Antalya
26.11.2021
A

Ne dolar ne de altın yerinde durmayacak. Neden mi?

AKP iktidara geldiğinden beri gerçekleştirdiği anayasa değişikliklerine ve kanunlara ya da 16 Nisan Referandumundan sonra rejim değişikliği sonucu çıkarılan KHK’lara bakıldığında hep kaybedenin halk olduğu kesindir.

Şunu da unutmadan ekleyelim. Türkiye’de çıkarılan kanunlar, mütareke basını yoluyla halka reform adı altında verilirken perde arkasındaki emperyalizmin isteklerinin kanunlaştırıldığı gerçeği ise saklanmaktadır.

Bu değişiklikler özellikle maliye, bankacılık, hazine ve ihale gibi alanlarını kapsamaktadır.  Bankacılık sektöründe yapılan değişikliklere bakalım. Ne yazık ki bu iktidar döneminde yabancılaşma son noktaya gelmiştir.

Bankalar geçmişte kamu alanını ve tasarruf sahiplerini korurken hatta şartlarına bakıp ödemeyeceği krediyi vatandaşa vermezken bu dönemde birden bire sokaklarda kredi kartı verilmeye başlanmıştır.

Bankacılık sektörü yabancı sermayenin eline geçtikten sonra kredilerin önü açılmıştır. Elbette geçmişte de yabancı sermayeli Türk bankası vardı ancak bu iktidar döneminde adı Türk bankası diye geçse bile bankaların çoğunluğu Türk ortaklı yabancı bankalara dönüşmüştür.

Aradaki fark şudur. Yabancı sermayeli Türk bankası kazandığı karı yatırım olarak bu topraklarda yapıyordu. Yabancı bankalar ise sırtımızdan kazandığını anında yurtdışına çıkarıyor. Örneklendirelim.

Pandemi öncesi Türkiye’de, konut fiyatları ve kredi faiz oranları değişkenlik göstermiştir. Emlak değerinin korkunç artması ve faiz oranlarının düşük tutulması ile insanlar konut almaya teşvik edilmiştir. İnşaat maliyetinin çok artmamasına rağmen emlak değeri artmıştır. Halk dilinde buna rant deniyor. İşte bu rant yabancı bankalar aracılığı ile faiz geliri olarak yurtdışına aktarılmıştır.

Kim kazandı? Emperyalizm! Kim kaybetti?  Türkiye…  Bu yasaların değişmesini kim talep etti? Emperyalizm!  Kim bu talebi karşıladı? Tabi ki bu iktidar!

İhale yasalarında yapılan anayasal değişikliklere de bakmak gerekiyor. Şehrimizden bir örnek ile devam edelim. 2009 yılında AKP’li büyükşehir belediyesinde Antalya’da ilk raylı sistem ihalesi yapıldı. İhaleyi İspanyol bir firma olan CAF aldı. UNDP’den sağlanan kredi karşılığında Antalya’nın birçok geliri teminat gösterildi. Tabi ki rayları iktidara yakın şirket döşedi…

Türk firmalarının rekabet etmesinin mümkün olmadığı firma şartnamelerini talep edenlerle talepleri karşılayanlar da aynı taraflardı. Kazanan ve kaybedenler de…

Örnekler çoğaltılabilir ancak bu köşeye sığmaz. Türkiye’de iktidar eliyle uygulanan uluslar arası proje sonucu sosyo ekonomik, siyasal ve kültürel bir çöküş yaşanmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti’nin çökertilmesi için çıkartılan yasalar her alanda ustaca hazırlanarak yasallaştırılmaktadır. Ne yazık ki ekonomi yönetilemiyor diyenler Türkiye’de rejimin değiştiğinin farkında olmayanlardır.

Türkiye’de rejimi değiştirmek ve üniter/parlamenter sistemden vazgeçilmesi için yürütülen projeler sonucu ortaya bir yeni devlet çıkmaz! Şehir devletçikleri çıkar!  Bu yapıya da Türkiye denmez! O nedenle parlamenter sisteme dönüşten başka çıkış yok diyoruz.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok