Herkesin üzerinde anlaştığı bir konu, normal bir seçim sürecinde değiliz ve bugüne kadar deneyimlediğimiz ve öğrendiğimiz siyaset kalıplarının dışında bir akış yaşıyoruz. Dünya algımız ve yaşam görüşümüze bağlı olarak; kimimiz için distopik, kimimiz için de ütopik bir gelecek düşünüyoruz.
Yani uçlarda savrulmaya başladık. 
Çünkü, İsmet İnönü’nün 1964 yılında ABD Başkanı Johnson’a yazdığı cevap mektubunda ifade ettiği “yeni bir dünya kurulur” cümlesi ilk defa bu kadar yakınımıza geldi. 
Yeni bir dünya kuruluyor. Uçlarda savrulmamızın ana nedeni de bu işte.
Bu biraz teorik, biraz da edebi girişin ardından, neden böyle düşündüğüme gelelim.
Biliyorsunuz. Bir zamandır ilçe gözlemleri ile metinler kaleme almaya çalışıyorum. Aslında, çok hevesle ve biraz da deneyimli gazeteci Yavuz Donat’ın daha önce yaptığı illerle ilgili seçim yazılarına öykünerek başladığım bu dizi, bir süredir ilerlemiyor, doğru dürüst birşey yazamıyordum. 
En sonunda, neden yazamadığımı anladım.
Dün, Elmalı, Kaş ve köyleri ile Korkuteli’nin kapsayan bir çalışmada CHP Büyükşehir Belediye Başkanı ve adayı Muhittin Böcek’in seçim gezisini takip ettim.
Yaklaşık gece 23.00 sıralarında biten bu gezi sonunda neden yazamadığımı fark ettim. 
Çünkü, aslında bütün ilçelerde birbirinin benzeri dinamikler seçim sürecini götürüyordu. 
Mutlaka, adayların da etkileri vardı. Ancak adayların kişisel dokunuşları, ana dinamiği güçlendiren bir işlev görüyordu.
O ana dinamik ne?
Adını açıkça koyalım.
Yorgunluk
Seçmen, iktidarın kural tanımaz, nobran uygulamalarından yorulmuş durumda. Bu yorgunluk da tersine psikoloji ile iktidar karşısındaki en güçlü aday etrafında kenetlenme olgusunu karşımıza getiriyor. Bu, Kaş’ta da, Serik’te de, Gündoğmuş’ta da gözlemlenebilir bir durum.
Bu yorgunluk nedeni ile Cumhur İttifakı karşısında kazanması muhtemel aday etrafında, siyasi parti ayrımı gözetmeksizin bir kenetlenme sağlıyor. Bu nedenle, CHP, İyi Parti, AKP, MHP fark etmeksizin, kazanması muhtemel muhalefet adayının etrafında hemen birleşme sağlanıyor. 
Size birkaç örnek vereyim.
Birincisi; Serik CHP adayı, Kadir Kumbul. Halkçı belediyecilik gibi sol söylemlerle kampanya yürüten CHP adayının etrafındaki ana kadroda, geçmişte AP, DYP geleneğinden gelen isimler yer alıyor. Bu da, başta İyi Parti olmak üzere merkez sağ ve muhafazakar seçmeni bu tarafa kanalize ediyor.
İkincisi; Gündoğmuş CHP adayı Nurettin Sönmez. Nurettin Hoca sosyalist gelenekten gelir. Ancak sosyalist gelenekten gelen bu insanın yanındaki Gündoğmuşlular da Serik’ten farklı değil. Nurettin Hoca da halkçı belediyecilik vurgusu yapıyor.
Son örnek de Kumluca’dan. Kumluca’da kenetlenme, Demokrat Parti adayı etrafında gerçekleşmiş gibi görünüyor. Bu kenetlenmede ilginç nokta, CHP’lilerin yanısıra, İyi Parti eski İlçe Başkanı’ndan, geçmişte AKP’nin ağır toplarına kadar geniş bir siyasi yelpazeyi kapsamış olması. Burada da halkçı belediyecilik vurgusu öne çıkıyor. Kumluca’nın bir önemli noktası da, halihazırda CHP’de olan belediyede, mevcut başkanın kazanacağına olan inancın kaybedilmiş olması. Seçmen, kazanacağına inandığı adayın etrafında bütünleşik hale geliyor.
Bu örnekleri, siz kendi yaşadığınız yerlerde daha da geliştirebilirsiniz. 
İspanyol iç savaşını anlatan, “Yasımı tutacaksın” isimli bir belgesel roman vardır. Romanın ana karakteri El Cordobes, bir matadordur. El Cordobes, ilk boğa güreşine çıkarken, kardeşi Angelika’ya “Ağlama Angelika! Bu akşam ya yasımı tutacaksın, ya da sana bir ev alacağım” der.
31 mart akşamı da bütün enerjisini ve gücünü sahip olduğu yorgunluktan alan bu seçmen kitlesi ya yas tutacak, ya da bir ev alacak!