Antalya
26.07.2021
A

Söylencebilimine göre, İksion, Teselya'nın en eski kabilesi olarak bilinen Lapith'lerin kralıdır. Aynı zamanda Theseus'un arkadaşı olan Peiritos'un da babasıdır.

 

Evlenmek üzere, “Deioneus”un kızı “Dia”ya talip olmuştur. Evliliğine izin vermesi koşuluyla kızın babasına (Deioneus’a) çok sayıda değerli armağan verme sözü vermiştir. Ne var ki, evlenip kızı aldıktan sonra verdiği sözde durmamış, armağanları vermemek adına kayınpederi Deioneus'u yanmakta olan kömürlerin kor ateşi içine atarak acımasız biçimde öldürmüştür.

 

Düğün öncesi verdiği sözü tutmayıp, ettiği yemini evlendikten sonra bozup, üstelik eşinin ailesinden birini öldürme suçunu da kabahatleri arasına ekleyince, hiç kimse İksion'un günahlarından arındırma törenlerini yapmaya yanaşmamıştır. Bununüzerine sadece baştanrıZeus, kendisine acımış ve Olimpos Dağı’nda kurulan tanrılar sofrasına davet etmiştir.

 

“Alışmış kudurmuştan beterdir” derler, İksion, davet edildiği tanrılar sofrasında da uslu durmamış, daveti yapan baştanrı Zeus’a da nankörlük ederek, yemek sofrasında Zeus’un karısı Hera'ya kur yapmaya, aşna fişneye başlamıştır. Baştanrı Zeus, onun bu densizliğini fark etmiş ve kıyameti koparmıştır.

 

İksion’u cezalandırmak üzere, anında harekete geçen tanrılar tanrısı Zeus, ak bulutlardan tanrıça Hera'yı andıran bir görüntü oluşturmuştur. Bulutları kur yaptığı tanrıça Hera’ya benzeten İksion, Zeus tarafından oluşturulan bu yapay bulutlarla birleşmiştir. Bu sözde birleşmeden çok sayıda Kentaur (at adamlar) üremiştir.

Baştanrı Zeus, kendisine, kendi sarayında ihanet etmeye kalkan İksion'u işlediği korkunç günahlar ve nankörlük nedeniyle cezalandırma kararı almıştır. Onu, Tartaros'ta alevler saçan bir tekerlek üzerine bağlamış ve sonsuza dek bu tekerlek üzerinde dönme cezası vermiştir.

 

 

İksion, Olympos’ta davetli olduğu tanrılar sofrasında “nektar” yiyip, “ambrosia” içtiği için ölümsüzlük vasfı kazanmış, bu yüzden tek bir kere de yanarak ölmemiş ve Tartaros'taki tekerlek üzerinde sonsuza dek yanmaya devam etmiştir. İşte Antalya ilinde Side Arkeoloji Müzesi’nde bulunan aşağıdaki kabartma, İksion’ubaştanrı Zeus tarafından verilen cezayı ömürboyu çekerken betimlemektedir. 

 

 

 

ANADOLU’NUN KONUŞAN TAŞLARI(II)

ZEUGMA’LI “ÇİNGENE KIZI” MOZAİĞİ

Sergilenen mozaiklerin sayısı, zenginliği ve kapladığı alan açısından haklı olarak dünya birinciliğine soyunan GaziantepArkeoloji Müzesi’nde sergilenen Zeugma mozaikleri arasında öyle biri var ki, özellikle anılmaya ve üzerinde durulmaya değer. “Çingene Kızı” adını taşıyor bu mozaik. Müzeyi gezen herkesin görünce büyülendiği bu gizemli mozaik, daha şimdiden sempatik tebessümü, insanın içine işleyen gülüşü ile ve hep bakana bakan benzersiz ifadesiyle müzenin simgesi olmuş durumda. Ünü de sınırlarımızı çoktan aşmış bulunuyor.

Hüzün dolu ifadesi, bin bir anlam taşıyan hülyalı bakışları, gizemli görünümü ile Çingene Kızı, bakanı anında aşık ediyor kendine. Tarak değmemiş dağınık görünümlü saçları, oldukça çıkık görünen elmacık kemikleri ve etine dolgun yüzü ile “Çingene Kızı”, sergilendiği Zeugma Mozaik Müzesi’nde tam bir çekim merkezi konumunda. İnsanlar onu soruyor, önünde el pençe divan duruyor. Müzegezerler, dakikalarca mozaik panonun önünde durup her yönden bu güzel kızı seyrediyorlar. Onu adeta ezberlerine alıyorlar. Önünden ayrılamıyorlar. (Doğrusu beni de büyüleyen bir şaheser. YAS)

İşin ilginç yönü siz nereye giderseniz gidin, nereden bakarsanız bakın kız da alıcı gözle size bakıyor. Göz teması denen olguyu bire bir uyguluyor. Çingene kızı, sizi anında etki alanına alıyor. İlk bakışta adeta efsunlanıyorsunuz. Yılan saçlı Meduza gibi taşlaştırmıyor, sizi duygu yükleyerek kendisine tutsak ediyor.  

Yılan saçlı Medusa (Didim Apollon tapınağı)          

ANLAMLI BAKIŞ

Çok anlamlı bakıyor Çingene kız,                                                                                          Donuk değil gizemli bakışları,                                                                                           Denizden yeni çıkmış balık bakışı,                                                                                  canlı, taptaze, dipdiri                                                                                       günlerce tezgahta müşteri beklemiş                                                                               ölü balık bakışı hiç değil.                                                                                      Yürek yakan buğulu bakışlar onda,Sen nerede,onun gözleri de orda.

Yavuz Ali Sakarya,                                                                                            20 Eylül 2011,Antalya

Hiç kimse, hiçbir yetkili, mozaiğin kime ait olduğunu, kimin tarafından yapıldığını kesin olarak bilmiyor. Bu konuda yorum yok, ama alıcı güzelliği ile sıradan biri olmak yerine bir prensesi, bir saraylıyı andırdığı kesin. Görünümü, güzelliği ile saraylara, krallara layık olduğu kuşku götürmez bir gerçek. İkinci yüzyıla tarihlenen mozaik panoyu yapan sanatkarın, mozaik ustasının işinin eri olduğu mozaik panonun her halinden belli. Küçük tesseralar kullanarak bir insan yüzüne bu kadar zengin bir ifade yüklemek her babayiğidin harcı değil. Yalanım yok, kızın gözü hep sizin üstünüzde. Siz nereye yönelirseniz, üşenmiyor, sanki canlıymış gibi sizi gözleriyle takip ediyor. Bak bana, sev beni dercesine. Yüzündeki hüzünlü tebessüm pek de güzel yakışıyor güzel Çingene kızına.  

Gaziantep Arkeoloji Müzesi’nde 2 bin metrekarelik bir alanda sergilenen Zeugma mozaiklerinden bazıları konuları itibarıyla, Harbiye’den getirilen ve Antakya Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen mozaikleri andırıyor. Bazılarında aynı konu benzer biçimde ele alınıp işlenmiş. Bölge sanatçıları arasında bir dayanışma olma olasılığı oldukça yüksek. Zeugma zenginlerinin parasal boyutunu hesaba katmadan Antakya’dan usta getirdikleri ve evlerinin tabanlarını onlara döşettikleri akla yatkın gibi görünüyor. Aynı toprağın çocukları, aynı kaynaktan beslenip, benzer ürünler veriyorlar. Bundan daha doğal bir şey olabilir mi? 

Hassekhöyük, Çayönü ve Gordion gibi antik yerleşim yerlerinde mozaiğin ilk örneklerini üreten Anadolu insanı, aşama aşama onu geliştirerek, “Çingene Kızı” mozaiğinde örneğini bulan mükemmelliğe, kusursuzluğa eriştirmeyi başarmış.

İnsana, sanata saygı adına, mozaik panoyu yapan ustanın önünde şapka çıkartmak gerekiyor gerçekten. Üstesinden geldiği paha biçilmez değerdeki sanat eseri ile panoyu yapan usta sanatçı, “Olmaz böyle bir şey!” dedirtiyor insana. Taş parçalarını yan yana getirerek onlara böylesi bir ifade zenginliğini kazandırmak zor iş. Atalarımız, bu toprakların bizden önceki sahipleri, bunları başarmışlar. Halı dokur gibi taşı dokumuşlar. Sanat adına içimizdekini okumuşlar. Bize sunmuşlar.

“Çingene Kızı” adlımozaik pano, Müzeninikincikatındakendisineayrılmışözelbirbölümdesergileniyor. Panoya ‘MainadMozaiği’ adınıverenler de var. Birlabirentbiçimindetasarlanmışiçiçegeçmelibirodada, zifafodasındadamatbekleyenyenigelingibi, bütünsaflığı, temizliğive el değmemişliği ile konuklarınıbekliyor. Birhayatkadınıedasıyla, bütünçekiciliğiylevekendinden, güzelliğindeneminbirbiçimdekendisineayrılanodadamüşterilerinibekliyor.Bakımlı bir Anadolu kadını edasıyla karşımızda duruyor. Aşkı dolu dolu yaşamaya çağırıyor. Bakarak sevişmeyi.

Zeugma kurtarmakazılarısırasındaortayaçıkartılanve “ÇingeneKızı” ya da “YerTanrısı Gaia” olaraktanımlananmozaikpanodayeralangüzelkadının, ŞarapTanrısıDionysos'unkadınmüridlerinden(inananlarından) biri, bir “Mainad” olduğugörüşü de ilerisürülmektedir. 

 

“Mainad”, içtiğişarabınverdiğitatlışarhoşlukla“Dianizya” adıverilenDianyzosşenliklerineneşeilekatılan, oradaçılgıncadanseden, şarabın, dansınvemüziğinetkisiylekendindengeçen, kontroldançıkanesrikbiridir. Mozaikpanoüzerindebetimlenenkadınbaşının sol üstbölümündegözeçarpanveasmayaprağınıandıranşekiller, onunbir “mainad” olduğuşeklindeyorumlanmasınakanıtoluşturmaktadır.

 

Bilindiğiüzere, asmayaprağı, üzüm, şarapvebağcılık, hep şaraptanrısıDianysosileilişkilendirilmişveişlenmişkonulardır. Mozaikpanodabetimlenenkadınınsaçlarınıalnınınüzerinden saran veensesindebirtopuzuandırırbiçimdetoplananörtüveoldukçairigörünümlüküpeler de, onunbir “Mainad' olduğunugösterendiğerkanıtlarolarakdeğerlendirilmektedir. 

Mozaiğiilginçkılan en önemliözellik, kadınıngözbebeklerininmozaikpanoyayerleştirilmesindegösterilenözen, inceişçilikveustalıktır. Mozaiğehangiyöndenbakarsanızbakın, panodayeralankadınfigürü, aşağıdanyukarıdansağdan soldan 360 derecelikbiraçıiledevamlı size bakar. Kısacası,gözünüsizdenayırmaz. Sevgisini, tebessümünüsizdenesirgemez. Aynıilgiyidoğalolaraksizden de bekler.    

ÇingeneKızı’nınbuözelliğini, Leonardo Da Vinci’nin “Mona Lisa” ya da “La jakond” adlıtablosunda da görmekmümkündür. Aradaki 1300 yıllık zaman farkınıhesabakatmazsanız, birinintabloolduğunu, boyalarlabuetkinineldeedildiğini, diğerinintaşparçalarıileoluşturulduğunuhesabakatmazsanıztabii. Hangisinindahazorolduğuna, ustalıkgerektirdiğinevarınsanatseverlerolaraksizlerkararverin.

Zeugma mozaiklerininyapımında, bölgeyehayatveren, Zeugma antikkentinin de aslındavaroluşya da kuruluşnedeniolanFırat (Euphrates) nehrininhakkını da yemekolmazbuanlamda. (Zeugma, bir Roma lejyonuolarakFırat’ınikiyakasınıbirarayagetirmekvebölgeyikontrolaltındatutmakamacıylabugünbulunduğuyerdestratejikbirnoktada, birköprübaşındakurulmuştur. Yerirastgeleseçilmişdeğildir. YAS)  

Zeugma mozaiklerininhemenhepsi, FıratNehri'ndentoplananrenklidoğaltaşlarkullanılarakyapılmışlardır. Taşlar, dahadoğrubirdeyişle “tessera”lar, her biri 5-6 milimetreebadındakesilerekyanyanadizilmişvemozaikpanolaröyleceoluşturulmuştur. KökeniSümerlereveAnadolu’ya (Hassekhöyük, ÇayönüveGordion’a) dayananmozaikyapımında, mozaikustasıdahadoğrubirdeyişlemozaiksanatçısı, doğadabulamadığırenkleriörneğinaçıkmaviyi, yeşilinaçıkya da koyutonlarınıveturuncugibirenklericamdankesiprenklendirerekkafasındakipanoyuşekillendirmişvetamamlamıştır.

