AKP’li eski bakan Bülent Akarcalı 16 Aralık’ta çok parlak(!) bir fikir ortaya attı!

“Madem millet dolar almak istiyor o zaman bir Türk doları basalım. Merkez Bankası gerekli kanunları çıkarsın, her türlü koruyucu şekilde. Densin ki ‘bu Türk doları birebir ABD dolarına eşittir.’ İstediğiniz an Amerikan dolarının o günkü kurundan Türk lirasına çevirebilirsiniz ihtiyacınız varsa ya da ABD doları kullanacaksanız aynı şekilde sorgusuz, sualsiz, komisyonsuz bunu Amerikan doları ile değiştirirsiniz.”

Akarcalı esas hedefi açıklamış!

Ülkede rejim değişir, sınırlar değişir de para değişmez mi?

Değişir!

TL, YTL oldu şimdi dolar da olur…

Ekonomi yönetilemediğinden değil çökertildiği için paramız pul oldu! Hurda oldu!

Sömürge ülkelerin para birimi aynen böyledir. Akarcalı’nın da çözüm olarak önerdiği budur.

ABD sömürdüğü ülkelerin başına işbirlikçi iktidarları getirir ve her istediğini o iktidarlar aracılığı ile gerçekleştirir. Kendi toprağı kendi eyaleti gibi görür ve ülkenin herşeyini kendine göre değiştirir…

Her alanda “Büyük sıfırlama” yaşanıyor.

Bu yıkıma bu sıfırlamaya dur demenin yolu bellidir.

Milleti parlamentoda yetkili kılmaktır. Bunun da yolu parlamenter sisteme dönüştür.

Parlamenter sisteme dönülürse başta ekonomi olmak üzere her alanda millilik olur.

ASGARİ ÜCRET

1990 yıllara kadar iktidarlar, işçilerin memurların toplu sözleşme ya da görüşme aşamalarında sendikalar eylem yapar diye çok tedirgin olurlardı. Şimdilerde ise iktidar çok rahat hatta işçi ve işveren hemen anlaşıveriyor… Bir aydır asgari ücret artışı tartışılıyor. Şu rakam bu rakam diye halk oyalanıyor. Alım gücü sıfırlanıyor…

İranlılar, Bulgarlar, Azeriler Türkiye’ye gelip alışveriş yapıp mutlu bir şekilde ülkelerine dönüyorlar. Ceplerine koydukları üç beş dövizle bunu yapıyorlar.

Diğer yandan Kasım ayında yabancıların konut alımında müthiş bir artış olduğu açıklandı. Konut alan vatandaş olduğu için aynı zamanda seçmen de oluyor.

Yarın ben bu Türk Milleti vatandaşlık tanımını kabul etmiyorum ben Türkiye’liyim derler mi derler. Sömürgelerde eyalet valileri üzerinden bu talepler demokrasi adı altında halka yutturulmaya çalışılır.

Halkın canına tak ettiği dönemlerde bu yalanlar boğazına takılır ve yutmaz!

Valileri mi soruyorsunuz, tarihe bakın sonlarını görürsünüz.