptım. 6 ay sonunda kendi yeteneklerime göre özel sektörde çalışma kararı aldım. 2007 yılında ilk eğitim firmamı kurdum. Yaklaşık 9 yıl işlettikten sonra 3 yıl otel işlettim.

Side’de eğitim turizminde çalıştığınızı biliyoruz. Bunun hikayesi nedir?

O dönemde Side’yi Malta benzeri bir öğrenim bölgesine çevirebileceğimizi düşündüm. Aslında Malta çok küçük bir ada ülkesi. Ancak gelirinin büyük bölümünü eğitimden kazanıyor. Çünkü eğitim için İngiltere’ye gidemeyen insanlar Malta’da eğitim alıyor. İngiltere ve Malta dışında eğitim turizmine ağırlık veren ve kazanç sağlayan başka ülke yok. Side’yi bu anlamda değerlendirmenin çok verimli olacağını düşündüm. Çünkü yaz aylarında turistlerle dolan tesislerin büyük bölümü kışın kapanıyor. Kış aylarında da yabancı dil eğitimi verilerek hem yeni bir cazibe alanı oluşturulabileceği, hem de otellerin daha verimli kullanılabileceğini düşündüm. Bu düşüncelerle 2011 yılında bir otel açıp eğitim vermeye başladım. Yurtiçi ve yurtdışından öğrencileri dil eğitimi için kampta toplamaktı amacımız.

Kaç ülkeye ulaştınız, beklentilerinizi karşılayabildiniz mi?

Türk, Yunan, Bulgar ve Arap ülkelerinden öğrencileri toplayarak eğitim vermeye başladık. Ancak devlet ve özel sektörün desteğini almazsanız bir yere kadar gidebiliyorsunuz. Tek tesisle başladım, diğer tesislerin de bu kulvara girmesini bekledim. 2011 yılında yurtdışından öğrenci getirecek firmalarla istediğimiz anlaşmaları yapamadık. O zaman bunu yapamadık ancak bu fikir hala hayalimde yer alıyor.

Eğitim, alternatif turizm için bir seçenek olabilir mi?

2015-2016 yılında yaşanan kriz yaşadık ve 2017’de de etkisini gördük. Deniz, kum ve güneş kültürümüz var ancak kültürel anlamda çok çeşitliliğimiz yok. Bunları çeşitlendirmeliyiz. Sağlık, eğitim ve kültürel çeşitliliğe gidersek, benzer krizleri daha kolay atlatabiliriz.

Side’nin Malta olabilmesi sizce kolay mı?

Side’nin bir Malta olabilmesi bence çok kolay. Yazın turistler tatil yapsın, Ekim ayından itibaren dil eğitimi başlasın. Antalya’nın havası, iklimi, ulaşımı çok uygun. Bu işi 10 tesiste çok kolaylıkla yapabiliriz.

Kitabınıza gelirsek. Bize kitabınızı anlatır mısınız?

‘Turizm İngilizcesi Kitabı’nı, turizmde çalışıp da, eğitime ulaşamayan insanların istedikleri her an yanlarında olacak bir kitap olması için yazdım. Bu kitap projesi kapsamında yurtdışından aktörler getirip kitabın içeriğini videolaştırdım. İnsanlar her yerde ve her zaman videoyu açarak dil eğitimi alabilir. Kitabın içinde bir sözlük, kelime kartları ve online dokümanlar var. Yani parça parça alabileceği her şeyi bu kitaba sığdırdık. Bir otelde çalışan herkes bu kitaptan yararlanabilir. Türkiye’de turizmde çalışan bin insana bu kitap kesinlikle yeter.

Online dokümanlar nasıl kullanılıyor?

Bazı otellerle online eğitim anlamında çalışıyoruz. Mevcut personelinin eğitim alması için vakti olmayan oteller, online olarak bu kitaptan yararlanabilir. Biz de onları takip edip çalışmalarını değerlendiriyor ve işletmelerine rapor veriyoruz.

Kitabı ne zaman piyasaya sürdünüz, gelen tepkiler nasıl?

Bu kitap 2016 yılında yayımlandı. Şu anda yaklaşık 50 otelde bu kitap kullanılıyor. Kitabı okuyarak eğitim alan oteller de var, online olarak eğitim alanlar da.  Yabancı dilin yanı sıra kişisel gelişim eğitimlerimiz de var. Antalya dışında Samsun, Bodrum, Mardin gibi şehirlerde de eğitimlerimiz var. Şu ana kadar 7 bin civarında interaktif üyemiz var. Kitap satışımız ise 5 bin civarında. Kitabı alana online üyelik de verdiğimiz için, 12 bin kişiye ulaştığımızı rahatlıkla söyleyebilirim.

Milli Eğitim Bakanlığı, son yıllarda meslek okullarına ağırlık veriyor. Kitabınızın kaynak kitap olması için bakanlıkla temasınız oldu mu?

Milli Eğitim Bakanlığı ile görüşmemiz var. Turizm okullarında uygulanmak üzere bir proje üzerinde çalışma konusunda görüştük. Bu konuda henüz somut bir sonuç çıkmadı ancak görüşmeler devam ediyor. Görüşme halindeyiz. Şu anda turizm liselerinde bir kitap kullanma durumu söz konusu değil. Kendi kaynak kitaplarını okutmayı tercih ediyorlar. Ancak fakültelerde kaynak kitap olarak bu kitap alternatifsiz bir kaynak olarak gözüküyor.  Türkiye’de turizm konusunda çok ciddi bir potansiyel var. Ancak böyle kapsamlı bir kitap oluşturulmamış. Kitabımızı gören eğitimciler, sektörün böyle bir kitaba ihtiyacının olduğunu söylüyor.

Birçok sektörde işgücü eğitimi gereksiz gibi algılanıyor. Turizmde bu durum nasıl?

Turizmin duayen isimleri, kalifiye eleman eksikliği nedeni ile herkesi işe almak zorunda kalıyor. Lise ve üniversitede turizm eğitimi almamış kişiler şu anda sektörde çalışıyor. Ancak işgücü de şikayet edilen bu kişilerden oluşuyor. Bu noktada işletmeler eğitim açığını bir şekilde kapatmak zorunda. Ancak ülkemizde eğitim genelde gereksiz masraf gibi algılanıyor. Oysa küçük bedellerle, devasa fiyatlara kurulan işletmelerin çalışanları eğitimden geçirilip kalifiye eleman haline getirilebilir. Bu konuda işverenlere büyük görevler düşüyor.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: