Antalya
27.03.2019
A
O ahlak yine devrede. "Marmara gemisini onlar yaktı" ahlakı; "Bebek - Köpek davası" ahlakı, “Geziciler Kabataş’ta türbanlı kadını dövdü” ahlakı; "Camiye ayakkabılarıyla girip içki içtiler" ahlakı... O ahlak bir kez daha devreye girdi. 24 Haziran akşamı İstanbul Sultangazi Habipler Meydanı'nda kin ve nefret kusan insanların eline uzun namlulu tüfekler verip sağa sola ateş ettiren, karşılık veren olur insanlar birbirini kırar da bundan siyasi ikbal devşiririm diyen o ahlak yine devrede. 
*****
O ahlak Ankara'da "Biji Mansur", Antalya'da "Bu bir halk ayaklanmasıdır" diye devreye girdi. O ahlak, HDP, CHP, İYİ Parti, SP logolarını Kürdistan, Ermenistan haritalarıyla yan yana, alt alta koyup sağa sola bıraktıkları broşürlerle algı operasyonları düzenleyip Ankaralıları, Antalyalıları birbirine düşürmek, bundan meclis üyeliği, belediye başkanlığı çıkarmak için devreye girdi. O ahlaka en sert eleştiri Saadet Partisi Büyükşehir Adayı Ali Aktaş'tan geldi. "Tarih böyle bir şerefsizliği az görür" dedi Aktaş. İYİ Parti İl Başkanı Ahmet Aydın, "Siyaset hiç bu kadar kirlenmemişti" dedi. HDP İl Başkanı basın toplantısı düzenleyerek, o broşürlerin kendileriyle ilgisi olmadığını, provokasyon olarak değerlendirdikleri bu konuyu yargıya taşıyacaklarını bildirdi. 
*****
Her şey ortada iken, bu kadar tepkinin yükseldiği yerde, o ahlak hâlâ troller ağıyla sosyal medyadan, ahlaki kaygı gütmeyen insanlar eliyle caddede sokakta sahtekarlığını dolaşımda tutmaya devam ediyorsa, bunları tarif için Ali Aktaş'ın kullandığı ifadeler hafif kalıyor demektir. Bu provokasyonların tetikçileri arasında kamunun vicdanı olması gereken; dışlananın, ötekileştirilenin, haksızlığa uğrayanın vicdanı olması gereken gazeteler, gazeteciler de var.  CHP adaylarını "PKK yanlısı", "Apo sevdalısı" ilan edip, o ahlakın örgütlediği linç kampanyasının ortasına atan, jurnalciliğe soyunup insanları hedef tahtası haline getiren gazeteciler. 
***** 
Bir insanın HDP üyesi olması, SYKP'li olması onu terörist kılmaz. 24 Haziran seçiminde HDP yüzde 11'in üzerinde, 6 milyona yakın oy aldı. TBMM'nin üçüncü büyük partisi HDP'nin üye ya da sempatizanı "terörist" olsaydı,Türkiye'de oy kullanan 10 kişiden biri terörist olurdu. 12 Eylül öncesinde Antalya'nın solcu gençlerinin ağırlığını Kurtuluşçu ve Dev Yolcu gençler oluşturuyordu. Bu gençler 12 Eylül dönemini yaşadıktan, 12 Eylül öncesi eylemleri ve düşünceleriyle hesaplaştıktan sonra barışçıl mücadele çizgisi üzerinde SYKP, ÖDP gibi partiler çatısı altında sol - sosyalist siyasetlerini sürdürdüler, sürdürmekteler. 12 Eylül öncesinin ülkücüleri nasıl ki MHP'de, İYİ Parti'de, Ak Parti'de siyaset yapıyorsa, o dönemin devrimci gençlerinin kendi kurdukları yasal partiler yanında CHP, HDP gibi partilerde siyaset yapmasının da garipsenecek bir yanı yoktur. 12 Eylül öncesi ve sonrasında büyüklerinin onlardan istediği de bu değil miydi?
*****
Sosyal ya da siyasi yaşamında insanları yargılamanın tek yolu, tek kurumu vardır, o da hukuktur. Bir insanın meclis üyesi ya da belediye başkan adayı olmasının önünde hukuki bir engel yoksa, buna engel olan bir hüküm giymemişse, o insanın adaylığını tartışamayız. Suç da cezası da şahsidir. Kardeşi, amcası, dayısı dağda diye kimseyi PKK'lı, vs. ilan edemeyiz. Tartışacak olsaydık, kardeşi, amcası, dayısı dağda olanların sayısı açısından Ak Parti CHP'yi üçe beşe katlardı. Birkaç yıl öncesine kadar PKK'yla yürütülen çözüm süreci iktidar partisi öncülüğünde, Ak Parti ve HDP eliyle yürütülmüştü. Oslo görüşmeleri, Dolmabahçe, İmralı görüşmeleri Ak Parti öncülüğünde gerçekleşmişti. Bunlardan yola çıkıp Ak Parti'yi "PKK yanlısı" olarak adlandırmamız da o tür bir akıl yürütmeyle aynı kapıya çıkar. Öyleyse Ak Parti ve MHP'nin vicdan sahibi insanlarını bekleyen tek şey vardır: Provokasyon ahlakına pirim vermemek, o ahlaka tenezzül etmemek, o ahlakı devre dışı bırakmak.    
Paylaş
ETİKETLER:
Yok