TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi, son günlerde kent gündeminde yer edinen oteller tarafından inşa edilen yasa dışı iskeleler ve güneşlenme terasları karşısında harekete geçti. Antalya’nın 640 kilometrelik kıyı şeridinde, kıyı kenar çizgisinin deniz tarafında yer alan ve büyük oranda turistik tesisler tarafından kullanılan iskele ve platformların, kıyı ekosistemine zarar verdiği, halkın denize erişimini kısıtladığı ve kamusal alanların fiilen özelleştirilmesine yol açtığı belirtildi.
DOĞAL DENGE BOZULUYOR
Şehir Plancıları Odası’nın yaptığı açıklamada, kıyılarda inşa edilen yasa dışı yapıların doğal dengeyi bozduğuna dikkat çekildi. Açıklamada, kıyılardaki imar süreçlerinin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri ve Antalya Valiliği gibi kurumların yetkisinde olduğu hatırlatılarak, bu yapılaşmaların ilgili yasalar ve uluslararası sözleşmeler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulandı.
DÖNÜŞÜ ZOR TAHRİBATLAR
Antalya Körfez Gazetesi muhabiri Ertuğrul Gün'ün haberine göre; kıyılar Anayasa’nın 43. maddesi ve 3621 sayılı Kıyı Kanunu kapsamında kamu yararına açık alanlar olması gereken, özel mülkiyete konu edilemeyen alanlar olduğuna dikkat çekilen açıklamada, “Ancak birçok turistik tesis, bu alanları kendi özel kullanımına açarak halkın denize erişimini fiilen engellemekte ve deniz ekosistemine geri dönüşü zor tahribatlar yaratmaktadır. Denize yapılan iskele ve güneşlenme platformları, kıyı çizgisini değiştirerek doğal kumsalların yok olmasına, akıntı rejiminin bozulmasına ve kıyı erozyonunun artmasına neden olmaktadır.
HALKIN DENİZE ERİŞİMİ KISITLANIYOR
Bunun yanı sıra, bu yapılar inşa edilirken kıyı ekosistemine zarar verilmekte, deniz çayırları (Posidonia oceanica gibi türler) tahrip edilmekte ve birçok deniz canlısının yaşam alanı yok edilmektedir. Deniz ekosistemleri, sadece ekonomik kazanç sağlamak adına turistik tesislerin kullanımına sunulmamalıdır” ifadelerine yer verildi. Kıyı Kanunu’na göre kıyıların deniz, göl ve akarsu kenarlarının devletin hüküm ve tasarrufu altında ve herkesin serbestçe kullanımına açık olduğu belirtildi. Açıklamada bazı otellerin kıyı şeridini kullanarak büyük ölçekli güneşlenme platformları ve iskeleler inşa ederek halkın denize doğrudan erişimini kısıtladığına dikkat çekildi.
DENETİMLER EKSİK KALIYOR
Fiilen özelleştirilen bu alanların kıyının kamusal kullanımını engelleyerek Anayasa ve ilgili yasalarla çelişmekte olduğuna atıf yapıldı. 3621 sayılı Kıyı Kanunu’nun 6. maddesi, kıyılarda yapılaşmanın ancak kamu yararına ve bilimsel gerekliliklere uygun olarak yapılabileceğinin düzenlendiğine dikkat çekildi. Açıklamada, “Bununla birlikte, kıyı alanlarında her türlü fiziki müdahale ve yapılaşma imar planı yapım süreçlerine tabi olup, Bütünleşik Kıyı Alanları Planı çerçevesinde değerlendirilmelidir. Antalya kıyılarında bu tür yapılar için çoğunlukla imar planı yapılmadan veya mevcut plan kararlarına aykırı şekilde uygulamalar yapılmakta, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile yerel yönetimlerin denetimleri yetersiz kalmaktadır” denildi.
ACİL ÖNLEM ÇAĞRISI
TMMOB Şehir Plancıları Odası Antalya Şubesi acil önlemler alınması yönünde bir çağrıda bulunarak, “Bütünleşik Kıyı Alanları Planı’nın uygulanması sağlanmalı, kıyıların korunması için bu planın gereklilikleri dikkate alınmalıdır. İmar planı olmayan veya plan kararlarına aykırı olarak inşa edilen tüm iskele ve güneşlenme platformları tespit edilerek yıkılmalıdır. Ve imar plansız bir şekilde yürütülen ve bilimsel herhangi bir çalışmaya dayanmayan hiç bir yapılaşmaya kıyılarımızda izin verilmemelidir. Bu durumun önünü açan yönetmeliklerin, tebliğlerin vb. yasal yöntemlerin ivedilikle revize edilerek, düzenlenmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki kıyılar sadece bugünün değil, geleceğin de mirasıdır” açıklamasına yer verildi.