Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya Büyük Şehir Belediyesi ve çok sayıda Alevi -Bektaşi kurumunun desteğiyle Tekke Köyü Abdal Musa Kültürünü Araştırma ve Yaşatma Derneği tarafından düzenlenen etkinlikte,cem ve semah gösterileri yanında çok sayıda sanatçı konseri yer alıyor. Abdal Musa’yı anma etkinliğinin ikinci gün programı içinde Serhan Asker’in Halk TV’den canlı olarak yayınlanan “Görkemli Hatıralar” adlı programı da yer alıyor.

HAZIRLIKLAR TAMAMLANDI

Etkinliğin elverişli bir ortamda gerçekleşmesi için Antalya Büyükşehir Belediyesi tarafından yapılan hazırlık çalışmaları tamamlandı. Etkinlik alanı ve türbe çevresindeki ağaçlarda budama, çevre temizliği, çiçeklendirme, ilaçlama, amfi tiyatro ve tuvaletlerde ise sıva, badana ve onarımlar gerçekleştirildi. Mahalleye ulaşımı sağlayan Bayralar-Tekke yolu da sıcak asfalt ile kaplandı.

PROGRAM

18 Uluslararası 39. Ulusal Abdal Musa Anma Etkinliği’nin programı şu şekilde:

23 HAZİRAN CUMA

Yer: Türbe içi

12.00 Türbe ziyereti – Açılış

13.00 Aşıklar yarışması – Cemler ve Semahlar

Yer: Amfi Tiyatro

19.30 Semah – Antalya Bileşenleri Semah Ekibi

20.00 Sanatçı konserleri: Hüseyin Kalkan, Ezgi – Emrah Doğan, Emre Dayıoğlu, Uğur Önür, Saygın Şahin, Karacaahmet Semah Ekibi, Sabahat Akkiraz, Serpil Efe.

24 HAZİRAN CUMARTESİ

10.00 Serhan Asker ile Görkemli Hatıralar / Halk TV Canlı yayını

Yer: Türbe içi

13.00 Cemler – Semahlar

Yer: Amfi Tiyatro

18.30 Semah – Tahtacı Semahı

19.00 Resmi Açılış Töreni

20.00 Semah – Abdal Musa Semah ekibi

21.00 Sanatçılar ve konserleri: Ebru İlhan Özdemir, İlke Türkdoğan İhsan Güvercin, Fatih Demirhan, İlyas Şimşek, Ender Balkır.

25 HAZİRAN PAZAR

11.00 Türbe ziyareti ve uğurlama

Abdal Musa Sultan

Anadolu’nun ünlü erenlerinden ve ermişlerinden olan Abdal Musa Sultan aynı zamanda ünlü bir ozan ve düşünürüdür. Aslen Horasanlıdır: Azerbaycan’ın Hoy Kasabasına gelmiş ve bir süre orada yaşamış olduğundan “Hoylu“ olarak tanınır.Hacı Bektaş-i Veli’nin amcası Haydar Ata’nın oğlu olan Hasan Gazi’nin oğludur. Abdal Musa Sultan Horasan Erenlerinden ve Hz. Peygamber soyundandır. 14yy. da yaşadığı Osmanlıların Bursa’yı fethettiği yıllarda Orhan Bey’in askerleriyle savaşlara katıldığı ve büyük yararlıklar gösterdiği tarihi kaynaklarda yazılıdır. Hacı Bektaş-i Velinin önde gelen halifelerindendir. Payesi “Sultanlık“, mertebesi “Abdallık“ tır. Pir evinde hizmet postu ise, “Ayakçı Postu“ dur. Bu post, Bektaşi Tarikatındaki on iki posttan onbirincisi olup diğer adı “Abdal Musa Sultan Postu’dur. Ayakçılık, Abdallık mertebesidir. Abdal Musa Sultan, kuruduğu tekkesinde sayısız kişiler irşat etmiş ve bunlar arasında büyük ozanlar yetişmiştir. Bunların en ünlüsü de Alevi- Bektaşi Edebiyatının abidelerinden sayılan Kaygusuz Abdal’dır.Değişik dönemlerde onarım gören tekke zaman içinde yıkılmış günümüzde ise sadece Abdal Musa Türbesi kamıştır. Türbede, Abdal Musa, annesi, babası, kız kardeşi ile Kaygusuz Abdal’ın kabirleri vardır.

Evliya Çelebi’de Abdal Musa Dergâhı

Evliya Çelebi,Seyahatname’sinin 9. Kitabında Antalya yolculuğunu Gönye Gölü dediği Karagöl ve Gönye Ovası’ndan başlatır. Evliya Çelebi bundan sonraki ilk durağı olan Abdal Musa Dergâhı için şunları söyler:

Buradan kıbleye Gönye Ovası içre mamur ve şenlikli köyler geçerek Gönye Gölü (Karagöl) kenarınca o ova içinde 6 saatlik bir yolculuğun sonunda “Sırlar mahremi, Âl-i Abâ dervişi Hazret-i Abdal Musa Baba” dergâhına gelinir. Abdal Musa Dergâhı, yüksek bir dağın yamacında 100 ev, 1 cami, bağ - bahçe ve hepsi tahta örtülü evlerden oluşan bir dergâhtır. Vakıf, Muaf ve müsellem Abdal Musa dervişleri vakfıdır. O tekkenin tamir, bakım, yiyecek ve içeceklerinin, gelen geçen yolcuların hizmetine memurlardır. Bu köyün kıblesi tarafında kale gibi kerpiç duvarlı ve büyüklüğü 4 bin adım bir İrem Bağı'nın ortasında eski yapı Abdal Musa Türbesi, bir ulu kubbe içinde medfunlardır.

Kârgir kubbesi üstü çam tahtası örtülü bir sivri kubbedir. Tepesinde altın aleminin beş saat yerden parıltısı görülür. Nurlu mezarı misk ve ham amber ile kokulanmıştır. Sandukasının dört tarafı çok değerli güzel yazılı kelâm-ı izzetlerle bezenmiştir. Çeşit çeşit altın gibi çıra, mücevher gümüş ve altın kandiller ile ve sayısız sanatlı avizelerle süslenmiştir.

Mübarek başlarında bozdoğanî taç ki beş terktir. Dünyayı terk alâmetidir. O kispet üzere yeşil sarıkları vardır ki Ehl-i Beyt'ten olup Horasan erenlerinden Hacı Bektaş-ı Velî dervişidir. Nurlu kubbesi içi her birini birer maarif erbabının yazdığı çeşit çeşit kıtalarla süslenmiştir. Rumeli, Arap, Acem, Hint, Sind, Belh, Buhara, Semerkand ve Horasan seyyahları gelip "Alâmetlerimiz olsun" diye, pâlhenk, zerdeste, nefir, keşkül ve Davud sapanı asmışlar. Hakir de kapısı üzerine celî hat ile bu beyti yazdım. Beyt:

Pîşvâ-yıtarîk-ı Âl-i Aba / Merkadipâk tekkede Mûsa Baba

Kubbenin dört tarafı başka bir çevirme duvarlı bir gül gülistanla sümbül ve reyhanlı İrem Bağı'dır.

Ondan taşrası bu kale içinde pek çok misafirhane ve mey- (S. 297)danlar, kiler, mutfak, fukara meydanları ve mescittir. Ve yer yer akarsular üzerinde çemenzar sofalar ve hoş köşklerle süslenmiştir. Her köşesi Uşşak halıları ile döşenmiştir. Kap kacak aletlerin hesabını Allah bilir. Meydanları nice yüz altın gibi alemler, çerağ, def, kudüm, nefir ve nakkarelerle donanmıştır. 300'den fazla yalınayak ve çârdarbârif-i billâh, dünyayı terk etmiş canları var ki her biri Aristo akıllıdır. Gece gündüz ilimle ve ibadetle meşgullerdir. Ve gayet ehl-i sünnet ve'l-cemaat dervişlerdir.

Mutfaklarında 40 adet telatin tennure giyen hizmetçileri var ki her biri ruh safası yemekler pişirip gelen geçenlere minnetsiz sofralarında beyaz ekmeği boldur. Sabah akşam "[...yemeği yoksula, yetime ve esire] yedirirler" [Kur'ân, İnşân, 8] âyetini okuyup yâRezzâk ismine mazharlardır.

Fukara meydanı önünde bir yeşillik meydanda akan çayın iki tarafı çeşit çeşit salkımsöğütler, çınar ve kavak ile süslü bir derviş mekânıdır. Orada bir namazgâh köşkü var, tahta örtülü sivri kubbedir ve altında bir âbıhayat kaynak suyu vardır, Musa Baba'nın nazargâhıdır. Hasta içse Allah'ın izniyle şifa bulur. Bu meydanın bir tarafında 20 ambar vardır. İçi çeşit çeşit mahsullerle doludur.

Bu meydandan taşra başka büyük bir misafirhane var, dört tarafı başka duvardır. Ve bu divanhane üst kattır, altı, 200 baş at alır ahırdır. Bu meydana hizmet eden mihmandarlar güçlü kuvvetli canlardır. Gece gündüz atlı ve yaya konuklar eksik değildir. İki misafir gelse, hemen hazır baba çorbası verilir.

Öyle anlatırlar ki Musa Baba bu tekkeyi inşa edeli mutfağında ateş sönmemiştir. Allah söndürmeyip kıyamete kadar devam ede. Acayip teklifsiz yerdir ve büyük vakıftır. 10 binden fazla koyunu, bin camızı, 10 katar devesi, 7 katar katırı, binden fazla sığırı, 700 taylı kısrağı, 7 değirmeni, bu kadar bağ, bahçe, tarlası ve dağlarında korusu var. Her biri bir hayır sahibinin bağışıdır. Zira bu Anadolu Vilâyeti halkı bu sultana gayet inanırlar. 20-30 konak yerden, karadan denizden adaklar gelir, gayet ulu sultandır.

Nice bin kerametleri görülmüştür. Bunlardan biri; tekkesi önü gayet batak ve çamurlu yer imiş. Bir nice dervişleri,

"Sultanım, şu tekke önü gayet çamurludur, gelen dostlar ve ziyaretçiler hayli zorluk ve sıkıntı çekerler. Himmetiniz ile bir kaldırım etseniz," diye rica ederler.

"N'ola güllerim" deyip o gece çerağ ve meşaleler yakıp def ve kudümlerini dövüp boru ve davullarını çalıp hâlâ tekkesine havale olan taşlı dağa tevhid-i erre ile varıp,

"Selâmünaleyküm ey Allah'ın dağı" deyip iki rekât namaz kılıp, "Ey dağ! Allah'ın emriyle senden ricam odur ki bir misafirhane yaptım, gönüller kâbesi yapmak için, onun kaldırımı yoktur. Büyük dedem Seyyidü'l-kevneyn aşkına ve On İki İmamlar aşkına senden 12 bin taş isterim ki her biri at ve katır gövdesi gibi ola. Gelip tarik-ı Muhammedi üzere selâma duralar" diye bir gülbâng çeker. Tüm hazır olan abdallar "Allah" deyip el yüze sürülünce o an bir şimşek ve yıldırım kopar ki bazı dervişlerin ödleri patlayıp bütün çerağlar söner, şiddetli bir rüzgâr zemini sarsıp taşı ve toprağı savurup Musa Baba bütün dervişlerini el ele verip,

"Güzeller, duamız kabul oldu, gelin tarik-ı Muhammed'e girin. Görün nice kaldırım döşenmiştir," der. Sabahleyin tekkeden dışarı çıkıp görseler ki istedikleri yerde 3 bin adım boyunda Tanrı hediyesi bir kaldırım var, dikkatle baksan ibret gözü kamaşır, insan işi değildir. Öyle düzgün taşlardır ki her biri usta elinde yontulmuş parlak ve cilâlı taşlardır. Öyle sıralı dizilip süslenmiş ki hattat çizgisidir. Gören seyyahlara gizli değildir. Bunun gibi nice kerametleri tarihlerde ve menkıbe kitaplarında yazılıdır. Himmetleri hazır ola. Oradan kıbleye 6 saat taşlıklı yerler ile geçerek,

Sevindik Dede Köyü: Abdal Musa hazretlerinin halifelerinden bir sultan orada medfundur. Birkaç dervişleri vardır.

Muhabir: MUSTAFA KOÇ