Antalya
22.04.2019
A

Daha önceki yıllarda Antalya'da iki ayrı etkinlik şeklinde kutlanan 1 Mayıs, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da tek bir toplantı ile kutlanacak. Birleşik Kamu İş, Atatürkçü Düşünce Derneği, Vatan Partisi gibi kuruluşlar, DİSK, KESK gibi sendikalarla birlikte olmaktan kaçınıp, kutlamayı "ayrılıkçı" grupların yer almadığı bir topluluk olarak kutlama yoluna gitmekteydiler. TÜRK-İŞ ve CHP, bu kutlamalarda iki arada bir derede kalmakta, bazen farklı gruplarıyla her iki etkinliğe de katılmakta, bazen iki etkinlikten birini tercih etmekteydiler. Bu duruma son verilmiş olması, hayatın zorlamasıyla olsa da emek ve demokrasi güçlerinin ekonomik demokratik muhalefeti, muhalefetin talep ve sloganlarını tek elden dile getirmesi açısından son derece önemli. 

KUTLANACAK BİR TAVIR


Özel durumlar özel ittifak biçimlerini gerekli kılar. Bu ittifakların oluşmasına temel teşkil eden ortak ilkelerin kapsamı geniş olabildiği gibi, tek bir ilkeye kadar daralabilir de. Referandum sürecinde oluşan "Hayır" cephesinin tek ilkesi  vardı; kuvvetler ayrılığı ve yargı bağımsızlığına dayalı hukuk devleti. Benzer bir "Hayır" cephesi, 31 Mart seçimlerinde de kendini dayattı; iktidar cephesi karşısında, iktidara karşı bir cepheyi kendiliğinden oluşturdu.  "Demokratik merkeziyetçilik" ilkesi, muhalefette olan, kendini iktidarın keyfiyetine teslim etmeyen / etmek istemeyen  herkesin üzerinde anlaşabileceği, etrafında bir araya gelebileceği bir ilke. Bu ilke etrafında diyalog kurup bir araya gelmediğiniz yerde, verdiğimiz örneklerde olduğu gibi hayat sizi bir araya getirecek demektir. Gezi direnişinde, referandum sürecinde, 31 Mart seçiminde olduğu gibi. Süreci hayata havale etmeden 1 Mayıs için en geniş birlikteliği oluşturan sendika ve sivil toplum temsilcilerini kutlamak gerekir.

 

ASGARİ ÜCRET YOKSULLUK SINIRININ ALTINDA


Grevli toplu sözleşmeli sendika hakkının yasalaşmasıyla 1960'lı ve 70'li yıllarda kamu kurum ve kuruluşları başta olmak üzere işçi - emekçi sınıfların ekonomik durumunda olumlu yönde gelişmeler oldu. 80'li yılların ardından bu haklar aşama aşama yok edilirken, emekçilerin ekonomik gelirleri kısıldıkça kısıldı. Geçmiş 1 Mayıs'larda dile getirilen ana talepler işçi ve emekçilerin bu durumdan; bir başka deyişle yoksulluk sınırı altında yaşamaktan kurtulmasına yönelikti. Bu yıl bunların önüne kıdem tazminatı fonu ve bireysel emeklilik sistemi (BES) gibi konular geçti. 

'KIDEM TAZMİNATI TARTIŞILAMAZ'


İşçi sendikalarının çoğunluğu, “Türkiye’nin sorunu kıdem tazminatı değil, işsizliktir. Kıdem tazminatı sorun değil haktır. Kıdem tazminatının fona devri bizim açımızdan kapanmış bir tartışmadır. Yeniden gündeme getirilmesi kabul edilemez” diyor. DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, BES’in zorunlu hale getirilmesi planları ve emeklilikte yaşa takılanların (EYT) sorunlarının es geçilmesine tepki göstererek, “İşçiler kriz koşullarında giderek ağırlaşan bir yaşam mücadelesi verirken, işsizlik yangını memleketi sarmışken, kıdem tazminatına ve işçilerin cebine el uzatmanın karşısında her türlü demokratik direniş meşru bir hak olacaktır” dedi. Meşru hakların savunulması, baskı rejimine karşı genel ve yerel seçimlerde olduğu gibi, ekonomik demokratik haklar için mücadelede de en geniş birliklerin oluşturulmasıyla mümkün. Geçtiğimiz yılın ve bu yılın 1 Mayıs'larının, bu yönüyle, işçi emekçi sınıfların mücadelesi açısından dönüm noktası teşkil ettiği söylenebilir.     

Paylaş
ETİKETLER:
Yok