Zeugma’dakimozaikpanolarıyaratanlararasındaikiinsanınadıön plana çıkmaktadır: SamsatlıZosimosileKointos. Bu insanlar, ürettiklerieserlerilekendisanatlarınıkendileriyaratmışlarveadlarıgünümüzekadaryaşayagelmiş. İşlenenkonularvebenzerliklerincelendiğinde, Antakya’dangelenustaların da Zeugma projesindeçalıştıkları, katkıkoyduklarıdüşünülmektedir.

Zeugma mozaiklerinde de işlenenkonular, tıpkıAntakyadakilergibimitolojikkonulardanoluşuyorağırlıklıolarak. Zeugma veçevresindeortayaçıkartılanmozaikpanolarda Anadolu kökenliolmakla, LidyaovalarındangelmekleövünenŞarapTanrısıDionysossıklıklabetimlenmektedir.

Gaziantep iline bağlı Nizip İlçesi yakınlarında yer alan ve Fırat (Euphrates) nehri kıyısında bulunan Zeugma antik kentinde kurtarma kazıları sırasında 1998 yılında ortaya çıkartılan ve yüzündeki çingene kızını andıran ifade nedeniyle sonradan "Çingene Kızı" adı verilen mozaik pano, çok kısa zamanda salt Zeugma’nın değil, Anadolu arkeolojisinin de simgesi haline gelerek, tanıtım amaçlı olarak posterlerde, afişlerde hak ettiği yeri almış, Anadolu’nun unutulmazları arasına girmiştir.

Çingene Kızı, göz alıcı güzelliği ile bir randevu evinde çalışan ve özel müşterisi olan ayrıcalıklı bir kadın gibidir. Her gün müzeyi ziyaret edenler onun önünde durarak, kuyruk olmakta, gözlerini ondan alamaktadırlar. 

Kazı heyeti tarafından “Çingene kızı” adı verilen mozaik pano, Zeugma antik kentinin Kelekağzı denilen yerinde 30-35 yıl kadar önce bölgeyi mekan edinen kaçakçıların rastgele açtığı, antika eser bulmak umuduyla her tarafın köstebek yuvası gibi delik deşik edildiği bir alanda tesadüfen bulunmuştur.

Kaçak kazı yapan ve diğer birçok mozaik panoyu açarak, çeşitli figürleri parçalayan kaçakçılar, soygun sırasında nedense bu mozaik panoyu görmemişlerdir. Belki de basiretleri bağlanmıştır, kimbilir?

Etrafında yer alan diğer figürler bulunamadığı için bu figürün hangi mitolojik öyküye ait olduğu konusunda doyurucu bir yorum yapmak mümkün olmamıştır. Mozaik pano, renkli görünümünden ve yüzündeki ilginç ifadeden dolayı "Çingene Kızı" adı verilerek müzede sergilenmektedir. Sanat değeri çok yüksek olan ve canlı renkler içeren mozaik, insan figürünün bakışlarındaki hüzün ve esrar ile daha bir anlam kazanmaktadır.

Mozaiğin albenili görünümü, işlenişteki ustalık, bir bölümünün eksik olması nedeniyle dikkatlerin yüzdeki ifadede toplanması ve ilginin gözlere yoğunlaşmasından kaynaklanmaktadır.  

Mozaikteki insan figürünün yer tanrısı “Gaia” (*)olduğunu savunanlar olduğu gibi, onun kadın olmayıp, erkek olduğunu, hatta daha da ileri giderek onun Makedonya imparatoru Büyük İskender olduğu görüşünü ileri sürenler de bulunmaktadır. Ne var ki o benim gönlümde hep ilk adıyla “Zeugmalı çingene kızı” olarak kalacaktır.   

(*) Yer tanrısı “Gaia”, içinden tüm tanrı soylarının çıktığı ilk element (toprak) olarak kabul edilmektedir. Gaia, Olympos tanrılarına oldukça geniş yer ayıran İzmirli ozan Homeros'un epik şiirlerinde hiç yer bulamamasına karşın, antik dönem yazarlarından Hesiodos'un “Theogonia” adını taşıyan eserinde önemli bir yere sahiptir. Hesiodos, Gaia’nın, Khaos'tan hemen sonra doğduğunu, arkasından da aşk tanrısı Eros’un geldiğini söylemektedir. Gaia, bir başına (hiçbir erkek unsurun yardımı ve katkısı olmaksızın) önce çevremizi saran Gök'ü (Uranos’u) ve Dağları, daha sonra deniz unsurunu erkek kişiliğinde barındıran Pontos'u dünyaya getirmiştir.  “Uranos” yani “Gök” doğduktan sonra, onunla ilişkiye giren Gaia’nın doğurduğu çocukların hepsi birer tanrı ya da tanrıça konumuna girmişlerdir. Başlangıçta adları “Okeanos, Koios, Krios, Hyperion, İapetus” ve “Kronos” olan altı “titan” ve yine adları “Theia, Reia, Themis, Mnemosyne, Phoibe” ve “Tethys” olan altı “titanid” dünyaya gelmiştir. “Titan”lar erkek, “Titanid”ler dişi tanrısal varlıklardı. Titanlar kuşağının en genci “Kronos” adını taşıyordu. Ardından, adları, “Arges, Steropes” ve “Brontes” olan “Kykloplar” meydana geldiler. Bunlar, yıldırımlara, şimşeklere ve gök gürültüsüne hükmeden güçlü ve tanrısal varlıklardı. Ve nihayet tanrı Uranos'un aşklarından “Kottos, Briareus” ve “Gyges” adlarını taşıyan yüz kollu Hekatogher’ler dünyaya geldi. Devasa büyüklükte olan bu varlıklar şiddet yanlısı tavırları ile söylence dünyasında ön plana çıktılar. YAS)

Benim bir turist rehberi olarak Zeugmalı Çingene kızına olan aşkım onun ilk resimlerini çarşaf çarşaf gazetelerde gördüğüm günlerde başladı. Aşk ateşi yüreğime o günlerde düştü. Sonra Müzede sergilenirken gördüm onu defalarca. Sevda yüreğime bir yerleşti, pir yerleşti. Bir kere görün, sizler de bana hak vereceksiniz.

ZEUGMALI ÇİNGENE KIZI

Bir Çingene Kızı’na vuruldum Zeugma’da                                                                                   Aklımı başımdan aldı o alımlı güzel                                                                                               Gözüm gönlüm açıldı onu görünce                                                                                                 Nerden bakarsam bakayım çalımlı kıza,                                                                                                         İki gözü hep benim üstümde.Aklım Çingene Kızı’nda kalsın istemedim,Mozaikteki Zeugma’lı Çingene Kızı,                                                                                           Aldım, “kuma” getirdim evime.                                                                                                               Zevkle astım, Çingene Kızı’nın resmini duvara,Hem o, hem ben, hem de seyredenler sevine.

Yavuz Ali Sakarya,                                                                                                    26 Ocak 2005,Antalya

NOT: Bakışlarındaki hüzün ve gözlerini sizden ayırmayan, sürekli gözleriyle sizi takip eden görüntüsü ile antik dönemin “Mona Lisa”sı olarak kabul gören “Çingene Kızı” mozaiği, MS 2. Yüzyıla tarihlenmektedir. Mozaik panoyu kimin yaptığı bilinmese de, yapan ustanın işinin ehli gerçek bir sanatkar olduğu konusunda herkes hemfikirdir. Mozaik pano, Gaziantep iline bağlı Nizip ilçesi yakınlarında Fırat (Euphrates) nehri kıyılarında bulunan Zeugmaantik kentinde 1998 kazılarında ele geçirilmiştir. Ne yazık ki panonun büyük bölümü yurt dışına kaçırılmıştır. Yurtdışına tarihi eser kaçakçılığı kesinlikle önlenmelidir. Kaçakçılık, vatana ihanetle eşdeğerdir.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok