Antalya
12.06.2021
A

Rahmetli hocam Emin Özdemir, “Boş çuval dik durmaz” der, hepimizi Gazi’de okumaya yönlendirirdi. Halk Tv de Serhan Asker’in iki lafın bir başı kullandığı, iyi de ettiği okumaya özendirdiği bilgece sözün sahibi değerli edebiyatçı, araştırmacı yazar Emin Özdemir’dir. Onun sayesinde nitelikli, okumayı öğrendik. Neyi okuyacağımıza karar verir hale geldik. Bulutlar tahtı olsun. Üzerimizde emeği çoktur. Okumayı, yazmayı o sevdirdi bize.

*

Bugün taş işçiliği denince güzel yurdumuzda ilk akla gelen kentten Mardin’den söz edeceğiz. Sıradan taşın, gerçek anlamda bir sanat eserine dönüştüğü, taşa hayat veren ustaların yetiştiği bir  kent Mardin.

Mardin’e bugüne değin, yolunuz düşmesiyse eğer, kenti tanımak için kendisi de Mardinli olan Murathan Mungan kitapları ile başlayabilirsiniz kenti okumaya. 


Kadın, toplumun nüvesidir. Anasıdır. Doğurandır,

Doyurandır. İnsan neslini besleyen büyütendir. Geleceğe ulaştıran, vatan hizmetine sunandır.  

 

İşin özü, “Bir kadın değişirse, bir aile, bir aile değişirse, bir toplum değişir.” Bunun ülkemizde ana tanrıça Kybele’den tutun da çok sayıda özverili örneğini görmek mümkündür. 

 

Anlatacağımız örnek uygulama Mardin’de gerçekleşiyor, tanıtacağımız kişi o projeyi düşünen, uygulamaya koyan çok başarılı bir iş kadını, örnek bir girişimci Ebru Baykara Demir. Aynı zamanda turist rehberi bir meslektaşımız.   

 

   

Bir kadın olarak onun Mardin’de yaptıkları gerçek bir başarı öyküsü. Önce, azmetti. kendine inandı. Tüketimden yarar gelmediğini, deneyerek öğrendi, sonunda karar verdi, “Her koşulda üretmeliyiz. Güç birliği yapmalıyız” dedi, işe soyundu ve çevresine örnek bir iş kadını, bir rol model oldu.

 

Ebru Baykara Demir, “Toplumu kadınlar değiştirir. Kadın ne kadar güçlü olursa o kadar mutlu çocuklar yetiştirir. Kadın ne kadar kendine güvenli ve vizyon (görü) sahibi olursa, çocuğu da öyle yetişiyor. Güçlü toplumlar güçlü kadınlarla kurulabilir, yönetilebilir.” Düşüncesinde ve her fırsatta bu düşüncenin gereğini yapıyor.

 

Amacı, turizm yapmak, öğrendiği , eğitimini aldığı işi yapmaktı. Mardin ilinin, turizmde gelecek vaat eden bir il olduğıunu biliyordu. Kentte aşılması gereken sıkıntılar vardı. Yatırım zordu, işsizlik had safhadaydı. Eğitim eksikti, turistik kurum sayısı yetersizdi. Hepsi ayrı ayrı ilgi bekliyordu.

 

Durumun farkında olan kendisi, 2000 yılında, bir  Alman turist kafilesini Mardin’de gezdirirken, grubundaki yolcuları kent merkezinde bir lokantaya götürdüğünü, grubun yemekleri beğenmediğini, onları alıp kendi evlerine götürdüğünü, annesinin, yengesinin ve komşu kadınların yaptıkları yemekleri yedirdiğini, konukların yemekleri severek yediklerini, bunun da kendisinde bir çağrışım yaptığını söylüyor.

 

Bunun kendisi için bir başlangıç olduğunu, sonrasında kadınları bir araya getirerek yemek yaptırmaya başladığını, yapılan yemekleri kentteki lokantalara satmaya başladıklarını, kadınların bu işten para kazanmaya başladıklarını söylüyor.

 

Bir yıl sonra, Mardin’de “Cercis Konağı” nı açarak, gerçek bir değişime öncülük etti. Adım adım başarıya yöneldi.

 

Zaman oldu, İşsiz kaldı. Sağlamdı karakteri, oturmuştu kişiliği, asla moralini bozmadı, vazgeçmedi, inatçı yapıdaydı, kendisi ve çevresi için iş olanakları yarattı. Yavaş ama emin adımlar atarak ilerledi.

 

Yatırım önemliydi. Yatırım yaptı, projelerini açıklayarak çevresini inandırdı, yöredeki kadınları bir çatı altında topladı, örgütledi, bıkmadan usanmadan anlattı, halkayı genişleterek yoluna devam etti. Sürekli işe asıldı, önce tek başına koyuldu işe, insanlarına güvendi, kendine güvendirdi. Çalışan kazanırdı. Başarı kaçınılmazdı, Başardı.  

 

Değişime, yazgının değişeceğine inandı, Çıkartılan engellere direndi, zaman oldu ağladı, kendisi ile birlikte yanındaki üretici kadınlar da ağladılar, ama iş vazgeçmeye gelince, hayır dediler, direndiler. Semeresini hep birlikte gördüler. 

 

Kadın değerliydi. Evde tarlada, mutfakta, her işte kadın değerliydi. Pişiren, kotaran, iş bitiren onlardı. Yaşamın her alanında kadın eli ve emeği vardı. Yeter ki istesin, kadının üstesinden gelemeyeceği iş yoktu.

 

Yerli tohum kullanarak tarım işine girdi. Buğday üretti, bulgur üretti. Yemeklerini yapıp çevreye tanıttı.

 

Kooperatif kurdu, kadınlara istihdam (iş) sağladı, yerel tohumların peşine düştü, Anadolu’ya özgü 11 çeşit buğdaydan beşinin örneklerini buldu. Fırat ve Dicle’nin sularıyla sulanan ve  “Verimli Hilal” diye bilinen Mezopotamya’nın en eski buğday örneklerini buldu. Anadolu bozkırında susuz ortamda buğday yetiştirmeyi, ürün almayı başardı. İnanılmaz, akla hayale sığmaz projeleri var, değil mi?

 

Kuraklıktan kırılan, ama ülkenin tahıl ambarı konumunda olan Orta Anadolu’da Konya ovasında uçsuz bucaksız tarlalarda susuz ortamda tahıl yetiştirmeyi düşlüyor. Ülkenin kendi kendine yeter hale gelmesinin önemini biliyor, üstüne düşen görevi yapmaya hazır. Önüne engel çıkartılmazsa, planlar kuruyor. Projeler hazırlıyor. Kısacası ülkesi için büyük düşünüyor.    

 

Adı, “Ebru Baykara Demir” bu gözü kara yiğit kadının. Yaşamdaki en büyük tutkusunun topluma hizmet olduğunu, her fırsatta toplumsal fayda sağlamanın peşinde olduğunu söylüyor, söylemekle kalmıyor, dediklerini aşama aşama gerçekleştiriyor. 

 

“Yeter ki azmet, azmin elinden hiç bir şey kurtulmaz.” Düşüncesiyle hareket eden, başarılarıyla büyük takdir toplayan, her geçen gün girişim olanaklarını artıran,  başarılı, girişken, paylaşımcı, yüreği  yurt sevgisi dolu bir kadın O. 

 

Sıradışı tavırları olan, başkasına benzemeyen, üretken bir kadın O. Ata toprağı Mardin sevdası olmuş.  

 

Okulunu bitirdikten sonra büyük kentin karmaşası içinde kaybolup gitmektense, yuvaya dönmeyi, yeğlemiş, öğrendiklerini  uygulayarak, çevresine önayak olmaya karar vermiş, çevrenin çehresini değiştirmiş, güzel izler bırakmış, bırakmayada devam eden bir kadın o.

 

Üstesinden geldiği güzel işlerle, Mardin halkı ve özellikle kadınlar tarafından sevilip sayılıyor. Kentteki herkes onu tanıyor, hizmette sınır tanımadığını biliyor, pes etmeyen inatçı yapısını ve başarmaya odaklanmış, hırsı tavan yapmış birisi olarak sonderece takdir ediyor, peşinden gidiyor.   

 

Ebru Baykara Demir, Mardinli bir ailenin, işten anlayan, girişken kızı. Okumak üzere İstanbul’a gitmiş, eğitimini tamamladıktan sonra yaşadığı ve çok sevdiği kente dönüş yapmış. Kentine hizmeti görev edinmiş. Kendine güvenen ve adanmış bir kişilik o.  

 

Rehberlik ve “Gastronomi” (yeme, içme ve mutfak kültürü) alanında eğitim almış, bilgisi ve görgüsüyle,  Mardin ilinde yaşayan, kendi değerleri ve yetenekleriyle haşır neşir olan, hayatlarını her çeşit işi yaparak değiştirmeye, ayakta kalmaya, aile bütçesine katkı koymaya çalışan kadınlara öncülük etmiş, tavır ve hareketleri ile örnek olmuş biri o.

 

Bıkmak nedir bilmeyen, usanmadan, sıkılmadan çalışan, dur durak tanımayan, kenti ve insanı için hep büyük düşünen biri o. Gerçek bir rol model. İnsan isterse neler başarırı gösteren sıradışı bir örnek.  

 

Önce mutfakta başarılı olarak çevreye örnek olmuş, elinin hamuruyla erkek işi sayılan lokantacılığı yukarıya taşımış, başarısını kanıtlamış, ardından işleri “toplumsal yarar”a  dönüştürerek, kadınları örgütlemiş, çok sayıda kadına iş olanağı ve gelir sağlamıştır.

*

Bu başarısıyla,  Ebru Baykara Demir, dünyanın en prestijli gastronomi ödülü  olarak kabul edilen “Basque Culinary World Prize” ödülüne aday olmuş, çok sayıda katılımcı arasından ilk on arasına girmiş, ülkemiz için, Mardin ili için gurur ve övünç kaynağı olmuştur. Ülke için bir ilki başarmıştır. Hak ettiği bu başarı için ne mutlu ona! Bu tek ödül değil tabii. Onları saymaya kalkarsak yerimiz yetmez.

 

O giriştiği her işte enerjisini yüksek tutan, heyecanını sürekli diri tutan, yorulmak nedir bilmeyen birdir. Yaptığı olumlu işlerle ülkenin tanıtımını yurt içinde ve dışında başarı ile yapmaya devam ediyor. Kat edilecek daha çok mesafe olduğunu düşünüyor.    

 

Yaptığı işin değerlendirmesini yapması istendiğinde, Anadolu kültürünü, mutfak zenginliğini, yemek çeşitliliğini dünyaya gösterdiği için mutlu olduğunu, yaptığı işle onuru ve gurur duyduğunu söylemektedir. 

 

Katıldığı yarışma, Dünya genelindeki hemen tüm şefler için referans merkezi olarak kabul edilmektedir. Değerlendirmeye giren kıstaslar (ölçütler) arasında yemek yapmak olduğu kadar,  gıda atıklarını değerlendirmek, ürün çeşitliliğini göstermek, doğal beslenme,  toplumsal girişimcilik, projeleri toplum yararına kullanma gibi konular da yer almaktadır.  Bunların hepsini başardığı için ilk on içinde yer almış. O toplum adına yaptıkları ile yetinmeyen, hep daha fazlasını isteyen biri.

Ebru Baykara Demir, hiçbir zaman yaptıkları ile yetinmedi.

Etapetap “Harran Gastronomi Okulu Projesi”ni başlattı.

 

Kadınlara destek olmak üzere açılan “Aile Destek Merkezi” oluşturdu, meraklı ve ilgili kadınlara seramik, halı dokuma, ahşap eğitimi gibi konularda eğitim vererek, para kazanmaları ve ailelerinin geçimine katkı koymaları sağladı. 

Unutulmaya yüz tutmuş mutfak kültürünü yeniden canlandırmaya gayret etti. Gerekli eğitimleri verdi, verdirdi. 

 

Projenin amacı, kadınlara mesleki eğitim vererek iş olanağı yaratmak ve yaşam standartlarını yükseltmek, ekonomik özgürlüklerine katkı sağlamaktı. Amaç, kadınları kalkındırarak toplumu kalkındırmaktı. “Bir kadın değişirse bir aile, bir aile değişirse bir toplum değişir” düşüncesini somut biçimde örneklendirmekti.

 

Doymak bilmeyen, hız kesmeyen başarılarının takipçisiyiz. Gözümüz üzerinde. Seni hep izleyeceğiz.

 

 

 

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok