Antalya
23.01.2019
A
GÜNCEL , KÜLTÜR-SANAT
Define isyanı
Define isyanı

Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Havva İşkan Işık'ın "Medyum Kaan" isimli bir şahsın defineciliği özendiren paylaşımlarına gösterdiği tepki, kaçak kazı ve definecilikle ilgili yeni bir tartışmanın tetikleyicisi oldu.

İşte belgeleri

TR1 adlı TV kanalında düzenlenen "Gizli Hazineler ve Sırlar" adlı programda definecilere yol gösteren Medyum Kaan'ın paylaşımlardan bazı bölümler şu şekilde: "Türkiye'de yapılamayanı yaptım. Siz definecilerin sesi olan Gizli Hazineler ve Sırlar isimli iki televizyon programı yaparak bildiklerimi sizlere dilimin döndüğünce anlatmaya çalıştım. Yıllarca süren bu iki programa çok büyük ilgi gösterdiniz. Beni siz sevenlerim bu noktalara getirdiniz. Bundan sonra define dergisi aracılığı ile bildiklerimi sizlerle paylaşacağım. Bu yazımda cinlerin define ile alakasını, dolayısıyla bazı definelerdeki büyü ve tıslımlardan sizlere bahsedeceğim"

"Bazı insanlar 'Madem öyle sen neden gidip define bulamıyorsun?" diyebilir. O insanlara kapak olabilecek nitelikte bir haberim, evet cinlerden bilgi alarak define buldum. Bulduğum sikke ve objeleri Antalya Arkeoloji Müzesi'ne ve bazı koleksiyonerlere sattım. İşte bunlar da belgeleri..."

 

 

BİLİM İNSANI OLARAK BENİ ÜZÜYOR

"Adam televizyonlara çıkıp 'Cinlerle konuştum' diyor. Dergi çıkarıyor, 'Bulunmayı bekleyen defineler nasıl aranır? Nasıl bulunur? Nerede olur?' diye başlık atıyor. Bir bilim insanı olarak bu durum beni çok üzüyor" diyen Havva Işık, "Bunlar nasıl önlenemiyor bunu anlayamıyorum. Kültür varlıklarımızın korunması gerektiğinin eğitim kurumlarımızda yoğun şekilde işlenmesi gerekiyor. Suç teşkil eden durumlarda yaptırımların biraz daha ağırlaştırılması gerekebilir. Ören yerlerimizin korunması gerekiyor. İşsiz arkeologlarımızla bu sorun çözülebilir" diye konuştu.

 

 

İNSANLAR KANDIRILIYOR

Definecilik konusunun bu noktaya gelmiş olmasına ve Arkeologlar Derneği Başkanı Soner Ateşoğulları ve Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Çevik'ten de tepki sesi yükseldi. "Kaçak kazıların önünü kesmez isek Türkiye'de kültürel miras diye bir şey kalmaz" diyen Soner Ateşoğulları, "'Her köyün bir delisi vardır' denirdi. Şimdilerde, 'Her yerin bir definecisi var' deniyor. Dernekler kuruluyor, şubeleri açılıyor; dergiler çıkarılıp bu işler özendiriliyor. Sosyal medya ayrı bir örgütlenme alanı. Bunlar aracılığıyla dedektör pazarlanıp insanlar kandırılıyor. Kültür ve İçişleri Bakanlıklarımızın harekete geçmesi, bu duruma son vermesi, kaçak kazıların, defineciliğin daha etkin üzerine gitmesi gerekiyor" dedi.

 

 

BİR AN ÖNCE ÖNLEM ALINSIN

Define Arama Yönetmeliği'nde "100 metre kareye kadar define aranabilir" dendiğini belirten Ateşoğulları, "Yönetmeliğin yeniden ele alınması gerekiyor. Türkiye gibi arkeoloji cenneti bir ülkede definecilik bu kadar kolay olmamalı. Vatandaş bin 500 lirayı verip dedektörünü alıyor, dağ bayır kazmaya başlıyor. Dedektör satışı denetime tabi olmalı. Milyonlar verip yurt dışından kültür varlığı getirmeye çalışırken, hazır varlıklarımızın yok edilmesine göz yummamalıyız. Arkeologlar Derneği olarak, gerekli önlemlerin bir an önce alınması çağrısında bulunuyoruz.  Dernek olarak biz her türlü desteği vermeye hazırız" ifadelerini kullandı.

 

 

BU İNANILMAZ BİR ŞEY

Kültürel varlıklarla ilgili yasal mevzuat konusunda bilgi aktaran Prof. Dr. Nevzt Çevik, 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Yasası'na göre müzeden izin alınıp kazı yapılabildiğini, herhangi birinin müzeye eser götürüp satabildiğini, yasal açıdan burada bir sorun olmadığını belirterek, "Eserler müzeye getirilsin, yurt dışına kaçırılmasın diye böyle düşünülmüş. Bizim sorunumuz bu değil; bizim sorunumuz kaçak kazılar, definecilik belası. Definecilik belasının derneklerle, dergilerle çığrından çıkarılmış olması. Bu inanılmaz bir şey. 'Cinlerle konuştum, define buldum olayı bu işin nereye kadar abartıldığını gösteriyor. Defineciliği özendiren bu tür oluşumlar hakkında dava açılmalı. Bu konuda devletin olduğu gibi basının da görevleri var" diye konuştu.  

 

 

KORUCULUK SİSTEMİ DÜŞÜNÜLEBİLİR

" Anadolu uygarlıklar merkezidir, dünyanın bir özetidir. Türkiye her adım başı antik kalıntıların olduğu bir ülke. Dağlarda tepelerde, ıssız yerlerde de kalıntılar var" diyen Nevzat Çevik, "Devletin gücü her kalıntının başına bekçi koymaya yetmez. Koruma konusuyla ilgili korumacılık sistemi önerim olmuştu. uzak bölgelerdeki kalıntıların kaçakçılardan, vandallardan korunması için bu model düşünülebilir. 'Doğa ve kültür varlıklarını koruma korucusu' adı altında bölgede yaşayan insanlarımıza belli miktarda maaş bağlayarak bu işi çözebiliriz" dedi.   Mustafa KOÇ

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: