Antalya
21.02.2019
A
ÇEVRE , GÜNCEL , TARIM
Yaylaları da bitirmeyelim
Yaylaları da bitirmeyelim

Arazi toplulaştırma çalışmalarının ivedilikle bitirilmesi gerektiğini belirten AÜ. Ziraat Fakültesi’nden Dr. Öğretim Üyesi Sevda Altunbaş, “Yayla seracılığı doğru planlanmalı. Yanlış toprak ve topoğrafya üzerinde, bitişik nizam yapılan seralarda, bitkiler hava almaz ve birçok hastalık zararlı oluşabilir. Sahiller zaten plansız yapılaşma ile doldu. Yaylaları da böyle bitirirsek gidecek yerimiz kalmaz” dedi

TOPLULAŞTIRMA BİTİRİLMELİ


  Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme Bölümü Öğretim Üyesi Sevda Altunbaş, Türkiye ve Antalya’daki tarım arazilerini değerlendirdi. Canlı bir varlık olan toprağın her bölgede iklimlere göre farklı özellikler taşıdığını belirterek, “Akdeniz’de çay, Karadeniz’de muz yetiştirmezsiniz.Önce toprağın özellikleri tespit edilmeli, yeteneklerine göre kullanılmalıdır. Aynı zamanda ülkemizin kanayan bir yarası olan, arazi toplulaştırma çalışmalarının da ivedilikle bitirilmesi gerektiğini belirtti.


YAYLA SERACILIĞI UYARISI


 Tarım arazilerinin önündeki en büyük sorunun  amaç dışı arazi kullanımıolduğunu belirten Altunbaş, “Bir binayı yıkıp yerine yeni bina yapabilirsiniz. Ancak bina yaptığınız bir toprakta artık üretim yapamazsınız” dedi. Son yıllarda yayla seracılığının dikkate değer oranda arttığını belirten Altunbaş, “Yaylalardaki seralarda planlama doğru yapılmalı. Sahildeki seralarda yapılan hataları, yaylalarda da yaparsak, yeni sera kuracak yer bulamayız” uyarısında bulundu.

 

 

Türkiye’nin zirai toprak özellikleri neler, üretici toprağı ne kadar tanıyor?


Türkiye’nin bölgesel olarak iklim ve topoğrafik özellikleri çok farklı. Buna bağlı olarakyetişen bitki türleri de farklı.  Dünya’nın çok az ülkesinde hem muz, hem çay yetiştirilebilir. Bir bitkinin, bir yerde yetişebilmesi için toprak ve iklim özelliklerinin optimum olması gerekir. Mesela çayı veya muzu her yerde yetiştiremezsiniz. Akdeniz’in birçok yerinde topraklar kireçlidir ve bu nedenle bazı besinler, bitki tarafından alınamaz. Karadeniz bölgesindeki topraklarda ise kireç çok az veya yoktur, bu nedenle bitki bazı besinleri yine alamıyor. Sonuç olarak bölgenin toprakların karakteristiklerine uygun gübrelenmeleri gerekiyor..


Antalya’ya gelirsek… Antalya’nın toprak özellikleri neler?


Bölgesel olarak toprakları farklılık gösteren Türkiye’de, illerde de farklı toprak çeşitleri görülür. Sahildeki toprak ve iklim özellikleri ile daha yüksek rakımlardaki toprak özellikleri değişir. Antalya nın verimli alüviyal ovaları var buralarda tarımsal faaliyetler başarı ile yürütülüyor. Dediğim gibi alansal olarak özellikleri değiştiğinden genelleme yapmak yanlış olur, araziye göre konuşmak gerekir. Antalya tarımsal potansiyeli yüksek illerimizin başında geliyor.

 

 

Antalya topraklarının özellikleri neler?


Antalya topraklarının birçok problemi bulunuyor. Bunun başında tarım arazilerinin sınırlarının kesin olarak belirlenmemesi geliyor. Tarım arazilerinin nereler olduğunu biliyoruz, ama bu arazilerimizi tarım dışında kesinlikle kullanılamaz noktasına getiremiyoruz. Çünkü hala imar çalışmaları devam ediyor. Hala kadastro çalışmaları yapılıyor. Tarım, kent ve orman arazilerinin sınırları kesin olarak çizilmeli ve bu sınırlar değiştirilmemeli. Tarım arazilerininturizm tesislerine dönüşmesi önlenmeli, şehirleşme yapılırken tarım arazilerine zarar vermeyecek kentsel planlamalar yapılmalı.Yani en önemli sıkıntımız, tarım arazilerinin amaç dışı kullanılması.


İkinci problem ise, tarım arazilerinin yeteneklerine göre kullanılmaması. Biz toprak bilimciler, toprağın canlı olduğuna inanırız. Toprak üç boyutlu canlı bir varlıktır.Böyle olunca toprağa, bir canlıya davrandığımız gibi hassas davranmalıyız. Yeteneği olmayan her insana heykel yaptıramazsınız. Toprak da aynen böyle. Patates yetiştirme kabiliyeti olmayan bir toprakta asla patates yetiştiremezsiniz. Her toprağı aynı miktarda veya aynı yöntemle işleyemezsiniz, sulayamazsınız ve gübreleyemezsiniz. Tüm bunların yapılabilmesi için toprağın yeteneklerinin belirlenmesi gerekiyor. Alanya ile Antalya merkezin iklimi neredeyse aynı. Ancak Alanya’da yetişen muz, Antalya merkezde yetiştirilemiyor. Alanya’da alınan verimi, Antalya’da alamıyoruz. Narenciye Antalya’nın birçok yerinde yetişiyor ancak her yerde aynı verimi alamıyoruz. Toprak-bitki-su üçlüsünün dengesi çok önemli.

 

 

Üretimin merkezindeki çiftçinin durumunu nasıl görüyorsunuz?


Son dönemde girdi maliyetleri çok yüksek. Son 1 yılda yüzde 85 mazot fiyatları artmış. Gübre, ilaç gibi diğer girdilerde de ciddi artış söz konusu. Çiftçi gerçekten zor durumda. Tarımsal üretimde öncelikle çiftçiyi korumamız gerekiyor. Çünkü üretim olmadan hiçbir şey olmaz. Tarihe baktığınızda bu gerçeği görüyorsunuz. Kalkınmanın yolu üretim artışından geçiyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş aşamasında da olduğu gibi. Atatürk, 1. Dünya Savaşı’ndan sonra fabrikalar kurup, üretime ağırlık vererek yeni bir kalkınma adımı atmış.  Almanya da dünya savaşından sonra yaralarını ve kalkınmasını üretim artışı ile sağladı. Yakın tarihte Uzakdoğu da çin ve Japonya da aynı hedefle kalkınmaya devam ediyor. Bizim ülke olarak şu anda sıkıntılarımız var, bunlar olabilir. Ancak bu sıkıntıları aşmanın yolu tek yolu üretimi arttırmak olmalıdır.


Gübre ve ilaç kullanımının, toprak üzerindeki etkisi nedir?


Gübre-ilaç kullanımı, Antalya’daki tarım arazilerinin en önemli sorunlarından birisi. Antalya’da bir sezonda 2-3 hasat yapılabiliyor. Yüzlerce, binlerce yıldır kullanılan topraklarımız yorgun. Böyle olunca, topraktaki eksik gıdaları veya olduğu halde bitki tarafından çeşitli nedenlerle alınamayan gıdaları bir başka deyişle bitki besin maddelerini veya gübreleri toprağa vermemiz gerekiyor. Tıpkı, demir eksikliği olan insana, doktorun demir ilacı vermesi gibi Bitkilerde de aynı sorun söz konusu. Örneğiz Akdeniz bölgesi topraklarının pek çoğunda demir var, ancak demiri tutan ve bitkiye ulaşımını engelleyen bazı faktörler nedeniyle bitki demiri alamıyor ve noksanlık çekiyor. Gübre uygulaması toprağa zarar vermiyor. Ancak zamanı ve miktarı iyi ayarlanmalı yoksa toprağa fazla uygulanan gübreler zaman içerisinde önce toprağa sonra suya ve nihayetinde insana zararlı olabiliyor. Sağlıklı beslenen bitki az hastalanan bitki demektir. Buda ilaç kullanımını azaltacaktır.


Kimyasal kullanımının toprağa ama özellikle bitkiye zarar verdiği algısı var. Bu doğru mu?


