Antalya
28.08.2019
A
RÖPORTAJ
Dönüme değil, kiloya teşvik
Dönüme değil, kiloya teşvik

Toptancı Hali’nde komisyonculuk yapan Hasan Demir, tarım sektörünün yaşadığı sıkıntıların sona ermesi için devletin verdiği teşviğin dönüm bazlı değil, kilo bazlı olması gerektiğini belirtti. Demir, 1996 yılında 1 kilo domates parası ile 3 litre mazot aldıklarını ancak bugün 10 kilo domates parası ile sadece 1 litre mazot alabildiklerini anlattı

Röportaj: Hasan YAVAŞLAR

Antalya Toptancı Hali’nde komisyonculuk yapan Hasan Demir, devletin tarım sektörüne verdiği desteğin dönüm bazlı değil, kilo bazlı olması gerektiğini dile getirdi. Üretim planlamasının gerekliliğine işaret eden Demir, “İklim ve doğal koşullar göz önüne alınarak yapılacak planlama, hem ülke ekonomisi, hem çiftçi için verimli olacaktır” dedi.

130 KOMİSYONCU BATTI

Komisyoncuların zorlu bir süreçten geçtiğini dile getiren Demir, “1996 yılında 1 kilo domates ile 3 litre mazot alabiliyorlardı. Şu anda 10 kilo domates satarsa 1 litre mazot alabiliyor. 1990’lı yıllarda, eski halde 144 komisyoncu vardı. Geçtiğimiz günlerde araştırma yaptık, o yıllardan kalan sadece 10 komisyoncu var. 130’dan fazla komisyoncu ya battı, ya bu işi bırakıp başka işe girdi. Bu işi bırakanların yüzde 80’i battı. Böyle devam ederse batanlar olacaktır” şeklinde konuştu.

 

Toptancı Hali’nin 35 numaralı Komisyoncusu olarak kısaca sizi tanıyabilir miyiz?

1988 yılında kurulan şirketiz. Babamın kurduğu şirketi, 1996 yılından bu yana ben yönetiyorum. Son 10 yıla kadar gayet de iyi yönetiyorduk ancak işlerimiz her geçen gün zorlaşıyor.

Çiftçi ve tüketici arasındaki köprüsünüz. Ancak iki taraf da sizden memnun değil gibi. Bunun için e diyeceksiniz?

Nüfus çoğalıyor, üretim azalıyor. Üretilen malların yarısı hal dışında satılıyor. Şu anda kanuna göre çiftçi malını istediği şekilde satabiliyor. Tarladan doğrudan markete satabiliyor. Bazı çiftçiler, pazarda satıyor. Hal esnafının fiyatı yükselttiği anlayışı var. Bu anlayış çok yanlış. Çiftçi isterse kooperatif kurup, ürününü doğrudan İstanbul’a gönderebiliyor.

 

Tarım ürünlerinin fiyatlarının bu kadar gündemde olmasını neye bağlıyorsunuz?

Şu anda 30 çeşit domates var. Kakaolu domates dahi var. Bu 30 çeşit domatesten bir tanesinin fiyatı yükselince tüm domates fiyatları yüksek gibi algılanıyor. Şu anda domates 60 Kuruş, salatalık 30 Kuruş. Bizim işimiz zor, çiftçinin işi daha zor. Çiftçi, geçen yıl biraz para kazandı ancak şu an kan ağlıyor.

Sektörün sorunları bitmiyor ama devlet de tarıma ciddi destekler veriyor. Bu destekler çözüm olmuyor mu?

Devlet desteğinde anlayış değişmeli. Dönüm bazlı değil, kilo bazlı destek verilmeli. Bölge bölge ne yetiştirilebileceği, ne kadar yetiştirileceği planlanabilir. Bölgenin iklimine, toprağın yapısına göre bu planlama yapılabilir. Mesela; Antalya’da Aksu ve Serik için domates, Kumluca ve Finike için biber ve patlıcan, Alanya-Gazipaşa-Anamur bölgesi için salatalık desteği verilmeli. Örtü altında kayıtlı olan seraya bakarak bu destekleme verilebilir. Dönüm için verilen destekler amacına ulaşmıyor ve suistimal edilebiliyor. Destekleme programı yapılırken, hangi mevsimde ne kadar destek verileceği de planlanabilir. Şubat ayında üretilen bir kilo ürüne 60 Kuruş destek verilecekse, yaz aylarında bu destek 40 Kuruş olarak planlanabilir. Bunu yapmak için Tarım Bakanlığı’nın bir sistem geliştirerek takip etmesi gerekiyor. Devlet tarım ve hayvancılığa önem verirse bunu rahatlıkla yapabilir. Avrupa’da bu sistem kurulmuş. Devlet bütçesinin yüzde 50’sini tarım ve hayvancılığa ayırıyor. Türkiye’de toprak, su ve iklim uygun, 12 ay üretim yapılabilir. Avrupa ülkelerinde iklimden dolayı bu imkan yok.

Çiftçiler kendi sorunlarına kendileri çözüm bulamaz mı?

Çiftçiler kendi aralarında birlik olamıyor. Kurulan kooperatiflerde suistimal çok yaşanıyor. Yakın tarihte ANTBİRLİK’te yaşananları hala hatırlıyoruz. Çiftçiler, devlet ile bir araya gelerek bunu yapabilir.

Tekrar komisyonculara dönersek… Yıllar önce komisyoncular şehrin en zenginleriydi, şu anda durum nedir?

Evet, 1990’lı yıllarda Antalya’nın en zenginleri genelde komisyoncular oluyordu. O zamanlar çek ile alışveriş yoktu. Her Cuma ödemeler yapılırdı. O yıllarda çiftçiyi destekleme diye bir şey de yoktu. Çiftçi para kazanıyordu ve serasını ekebilmek için komisyoncudan borç para almaya ihtiyacı yoktu. 1996 yılında 1 kilo domates ile 3 litre mazot alabiliyorlardı. Şu anda 10 kilo domates satarsa 1 litre mazot alabiliyor. Çiftçi zorda olduğu için, komisyoncular olarak onları destekliyoruz, çek ve senetle alışveriş yaptığımız için karşılıksız çek mağduru olabiliyoruz. Çiftçi ne kadar zordaysa, biz de o kadar zorda kalıyoruz. Eylül ayında ekim yapan çiftçi, ürününü Şubat’tan önce toplayamıyor. O tarihe kadar biz onları desteklemek zorundayız.

Komisyonculuğa ilk başladığınız yıllardaki komisyoncuların ne kadar bu işe devam edebiliyor?

Eski Hal’de 1990’lı yıllarda 144 komisyoncu vardı. Geçtiğimiz günlerde araştırma yaptık, o yıllardan kalan sadece 10 komisyoncu var. 130’dan fazla komisyoncu ya battı, ya bu işi bırakıp başka işe girdi. Bu işi bırakanların yüzde 80’i battı. Böyle devam ederse batanlar olacaktır.

Uzun vade ile çalışmak sizin için ne gibi riskler içeriyor?

Biz malları 3-4 ay vadeyle satıyoruz. Bir kamyon araba 20 ton mal alıyor ve bu ortalama 80 Bin TL yapıyor. Ayda 25 kamyon mal yapan bir tüccar, 3 ay vade ile çalıştığımız için ayda hiç para ödemeden 8 Milyonluk mal alabiliyor. 3 ay sonra batarsa veya kaybolursa, ona mal veren komisyoncu rahatlıkla batıyor. Şehir şehir gezip bu işleri yapan insanlar var.

Komisyoncular Derneği var. Onlardan bir beklentiniz var mı?

Bazı tüccarlar, yanında çalışan bir personelinin üzerine şirket kurup, müşterilerin haberi olmadan onun üzerinden ticaret yapıyor. Sonra batınca iş yapan insanlar muhatap bulamıyor. Komisyoncular Derneği’nin bu işi iyi denetlemesi gerekiyor. Geçtiğimiz günlerde buna benzer bir olay yaşandı. 4 Milyon alacağı olan insanlar, şu anda 2 milyona razı.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: