Antalya
29.11.2022
A

Eğer gezegendeki şiddete katkıda bulunmak istiyorsanız, insanların sizinle ilgili söyledikleri şeylerin gerçek olduğunu düşünün" diyor sevgili Rosenberg. Ben de arttırıyor ve diyorum ki bunun yanı sıra insanların sizinle ilgili söylemediklerini düşünürseniz de gezegendeki şiddete katkı sunuyor olabilirsiniz. Hemen nelerden bahsettiğimiz kısaca açıklayayım. Marshall’ın söylediği çok açık bazen sözcükler ağzımızdan öylece çıkıveriyor, herhangi bir duygu durumu da buna zemin hazırlıyor, yaşadığımız stres ve kendimizi açıklıkla ifade edememe hali de elbette. O anlarda söylenenlerin bütünüyle gerçek olduğu düşünürse, başlıyoruz içimizdeki çakalları konuşturmaya. Bunları düşünmeyi seçtiğimde suçlamalarla, yargılarla gezegendeki şiddete katkı sunduğumu öğrenmek şaşırtıcıydı. Konu üzerine düşündükçe fark ettim varsayımlarda bulunmanın da bu şiddete katkı sunduğunu. Biriyle açık iletişim kuramadığımızda, ilişkimiz dürüstlük ve netlik üzerine ilerlemiyorsa gerçek ihtiyaçlar dillendirilmiyorsa taraflar “öyle olduğunu sanmamın” cazibesi ve kolaylığına kapılıyor. Sonra başlıyor içimizdeki çakal konuşmaya. E geçmiş tecrübelerimiz pardon travmalarımızda var, tetikleniyoruz haliyle… Şurada şöyle demişti zaten, burada böyle davranmıştı zaten, ofne zor soramamak, söyleyememek.Kolay sanıyoruz değil mi iletişim kurmayı benilişkileri öğrendikçe, derinleştikçe, irdeledikçe ne kadar zor olduğunu keşfediyorum özellikle de yeni nesil ilişkilere baktıkça. Aynı açıklıkta buluşamadığımı görüyorum bazen insanlarla. Gerçi hemen hemen hepimiz daha yüzeysel ilişkiler kurma peşindeyiz yaş ilerledikçe, derinlikli bağlardan korkar olmuşuz, sahi neden?

 Her yeni insan, yeni bir dil ve sandığımızdan çok daha fazlası…

Her insan söylediği kadar sert, davrandığı kadar soğuk da değil bazen sadece açık ve şefkatli iletişim kurmayı bilmiyor. Bazıları da bu kadar açıklıkla karşılaşınca da tökezliyor belki kim bilir. Duyguların belli edilmemesi gerektiği öğretildi bize, hatta bazen çok seversen zarara uğrayacağın, insanların kıymet bilmediği, insan ilişkilerinde hesap kitap tutar olduk. O bana ne verdi, ben ona ne yaptım adeta kar zarar ilişkisi ve bu buna değer mi kıvamında yaşıyoruz ilişkilerimizi, gönülden alma verme ya da halini anlamaya niyet yok, kabul zaten yok, bize uymuyorsa anlamaya bile çalışmadan hoop koparıyoruz bağımızı. Ben çoğunlukla geri bildirim almayı seviyorum iletişimde ya da doğu mu anladım diye teyit etmeyi, böylece ne duyduğum netleşiyor. Fakat bunu da biriyle bağ kurmak istiyorsam ya da vaktim varsa yapıyorum, tabi o da aynı açıklıkta bu geri bildirimi vermek istiyorsa. Yoksa kestirip atmışlığımda, o şiddete katkı sunmuşluğumda çoktur.

Şimdilerde o gereksiz toksikliğe katkı sunacağıma ya da halimi anlatmak için çaba sarf edeceğime sessizce çekiliyorum köşeme.

Sen öyle mi anladın canım kardeşim peki, -e sorsaydın, bakın bunlar hep sorumluluk ve anlamaya niyetle ilgili şeyler.Çok sevdiğim bir Birhan Keskin şiiriyle son vermek istiyorum yazıma diyor ki;

Dünya soğur, akşam serinlerken,

Benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.

Kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,

Ve işte en geniş cümlem:

İçimi açtım sana.

İçini açmak için.

İletişim birazda niyet işi karşılıklı olarak anlamaya ve halimizi anlatmaya gönüllüysek, o ilişkinin içinde ne kadar var olacağımızı, yakınlığımızı, sınırlarımızı, zaaflarımızı paylaşabiliyorsak ve kabulle dinleyebiliyorsak işte o zaman gezegendeki şefkate katkı sunuyoruz. Şiddet dediğimiz şey sadece fiziksel değil bizi çokça yaralayan pasif şiddet, sözler ve varsaydığımız düşünceler. Zihnimizi de bedenimizi de bu kaotik şiddetten uzak tutmak istiyorsak belki de açık iletişim bizi o şefkat ve kolaylıkla ilerleyen yola götürür, bence denemeye değer.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok