Antalya
30.07.2021
A

Her geçen gün artan iklim kuraklık kendini çok daha iyi göstermeye başladı. Ülkemizin değişik yörelerinden gelen iklim değişikliğine bağlı sel baskınları, hotumlar, obruklar ve tarla ürünlerindeki büyük rekolte düşüklüğü bunun en açık göstergesidir.

Bazı ülkeler bu tehlikenin geleceğini yıllar önce görerek tedbirler almaya başlamış. Buna en açık örnek ülke Rusya... Akdeniz ikliminin olduğu bölgelerin iklim değişikliğinden daha çok etkileneceğini, havaların birkaç derece ısınacağını, yağışların azalacağını görüp kuzey ülkelerinin ikliminin ılımanlaşacağını öngörerek tarıma yatırım yapmaya başladı.

Bildiğimiz gibi dünyanın önde gelen tahıl ve sebze üreticileri arasında yer alan Rusya 2020 yılında tarım ürünleri üretimini yüzde 5,3 oranında artırdı. Önümüzdeki dönemlerde Rusya’nın bir çok ülkenin aksine iklim değişikliğinden tarımsal açıdan olumlu etkileneceği ve konumunu daha da güçlendireceği öngörülmektedir.

Rusya dünyada en büyük tarımsal alana sahip ülkelerden birdir. Tarla, bahçe, çayır ve mera alanları ile 216 milyon hektarlık bir büyüklüğe sahip. Son yıllarda yakaladığı tarımsal üretim artışı ile dikkat çekiyor. Tarım sektörünün (stratejik sektör) dünya için giderek artan önemini pek çok ülkeden önce fark eden Rus hükümeti, son yıllarda üreticisine verdiği desteklerle büyük başarılar yakalamış. Şimdi de örtü altında üretilen sebze ve meyve üretiminde başarı yakalamak istiyor.

Rusya dünyanın en önemli sebze meyve ithalatçısı ülkelerinden biridir. Bunu nedenle örtü altı üretimini de artırmak için 2016 yılındaki sera alanını 1,5 kattan fazla artırdı. Bu sayede örtü altı üretimi yüzde 80 artmış. Sera alanında yaklaşık 30 bin dekara ulaşmış ve hızlı bir şekilde yapıma devam ediyor.

Bizim en büyük domates ithalatçımız olan Rusya ile ülkemiz arasında olan tarımsal faaliyetler önemli hale geliyor.

Bu yıl domates ithalatındaki kotayı 250 bin tondan 300 bin tona çıkarınca bizim üreticilerimiz ve ihracatçılarımız biraz nefes aldı. Akdeniz İhracatçı Birliğinin, 2020 yılında yapılan yaş meyve ve sebze ihracatımızda, 950 milyon dolarlık pay ile Rusya ilk sırada yer alıyor.

Sonuç olarak Rusya’nın sebze ve meyve üretimindeki planlı büyümesi bizim için daha önemli bir hale geliyor.

Peki, Türkiye  yaptı?

1-İklim değişikliği ve kuraklıkla ilgili projeler geliştirmedi.

2-Üretici desteklerini gerektiği gibi vermedi ve verdiği kısmını enflasyon oranında artırmadı.

3- En verimli tarım arazilerini imara açtı.

4-Üretici sayısındaki büyük azalmalara karşı hiçbir politika geliştirmedi. Aksine azalması için politikalar geliştirildi.

5-Tüketicinin karnını ithal ürünlerle doyurmayı seçti (Türk çiftçisine ürettirmek yerine).

6-Rusya İthalatçı pozisyonundan üretici pozisyonuna geçerken, Türkiye ise üretemediği planlar ve politikalar sonucu net tarım ürünleri ithalatçısı bir ülke haline geldi.

 

İşin en kötüsü ise bu gidişatı görmeyen veya istemeyen yöneticilerin, hiçbir politika geliştirmeden yola devam etmeleri.

Konuyla ilgili yetkililere buradan soruyorum: Rusya kendi sebze ve meyvesini yeteri kadar üretmeye başladığı zaman, bizim çiftçilerimizin ürettiği domatesi kime (hangi ülkeye) satacağımızla ilgili bir planınız var mı? Bence yok, çünkü son 20 yıldır küçük çiftçi kalmasın planı yapıldı ve üretim yerine ithalat tercih edildi.

Ülke tarımının kurtulması için ülke çapında yüzlerce kooperatif kurup kooperatifleşmek (gelişmiş ülkelerde olduğu gibi) ve üretmekten geçer.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok