Antalya
16.09.2021
A

Kent sakinleri neden daralıyor ? 

Barınma, sağlık, eğitim, ulaşım, boş zamanlarını değerlendirme, dinlence haklarından mı  yararlanamıyor ? Temiz çevrede yaşama hakkı mı ihlal ediliyor ? Zaten sözü dinlenmeyen kent sakinleri ortak alanlardan da mı yararlanamaz hale getirildi? Düşünceleri, kimliği, kültürel yaşamı, içine kapanmasına mı neden oluyor ? Geçinemiyor, muhtaçlık halleri, bağımlılık ilişkileri onu daha da mı eziyor ?  

Yoksa bütün bunlar yetmiyormuş gibi kamusal alanlarda ve kamusal hizmetlerde bir müşteri olarak görülmesi mi onu fazlasıyla daraltıyor ?

Kamu/toplum, kamusal alan, kamusal/toplumsal çıkar kavramları, kentsel yaşamda topluma ait olan, herkese açık, özel ya da kişisel olmayan, herkes için ele alınması gereken konuları, alanları  ve uygulamaları içermektedir.  

Bu alanlar, istisnai haller dışında toplumun serbestçe yararlanma koşullarının sağlandığı, yurttaşlık hak ve sorumluluklarının dışlanmaksızın ve ayrıcalıksız olarak işlevsellik kazanmalarının mümkün olduğu etkinlik konuları, alanları ve uygulamaları olarak ele alınmalıdır.  

Bu kavramlarla esas olarak, toplumun ortak ihtiyaçlarının gözetilmesi gerektiği açık bir konudur.           Bu doğrultuda bireyin kendini özgürce ifade edebildiği, kendi ayakları üzerinde kalmasını sağlayacak koşulların sağlandığı, o nedenle kamusallığın, kamu sektörünün ve kamusal hizmetlerin var olduğu düşünülmelidir.     

O nedenle bir bütün olarak haklarımız ve özgürlüklerimiz, farklılıklarımızın korunması, geleceğimize güvenle bakabilmemiz, demokratik, kültürel, tarihsel ve doğal değerlerimiz   ve bütün bu toplumsal bağlarımıza yönelik yasal düzenlemeler kamusal çıkarlarımız ile doğrudan ilgilidir.  

Kamu gücünü temsil eden ve kamu otoritesini kullanma yetkisine sahip olan devlet, bu nedenle tüm yurttaşlarına eşit mesafede ve tarafsız olması gerekir.

Ancak kamu demek, devlet demek de değildir.  Kamusallık veya kamuculuk, çoğulcu, özgürlükçü, eşitlikçi, bireylerin gelişime ve değişime açık toplumsallaşmasından yanadır.    

Ne yazık ki devlet yapısı da, siyasi irade de tekçi, otoriter ve güdümlü bir toplumsallaşma istemektedir. Buna toplumsallaşma değil, toplumu sürüleştirme demek daha doğru olacaktır. Çünkü kamusal olanın içi tamamen boşaltılmış durumdadır.                                              

O nedenle artık kamu, kamusal alanlar ve kamusal çıkarlar değil, tek adam ve onun savunduğu çıkarlar geçerlidir.

(4)(devam edecek)

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok