Antalya
29.08.2022
A

 

Öyle ya… Ekonomiyi, geçimi, işsizliği, eğitimi, sağlığı, fahiş fiyatları dövizi konuşacak değiller. Durup durup ayın senaryo ile karşımıza çıkıyorlar. Ne zaman halk patlama noktasına gelse toplumun yumuşak karnı olan din ya da bayrak üzerinden siyaset yapıyorlar. Bir bakıyorsunuz 14 yıl önce atılan twit suç sayılıyor, ya da bir konserde yaptığı konuşma nedeniyle Gülşen tutuklanıveriyor. ENSAR Vakfı’nda 45 çocuk tecavüz edilirken suspus olanlar Gülşen’e salyalarını akıtıyor. Gülşen’in söyledikleri kabul edilemez. Lakin bunun karşılığı tutuklama da olamaz/olmamalı.

İstismar ve şiddet faillerinin elini kolunu sallayarak dolaştığı ülkede Gülşen'in en fazla para cezası ödeyeceği bir eylemden dolayı tutuklanmasının tek açıklaması iktidarın gerici yaşam şekillerini dayatmasıdır.

İktidar, kendisi gibi düşünmeyen, kendisi gibi giyinmeyen, kendisi gibi yaşamayan kişileri, olmadık gerekçelerle, yargı üzerinden baskı altına alıyor, özgürlüklerin kısıtlanmasına yol açıyor. Özetle hükümet Gülşen üzerinden sanatçılar ve aydınlar olmak üzere topluma mesaj veriyor: “Bakın böyle şeyler yapmayın, siz de demir parmaklıklar ardından el sallarsınız…”

***

Gelelim ikinci konumuza. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank çıktı ve en pahalı suyu Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin sattığını söyledi. Varank’a ilk cevap Muhittin Böcek’ten geldi. Böcek, enerji maliyetlerinin yükseldiğini bu nedenle suyun pahalı olduğunu söyledi. Benzer bir açıklama da CHP İl Başkanı Nuri Cengiz’den geldi. Cengiz, Böcek’ten farklı olarak Antalya’da suyun pompayla yükseltildiğini bunun da ekstra maliyet olduğunu belirtti.

AKP iktidarı CHP’li belediyeleri ablukaya almış durumda. Vurmak için açık arıyorlar. Bugün su, yarın ulaşım…  Seçime kadar böyle bir süreç izleyeceğiz.  Muhittin Böcek ve Nuri Cengiz’in açıklamaları yerinde olsa da vatandaş faturaya bakar… Bu kadar yüksek faturalar karşısında birileri hesap vermelidir. Pompaydı, elektrikti, iklimdi eyvallah ama faturalara bakıyorsunuz sanki her evde hamam işletiliyor. Hem gazeteci hem de vatandaş olarak Büyükşehir’den bu yüksek su faturalarına yönelik çözüm bekliyoruz.

***

Büyükşehir demişten, sosyal medyada EXPO 2016’da yapılan kule fotoğrafı düştü ekranıma. Hani 250 milyon lira maliyetli (eski parayla 250 trilyon)  ve şuan çöp yatırım olan kuleden bahsediyorum. Hani dönemin Büyükşehir Belediye Menderes Türel ve iktidar yandaşlarının unuttuğu, toplumun da unuttuğunu sandığı o kule. Hani Menderes Türel, işi eline yüzüne bulaştırınca Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesine geçen EXPO 2016 alanındaki kule. Hatırladınız değil mi?

İşte o kule Antalya’nın ayıbı olarak hala yerini koruyor. 250 milyona mal olan ki o zamanın 250 milyonu ile bugünün 250 milyonu arasında dağ kadar fark var. Düşünsenize o dönem 250 milyon lira ile neler yapılırdı? Peki, ne yapıldı, ucube, bir işe yaramayan, akşama kadar 2 güvenlikçi dışında ziyaretçi olmayan bir yapı. Geçmişi unutanlara hatırlatmak istedim.

***

Geçtiğimiz hafta Konyaaltı sahilinde Büyükşehir Belediyesi tarafından işletilen engelsiz plajdaki sorunları gazetemize taşımıştık. Platformdaki çökmeler, rampanın geri çekilmesi, duşların tamamımın çalışmaması, tutamaçlarda kopma ve merdivendeki sıkıntıları anlattık. Haberin ardından Büyükşehir harekete geçti ve engelsiz plajdaki sorunları tek tek çözdü. Daha önce eleştirmiştik şimdi alkışlıyorum.  ‘Eylül’de Antalya bir başka güzel olur’ diyerek tüm engelli vatandaşları Büyükşehir himayesindeki plajlara davet ediyorum.

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok