Antalya
27.09.2022
A

Antalya’da hafta sonunu renklendiren Food Fest Antalya Gastronomi Festivali’ni neredeyse başından sonuna kadar takip ettim. Açılışında da vardım, vakit buldukça diğer etkinliklere de katıldım.  

Belki de kendimi buna mecbur hissettim. Çünkü 30 Ağustos 2022 tarihinde yazdığım yazıda, “Antalya evi neden olmasın?” diye sormuş ve bunun altını doldurmaya çalışmıştım. Hatay’daki UNESCO Hatay Gastronomi Evi’ne yaptığım ziyaretin detaylarını paylaşmış ve benzer projenin Antalya’ya da uyarlanabileceğini dile getirmiştim.

Festivalin onur konukları arasında Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ı da görünce, “Bu iş tamam” dedim ve gittim. Bir başka gastronomi merkezi Adana’nın Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar’ı görünce taşlar tam olarak yerine oturdu.

Festivalin daha çok seminer, oturum ve sahne önü etkinliklerini takip ettim. Verilen bilgiler dolu, doyurucu ve Antalya’nın bir gastronomi şehri olabileceği yönündeydi. ATSO Başkanı Davut Çetin bu konuda yaptıkları çalışmaları anlattı. Antalya Ticaret Borsası Başkanı Ali Çandır, coğrafi işaretli ürünlere verdikleri önemi ve Antalya’nın markası olabilecek çeşitleri dile getirdi. AESOB Başkanı Adlıhan Dere, esnafın daha çok turist çekebilmesi için bu tür etkinliklerden beklentilerinin çok büyük olduğundan bahsetti. Üç başkan da festivali düzenleyen Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, “Sen yürü, biz arkandan koşmaya hazırız” diyerek de açık destek verdi.

Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen şefleri yaptıkları yemeklerle ve verdikleri tariflerle ziyaretçilere önemli ipuçları verdi. Söyleşiler ve konserler ise festivali karnaval havasına büründürdü ve gelen insanlar eğlenme fırsatı da buldu.

Sahnenin önü böyleydi. Arkası ise bu kadar renkli ve doyurucu olamadı.

Kurulan stantlar, tanıtımdan çok ticarethane görünümündeydi. Dönerinden tatlısına, köftesinden dondurmasına kadar küçük çaplı bir pazar yeri görünümü hakimdi. Karaalioğlu Parkı’na kurulan onlarca stant, bu stantlarda satılan yüzlerce ürün vardı. Ancak yiyeceğini alan insanların oturabileceği yeterli masa sandalye bile yoktu. Boş bulduğu yene oturan insanların bıraktığı atıklar da parkı çöplüğe çevirdi.

Sahnede anlatılan ve Antalya’nın markası olabilecek ürünlerin tanıtıldığı mekânı bulmak neredeyse imkânsızdı. Üzerine basa basa vurgulanan Antalya’nın coğrafi işaret almış ürünlerine ait büyük ve gösterişli bir standı çok aradım, bulamadım.

Oysa ATSO Başkanı Davut Çetin de, ATB Başkanı Ali Çandır da, AESOB Başkanı Adlıhan Dere de bu festivale çok anlam yüklemişti ve beklentileri çok daha fazlaydı.

Büyük beklentilerle gittiğim festivalin sahne önünde doyurucu bilgiler vardı. Ancak festival alanının aynı şekilde hazırlandığını söylemek mümkün değil.

İlkler zordur ve her doğum sancılı olur. Yaşanan aksaklıkları buna bağlayabiliriz. Ancak sektörün önde gelen tüm isimlerinin davet edildiği, bu kadar masrafın yapıldığı, binlerce insanın büyük beklentilerle ziyaret ettiği festivalin daha dolu ve donanımlı olmasını beklerdim.

Mesela bir Antalya standının olması ve sadece Antalya’ya özgü ürünlerin olması çok önemliydi. Türkiye’nin ve dünyanın birçok yerinden festivale gelenlere Antalya’nın lezzetleri tattırılmalıydı. Coğrafi işaret almış ve başvurusu kabul edilmiş ürünlere ayrı önem verilmeliydi. Coğrafi işaret almasa da, Antalya ile özdeşleşmiş çok sayıda ürünün tanıtımı yapılabilmeliydi. Bu tanıtımlar hiç yapılmadı demek haksızlık olur. Ancak bu kadar hazırlığın yapılıp masrafa katlanılan bir etkinliğin daha iyi değerlendirilmesi gerekiyordu.

Antalya turizmin ve tarımın başkentiyse, bu tür etkinliklerin bu kadar sönük geçme hakkı olamaz. Tarımı ve turizmi birleştirip, üreticinin de, turizmcinin de önünü açacak detaylara dikkat edilmeli.

Özetle… Sahne önü mükemmele yakın olan bir festival, sahne arkasında beklentilere karşılık vermedi. İkincisinin daha dolu ve doyurucu, Antalya’ya hitap edecek şekilde düzenlenmesini bekleme hakkımız var ve bunu bekliyoruz.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok