Antalya
15.10.2018
A

 

Geçtiğimiz gün festivaller ve sansür konusu yanında özel olarak da Antalya Film Festivali'ni masaya yatıran bir panele konuk olduk. Akra Otel'de düzenlenen panelin konuşmacılarından biri Gezi direnişini konu aldığı için 51. Antalya Festivali'ne kabul edilmeyen "Yeryüzü Aşkın Yüzü Oluncaya Dek" filmi uzun sansür tartışmalarına ve sinemacıların festival protestosuna neden olan Reyan Tuvi idi. Tuvi, konuşmasında festival yönetimlerinin savcı ya da hakim olmadıklarını hatırlatarak, herkesin kendi işini yapması gerektiğini, festival yöneticilerinin görevinin filmlerin gösterimini sağlamak, ifade özgürlüğünü savunmak olduğunu belirtti. Festival yönetimlerinin kendilerini savcı - hakim yerine koyması, Antalya Film Festivali'nden önce belgesel, ardından ulusal film yarışmasının çıkarılmasını; dolayısıyla da festivalin içinin boşaltılmasını getirdi.

 

KİMLERİ VAR ETMEDİ Kİ...

Konuşmacılardan Şenay Aydemir, Antalya Film Festivali'nin ana programı olan ulusal yarışmanın önemini çok güzel vurguladı: "Altın Portakal'ı diğer ulusal yarışmalardan farklı kılan temel bir şey vardı. Türkiye sinemasının ilk örneklerini, ilk kuşaklarını Antalya'da görürdük. Antalya'da o zamanlar yarışmaya katılacak filmler için prömiyerlerini Antalya'da yapma şartı vardı. Bütün usta yönetmenleri; Nuri Bilge Ceylan, Zeki Demirkubuz, Reha Erdem, Derviş Zaim, Yeşim Ustaoğlu, bunların hepsini bu festival çıkardı, var etti. Sinema yazarları olarak biz gelir ilk defa sinema yapan bir genç kuşakla karşılaşırdık, onların filmlerini yazar, onlarla röportajlar yapardık."

 

'ULUSAL YARIŞMA ANTALYA'DA' İNANCI

Şenay Aydemir'in söyledikleri sinema sektörünün büyük bölümünün konuya bakışını da yansıtıyor. Bu kaygıyı taşıyan sinemacılar ulusal yarışma konana kadar festivale gelmeyeceklerini bildirdiler ve de gelmemekteler. Bir bölüm sinemacı ulusal yarışma kesintiye uğramasın deyip, yarışmayı İstanbul'da yapma yoluna gitti. Ulusal Yarışma'yı düzenleyen sinemacılar, bu yılki etkinliklerin ardından, "55. Ulusal Yarışma gelecek yıl Antalya’ya dönme dileğiyle ve sektör için büyük bir kazanımla sona erdi" açıklamasını yaptı. Organizatörleri Ulusal Yarışma'nın önümüzdeki yıl Antalya'da yapılacağı inancını taşıyor; bu yöndeki yaklaşımlarına Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel'in "hayır" demeyeceğine inanıyorlar. Ulusal Yarışma’cılar, bu inançla yetinmeyip yarışmanın Antalya’ya dönmesi durumunda ikinci ya da üçüncü filmini çekecek yönetmenlere destek sağlanması adına 1 milyon liralık fon desteği vaadinde de bulunarak,  " Onur Saylak, Kaan Müjdeci, Bergüzar Korel, Özge Özpirinçci, Onur Ünlü, Zerrin Tekindor, Şebnem Bozoklu’nun ve diğer sinemacıların katkılarıyla toplam bir milyon liralık bir fon oluşturulacak ve beş filme dağıtılacak" açıklamasını yaptılar.

 

DİYALOGDAN KAÇILMAMALI

Sinemacılar Antalya Film Festivallerine konuk olarak, farklı kategorilerdeki yarışma, etkinlik ve atölye çalışmalarına katılarak festivale destek sunmuşlardı. Ulusal yarışma Antalya'ya gelirse önümüzdeki yıl festival tarihinde ilk kez parasal bir destek de sunulmuş olacak. Türkiye'de Adana başta olmak üzere birçok şehirde film festivali düzenleniyor. Sinema sektörü, Antalya Film Festivaline gösterdiği bu tür bir ilgiyi bu festivallerin hiç birine göstermiyor; Antalya Film Festivaliyle ilgili duyarlılığı bunların hiçbiriyle ilgili taşımıyor. Sinemacıların, ulusal yarışmanın Antalya'ya dönmesiyle ilgili gösterdiği bir tür diyalog önerisi de demek olan bu yaklaşımı, festival yönetimi ve Başkan Türel'in dikkate alması; bu duyarlılığı gösteren insanlarla iletişim kurmaktan uzak durmaması gerekir. Aksi durumda Antalya Film Festivali, adı önüne her daim "sansür" sözcüğü eklenerek anılan bir festival olarak kalacaktır.

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok