Antalya
17.11.2022
A

İstiklal Caddesi’nde yaşanan bombalı saldırının yankıları sürüyor. Tekrarının yaşanmaması için yetkililer mutlaka önlem alacaktır. Böyle eylemlerde kullanılabilecek insan profilleri aşağı yukarı belli. Eylemleri gerçekleştiren örgütler, genel olarak beyni yıkanmış, kaybedecek fazla bir şeyi kalmamış, muhtemelen mülteci ve ruh hali bozuk insanları seçiyor.

En tehlikeli insan; kaybedecek bir şeyi olmayan insandır. Bimekan insanlar bu kategoriye giriyor. Hırsızlık, uyuşturucu, gasp gibi eylemlerde rahatlıkla kullanılabilecek bu tür insanların sokaklardan kurtarılması gerekiyor. Bu tabloyu ortadan kaldırmak toplum güvenliği için çok önemli.

Kaybedecek bir şeyi kalmamış insanların önemli bir bölümünü, ailesi olmayan ve sokaklarda yatan insanlar oluşturuyor. Kaldırımlarda, otobüs duraklarında, parklarda ve tenha yerlerde yaşayan, uyuyan insanlar, bu mekânları evi olarak benimsemiş. Hepsini potansiyel tehlike olarak görmek elbette mümkün değil. Bazıları mecburen bu hayatı yaşıyor. Ancak bu tür dezavantajlı insanlar, suç odaklarının hedefi olabilecek görüntü veriyor.

Antalya’da otobüs durakları parsellenmiş durumda, hava karadıktan sonra duraklara girmek neredeyse imkânsız. Parklardaki banklar ve oturma gruplarına oturmak için de sıra beklemek gerekiyor. Kaldırımlarda bile sabahlayan insanlar görmek sıradan bir olay haline geldi.

Ülkede sayıları bilinmeyecek kadar çok göçmen yaşıyor. Yaşanan ekonomik kriz nedeni ile evsiz kalan insan sayısı sürekli artıyor. Ailesini bir şekilde kaybetmiş ve evde yaşama imkânı olmayan bimekan sayısını bilmiyoruz.

Kaybedecek bir şeyi olmayan insan sayısının fazlalığı endişe verici boyutlara ulaştı. Günlerce sıcak yemek yiyemeyen insanlar için suç işlemek, cezaevine girip sıcak yemeğe kavuşma anlamına geliyor ki; bu durum o insan için bir ceza değil ödül olsa gerek.

Bu kadar dezavantajlı ve bimekan insanın varlığı rahatsızlık verici boyutlara ulaştı. Öncelikle ülkemizde bu kadar kötü şartlarda yaşayan insan sayısının yüksekliği insanı rahatsız ediyor. Suç odaklarının kullanımına elverişli olan bu insanlar için çare bulmak zorundayız. Antalya’da bu insanları görmeye alışmıştık. Hafta sonu gittiğim İstanbul’daki tablo daha ağır. Parklar ve kaldırımların tenha yerleri bimekan insanların yatakhanesine dönüşmüş. İstanbul’un soğuk havasında parklarda sabahlayan yüzlerce insan görmek normal olmasa gerek.

Antalya’da yaz aylarında bu tablo çok dikkat çekmiyor. Çünkü 24 saat yaşayan bir şehirde, insanların gece yarısı sokakta olmaları normal hale geldi. Ancak kış mevsiminin başlaması farkına vardığımız bimekan insanların sayısı, bu yıl biraz daha fazla. Şehir merkezindeki parklar, inşaatlar ve tenha yerlerde sabahlayan insanların sayısı sürekli artıyor.

Merkezi hükümet ve yerel yönetimler, Antalya’ya yakışmayan bu soruna kalıcı bir çözüm bulmalı.

Antalya ve İstanbul gibi sürekli göç alan şehirlerde göçü durdurmak da, buralara gelen insanlara istihdam sağlamak da imkânsız gibi görünüyor. O halde, gelen insanların suçsa meyilli olmalarını önleyecek tedbirler alarak diğer vatandaşların huzur ve güveni sağlanmalı.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok