Akdeniz havzasının doğusunda iki haftadır yangınlar çıkıyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu doğu Akdeniz havzasında çıkan yangınların hala sürmesi manidar geliyor.

Yangınların ve sellerin iklim değişikliği ile ilişkilendirilmesi mümkün ancak iklim değişikliğinin temel sorumlusu inekler gibi belgesel haber yapılması ise insanoğlunun acınacak hale geldiğini gösteriyor! Aynı şey covid-19 aşı sürecinde de yaşanıyor… Oysa dünyayı sömürenler, dünyayı kirletenlerdir…

Neyse yangınlara dönersek sönmesi pek de istenmemiş gibi görünüyor. Hele hele yangın uçaklarının kiralanma sürecini hatırlarsak her şey daha anlaşılır olur.

Üstelik turizm sezonundayken turların, rezervasyonların iptal edileceğini, turistlerin tatilini yarıda kesip geri döneceği kesin iken yangınla mücadelede yerel yönetimlerimizin üstün çabası görmezden gelinmeye çalışılıyor.

Ekonomik kriz ve işsizlik yaratacağı kesin olan yangınlar neden devam ediyor? Muğla, Burdur ve Antalya’da devam ediyor. Döşemealtı, Kaş yangınlarla kalmayacağı ortada.

Batı ilçelerimiz daha büyük yangınlara hazırlıklı olmalıdır. Yerel yönetimlerimizin tehlikenin ne kadar büyük olduğunun farkında olması içimize su serpiyor. Elbette yangınla mücadele etmelerine izin verilirse…

Türkiye içine kapansın isteniyor. Yangınların söndürülmemesinin sebebi budur diye düşünüyorum…

MÜLTECİLER

Afganistan ikiye bölündü. Ülkesinin bölünmesinde bilerek ya da bilmeyerek rol alanlar soluğu Türkiye’de aldı.

Gündemde Afganlıların 5000 kilometrelik yolu nasıl geldikleri üzerine yorumlar yapılıyor.

Ülkeler arası sınırlar, ülkelerin sınırın her iki tarafının güvenliğini sağlaması ile korunur. Uluslararası anlaşmalar ve komşu ülkelerin aralarında yaptığı anlaşmalar sınır güvenliği sağlar.

Herkes İran’a suç bulmaya kalkıyor. İran’ın bu geçişi engellemeye gücü yetmiyor diye düşünüyorum. Ortada Afganistan diye bir devlet olmadığı için İran, Afganistan sınırından bu kadar yoğun geçişe dur deme şansı olmaz. Ayrıca İran’ın iç kargaşa yaşaması ve parçalanması için ABD ile işbirliği yapan İran içindeki bazı etnik grupların da bu Afgan mültecilere yardım ettiğini de düşünebiliriz.

Daha vahimi sınırımızdan ülkemize geçen bu mültecilere eğer gel denilmediyse bir tek güvenlik gücü neden dur demiyor?

Elmalı’nın yaylasına, Alanya’nın sahiline kadar elini kolunu sallayarak geliyor olmasından daha önemli soru, karnını nasıl doyuruyor?

Üzerinde yaşayabileceğimiz bir vatan olmadan ne parti ne sendika ne dernek ne de evimiz barkımız olur.

ABD emperyalizminin ve bölgedeki işbirlikçilerinin Türkiye’yi bir iç kargaşaya götürmek istediğinin en önemli göstergesi bu yangınlar ve mültecilerdir…