Antalya
10.11.2021
A

Özellikle büyük kentlerimizde yer alan irili ufaklı çok sayıda sivil toplum girişimi bulunuyor.  Kendi işleyişlerini ve yöntemlerini kendileri belirliyor, özgünlüklerini koruyarak, ihtiyaç duydukları konularda ve çeşitli adlarla çalışmalar yürütüyorlar. İnsan hakları, barış, sosyal adalet, tüketici hakları, kadın, gençlik, çocuk, öğrenci hareketleri, evsizler, göçmenler, mülteciler, her alana uzanan yardım/dayanışma girişimleri, çevresel/kültürel değerler, yerel yönetimler, mahalle sorunları, mesleki gelişim, sınıfsal dayanışma gibi çok çeşitli konu ve alan üzerinden, izleme, tespit, bilgilendirme, hak arama, kamuoyu oluşturma, koruma, direnme, yönlendirme, düşünce üretme gibi amaçlarla hareket eden sivil toplum örgütlerinin faaliyetleri kamuoyuna yansımaktadır.

Gelişen teknoloji ve iletişim ağlarının katkısı ile de pek çok sivil girişim, etkinlikleri yanında yaptıkları çalışmalarını, raporlarını paylaşarak kamuoyunun dikkatini çekmeyi ve bilgilenmesini sağlamaktadır.

 

Sivil toplum girişimlerinin en kalıcı, en çok takip edilen, etkin ve güvenilir bulunan faaliyet alanları kuşkusuz ki kamusal hak ve özgürlüklerimizin korunması, yaşam alanlarımıza sahip çıkılması, benzer çevrelerle dayanışma içinde çalışmalarının kamuoyuna mal edilmesi ile ilgili olanlarıdır. Bu haliyle söz konusu etkinlikleri, yönetenlerin ve çıkar çevrelerinin kasıt veya ihmalleri sonucu neden olduğu tahribatlar, mağduriyetler ve suiistimallere karşı toplumun ortak çıkarlarını esas alan toplumsal bir refleks olarak görmek mümkündür. 

 

Kabul edilmelidir ki siyasi hedefi ve iktidar talebi olmayan hiçbir girişiminin kalıcı veya dönüştürücü olması beklenmez. Ancak kamuoyunda bıraktığı etki ve yaygınlık ölçüsüne göre iktidar veya muhalif siyasi organizasyonlar üzerinde de harekete geçirici hatta dönüştürücü bir güce sahip olmaları mümkündür.

 

Türkiye’de son derece köklü nedenlere dayalı olarak demokrasi sorunu yaşanmaktadır. Seçme, seçilme, temsiliyet, denetim, hesap verilebilirlik alanlarının adil ve şeffaf koşullarda işlemediği/işletilmediği bilinmektedir. Korunan ve kollanan iktidar çevrelerinin yanında merkezi otoritenin yasak alanlar belirlemesi, düşünce, düşünceyi açıklama, bilgiye ulaşma, örgütlenme, sosyal, kültürel ve siyasi faaliyetlerde bulunma konularında sınır tanımaz keyfiliklerinin ulaştığı boyut sivil toplum örgütlerinin de hareket alanını, kendilerini ifade kanallarını son derece daraltmış durumdadır.     

 

Gelişmeleri yakından takip eden duyarlı bütün çevrelerin ortak kanısı ülkemizin içinde bulunduğu koşullar, açmaza düşülen sorunların ortaya konulması, demokratik koşullarda tartışılması ve çözüm önerilerinin geliştirilebilmesinin ön koşulu öncelikle tek adam yönetimine son vermekle mümkün olacaktır.

 

Bu yolda anti demokratik, gayrimeşru, haksız ve dayanaksız işlemler karşısında, yürürlükteki itiraz hakları sonuna kadar kullanılmalıdır. Kamuoyunun bilgilendirilmesi, kamuoyu oluşturarak hak ve özgürlüklerimize sahip çıkılması için çaba sarf edilmesi hepimiz için hayati öneme sahiptir.

Ortak kaygıları ve sorunları yaşayan çevrelerle dayanışma içinde olmak, bunları gündeme taşımak toplumsal olandan yana tutum almanın da ilk adımıdır. Kimsenin başkası adına, başkalarının da bizim adımıza düşünmesini ve karar almasını istemediğimizi ortaya koymak güdülmek istemediğimizin ifadesidir. Bıkmadan daha iyi ve daha doğrusu için denemek, bir araya gelmek ve hep birlikte kendi kendimizin sesi olmanın yol ve yöntemlerini geliştirmek despotizme ve barbarlıklara teslim olmayacağız demektir.

 

Nasıl ki her alanda ve her konuda erkek egemen, fırsatçı, çıkarcı, talancı ve kıyıcı bir resmi uygulama ve kollama ağı örülmek isteniyor ve bu amaçla toplumun en ilkel, en gerici ve şiddet yanlısı çevrelerinden yararlanılmak isteniyorsa; bir bu kadar alan ve konuda  sivilleştirilmeyi, özgürleştirilmeyi ve toplumsal olandan yana mücadele edilmeyi bekliyor demektir. 

 

Unutulmamalıdır ki “Otorite ve  buyurganlık” koşulları, “özgürlük ve eşitlik” taleplerinin örgütlü gücüyle orantılıdır, “Yukarıdan aşağıya” dayatmalar “aşağıdan yukarıya” dayanışma ağlarının bir araya gelmesiyle aşılır.

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok