Antalya
24.06.2019
A
31 Mart seçiminin YSK tarafından hukuksuz şekilde iptal edilmesi kamuoyu vicdanını, bu arada Cumhur İttifakına oy veren seçmenin bir kesiminin de vicdanını yaraladı. Bu gerçekten yola çıkarak birçokları gibi ben de, İmamoğlu'nun, 31 Mart'taki 13 bin oyluk farkı 100 - 200 binlere çıkararak seçimi kazanacağına inanıyordum. 
*****
31 Mart'ta SP adayı 103 bin 364; DSP adayı 30 bin 817; BTP adayı 27 bin 238; DP adayı 22 bin 544; Vatan Partisi adayı 15.428; TKP adayı 10 bin 492 oy aldı. BTP adayı Selim Kotil, CHP eski İstanbul Belediye Başkanı Aytekin Kotil'in yeğeni. Kotil'in oylarının en az 3'te 2'lik bölümünün İmamoğlu'na geleceği açıktı. SP, DSP ve TKP oylarından da İmamoğlu'na bu oranda destek gelmesi beklenebilirdi. Burada 200 binin üzerinde bir oy var. Bu oyun 150 binin İmamoğlu'na geleceği kehanet gerektirmezdi. 
*****
Seçmenin yüzde 17'sinin seçime gitmediğini söylemiştik. Seçime gitmeyenlerin çoğunluğunu sol partilere oy veren kişilerin oluşturduğu, bugüne kadarki deneyimlerin gösterdiği bir şeydir. Seçime katılmayan 1 milyon 700 bin civarındaki seçmenin en az yarısının 23 Haziranda oy kullanması; 600 bine yakın oyun 350 binini İmamoğlu, 250 binini Yıldırım'ın alması beklenebilir. Bu rakamlardan yola çıkarak son İstanbul tahminimi 300 bine yakın farkla  İmamoğlu lehine not ederek bekledim. 
*****
Sonuçlar açıklandığında benim kötümser biri olduğum ortaya çıktı. İmamoğlu Yıldırım'a 800 bine yakın oyla 10 puan fark atarak seçimi kazandı. Bu sonuçla ilgili herkesin üzerinde birleştiği tespit şu oldu: AK Parti karizmayı çizdirdi. Sadece AK Parti değil, seçim sonucu belli olana kadar veri giremeyen Anadolu Ajansı, tek ses halinde AK Parti propagandası yapan onlarca televizyon, bir o kadar gazete ve dergiden oluşan yandaş medya da karizmayı çizdirdi. Bu seçimin bir de mağduru var: Binali Yıldırım. Kendi isteği hilafına zorla bu seçime sokulan Yıldırım, sokulduğu yarışın adaletli bir yarış olmadığını bile bile sahaya sürülmüş, 10 yıl Ulaştırma Bakanlığı, ardından Başbakanlık ve Meclis Başkanlığı yapmış biri olarak itibar kaybına uğratılmış, seçim hezimetinin sorumlusu gösterilerek küçük düşürülmüştür. 
*****
Bu seçimin mağlubu sadece Binali Yıldırım değildir. Bu seçimin mağlubu, Cumhur İttifakı dışında kalan tüm kesimleri terörist ilan edip, seçime iki gün kala Abdullah Öcalan ve Osman Öcalan'ın açıklamalarına sığınan şiddet kültürü, şiddet dilidir. Bu seçimin mağlubu, Yüksek Seçim Kurulu kararında en açık örneğini gördüğümüz güdümlü yargı; hukuksuz, adaletsiz yönetimdir. Bu seçimin mağlubu, tek adam iktidarı; ilelebet onu ayakta tutacağına inanılan biat kültürüdür. Bu seçimin mağlubu Suriye merkezli yanlış dış politikadır; günü birlik politikaya dayalı, dün kara dediğine bu gün ak diyen faydacı, ilkesiz politikadır. Bu seçimin mağlubu yalana, manipülasyona, komplo teorilerine dayalı seçim propagandası, din istismarına dayalı popülist ajitasyondur. KONDA Genel Müdürü Bekir Ağırdır, "AK Parti'de erime başladı" demiş, Ağırdır'ın bu tespitini abartılı bulmuştuk. 23 Haziran seçimi Ağırdır'ın tespitini doğrulayan bir seçim olmuştur. AK Parti hızlı şekilde erime, çözülme sürecine girmiştir. AK Parti'nin içine girdiği çözülmeye dur demesinin tek yolu vardır: 2000'li yılların, çok kültürlü - çok kimlikli Türkiye ideallerine, bu idealin gerektirdiği uzlaşma kültürüne, barış diline yeniden dönmek.  
Paylaş
ETİKETLER:
Yok