Toplumda kimyasal gübrelerin toprağa ve bitkiye zarar verdiği gibi yanlış bir algı var. Zorunlu olan bazı ilaç ve gübreler bitkiye verilmeli ancak doğru zamanda yeteri kadar, doğru yöntemle verilmeli. Hangi gübreyi, ne kadar verdiğiniz çok önemli. Bazı çiftçilerde, ne kadar çok gübre ve su verilirse, bitkinin o kadar verimli olduğu gibi yanlış bir algısı vardır, bu yanlış. Bu konu, çocuğuna fazla yemek yediren bir annenin, evladını obez hale getirmesi ile aynı anlama geliyor.

 

 

Bitkinin ihtiyacından fazla verilen ilaç veya gübre, ne tür zararlara yol açıyor?


Yoğun tarım yapılan sera alanlarında özellikle kullanılan fazla gübreler toprakta tuzluluğa neden olabiliyor.  Gübre gereğinden fazla verildiyse, bitkinin alamadığı kadarı toprakta kalıyor. Buda başka sorunlara neden oluyor.Bu konuda fakültemizin toprak bölümünde yapılan bazı çalışmalar var ilgi duyanların bu çalışmaları okumasını tavsiyesi ederim.
Bu sorunla mücadele etmek için neler yapılabilir?


Bu sorun ile mücadele etmek için izlenecek yol belli. Sorun doğru tespit edildikten sonra, Arazimizi ıslah etmemiz gerekiyor. Ancak, bir şeyi bozduktan sonra ıslahi etmek çok zor. Toprağı temizlemek için temiz su bulmak, drene etmek gerekiyor ve bunlar ciddi maliyet anlamına geliyor.


Antalya bir tarım kenti. Üreticilerin ilaç konusundaki bilinci yeterli değil mi?


Antalya çiftçisi ilaç konusunda bilinçli. Gerek olmadığı sürece ilaç kullanmıyor. İlaçların toprağa karışıp birikim yaparak bitkiye zarar vermesi ile ilgili ciddi sıkıntı yaşanmıyor. Çünkü bakanlık tarafından çok sıkı kontrol ediliyor. Turizmde ve ihracatta kullanılan ürünler ile ilgili yapılan denetimlerin başarılı olduğunu düşünüyorum.


İlaç ve hormon birbirine karıştırılıyor. Aynı şekilde her meyve-sebzenin mevsiminde tüketilmesinin doğru olduğu savunulur. Bu tezler doğru mu?


Toplumda hormon ile ilgili ciddi bir yanlış anlama var. Her şeyin mevsiminde tüketilmesi doğru olandır ancak mevsiminde tüketilmeyen ürünler de sanıldığı kadar zararlı değil. Büyüyen iç ve dış pazar nedeni ile teknoloji gelişti ve her şeye ulaşım daha kolay hale geldi. Her bitkiyi mevsiminde tüketmenin doğru olduğu gerçeğini göz önünde bulundurmakla birlikte, mevsim dışı tüketilen her ürünün hormonlu ve zararlı olduğu algısı da çok yanlış.


Tarımla ilk kez uğraşacak bir vatandaş, toprağının analizini yapabilmek için hangi yolları izlemeli?


Tarımcı olmayan birisinin tarımı yapmasını onaylamıyorum en azından tarımı bilen birileriyle çalışmalı. Bundan sonra arazisini ve toprağını tanıması gerekiyor. Artık bilgiye ve uzmanlara ulaşmak çok kolay.  Bu konuda bir toprakçı, bitki beslemeciile çalışılmalı. Toprak örnekleri alınıp toprağın yetenekleri ortaya konulmalı o yetenekteki bir toprakta ve mevcut iklimde neler yetiştirilebilir bunlar belirlendikten sonra üretim aşamasına geçilmelidir. Antalya çiftçisi bu konuda bilinçli ve toprağını tanıyıp ona göre üretim yapıyor. Toprak tanındıktan sonra, yörenin özelliklerine göre bitki seçilecek, ardından yeterli miktarda gübre ve ilaç kullanılacak. Bir bitki yeterli miktarda sulanır ve ilaçlanırsa kolay kolay hastalanmaz.

Söylediklerinizden kimyasal gübrelemenin zararlı olmadığını mı anlamalıyız?


Kimyasal gübreleme kötü bir uygulama değil bilakis topraktan aldıklarımızı toprağa geri verme işlemi. Ama tabi tekrar ediyorum dozu ve zamanı önemli. Kimyasal gübreleme kötüdür algısının yıkılması gerekiyor. Şimdi biyolojik ve organik gübre ve ilaçlar çıktı. Bu da teşvik edilmeli.


İmar planları, tarım arazileri için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu konuda neler diyeceksiniz?


Bir binayı yıkıp, yerine başka bir bina yapabilirsiniz. Ancak tarım arazisini bozup oraya bina yaparsanız, o toprakta tekrar tarım yapamazsınız. Antalya gibi rantın yüksek olduğu ama planlamanın da çok önemli olduğu, aynı zamanda tarım öncelikli yerlerde imar planları tabiki çok önemli. Çok hassas bir konu. Kararlar teknik, ileriye dönük ve vicdanları rahatsız etmeyecek boyutta olmalı.


Seracılığın yoğun olduğu yerlerde, seralar düzgün inşa ediliyor mu?


Ben arazi kullanımı planlaması alanında çalışıyorum. Kumluca, Demre, Aksu Serik  gibi ilçelerimiz seracılıkta çok iyi bir yerdeler.Ancak sera kaliteleri ve uygunlukları tartışmaya açık bir konu. Biliyorsunuz yaz aylarında sıcaklık Antalya’da 40 derecenin üzerine çıkıyor. Bu havalarda sera içindeki sıcaklık 55-60 dereceyi bulabiliyor ve bu sıcaklıkta hiçbir bitki yetiştirilemiyor. Bunun yanında ülke nüfusu artıyor, insanların beslenme alışkanlıkları değişiyor artık yaz kış sebze yemek istiyoruz. Turizme bağlı şehrimiz binlerce insan ziyaret ediyor. Ayrıca birçok ülkeye ihracat yapıyoruz. Bu ihtiyaçların sadece yazın değil, 12 ay karşılanması gerekiyor. Böyle olunca, büyük üreticiler yaz aylarında yaylalarda seracılık yapmaya başladı. Bu doğru bir uygulama, hatta zaruri ancak yayla alanlarındaki seraların yerlerinin doğru seçildiğini düşünmüyorum. Artık seracılığı yeni anlayışla yapmamız gerekiyor. Seara arazilerinin doğru seçilip, uygun işletme büyüklüğünde yapılması ve amenajman çalışmalarının da sahiden daha dikkatli yapılması gerektiğine inanıyorum. Sahildeki seralarda meydana gelen sorunlardan ders alıp aynı sorunları yayla alanlarına taşımamak gerekli yoksa büyük bir tehlike bizi bekleyecektir. Sahilde, birçok yerde toprağı aşırı yorduk ve kirlettik, yaylaları da kirletirsek gidebileceğimiz daha yukarıda bir yer yok. Sulama, drenaj ilaçlama ve gübreleme konusunda dikkatli olmalıyız.


Arazi toplulaştırma konusunda yapılan çalışmaları yeterli buluyor musunuz?


Arazi toplulaştırma konusu çok önemli. Gelişmiş ülkelerde bu planlama baştan sağlam yapılmış. Tarım, orman ve şehirleşme ile ilgili sınırlar çok net bir şekilde belirlenmiş ve amacı dışında kullanılamıyor. Bizdeki miras hukuku nedeni ile araziler çok parçalı. Bunların toplulaştırılması gerekiyor. Bu konuda çalışmalar var ve ivedilikle bitirilmesi gerekiyor. Antalya’da arazi toplulaştırma yapılan yerler var. Yapılamayan yerlerdeki insanlara, konunun önemi iyi bir şekilde anlatılabilirse başarılı örnekler gösterilebilirse, bu konuda başarı sağlanır inancındayım. Çünkü Türk insanı için toprak çok önemlidir. Evlat kadar, namus kadar değerlidir. Kimse toprağını kaybetmek istemez. Türk insanı hiç istemez. Bu bilinçle topraklarımızı savaşta yada savaşsız kaybetmemek dileğimdir. 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: