Antalya
08.06.2021
A

Kim ne derse desin kim hangi videoyu paylaşırsa paylaşsın Türkiye’de gerçek gündem anayasadır.

Anayasa tartışmalarının medya üzerinden servis edilen ve Türk Milleti’ne yutturulmaya çalışılan yönü ise darbe anayasaları ile yönetildiğimizdir. Özellikle 1982 anayasası diyerekten bu algı yayılmaya çalışılmaktadır. Son zamanlarda ise 1961 anayasası da darbe anayasası olarak dillendirilmektedir.

Dillendirilen bir diğer anayasa ise 1921 anayasasıdır. Ancak 1921 anayasası ne hikmetse iktidar tarafından daha kapsayıcı ve daha özgürlükçü olarak adlandırılmaktadır. Bu tanım benim değil cumhurbaşkanlığı başdanışmanı Mehmet Uçum’undur.

Sayın Uçum 1921 anayasasını “kapsayıcı Anadolu felsefesi” olarak adlandırır. 1924 anayasası ile kurtuluştan kuruluş felsefesine geçildiğini ve Türkiye’nin “dışlayıcı ve baskıcı” bir anlayışla ulus devlet olarak kurulduğunu söylüyor. Çeşitli yazılarına ve katıldığı TV programlarına bakarsanız görürsünüz.

Ayrıca 2002’den beri “Kuruluş Felsefesi”nin tasfiye sürecine sokulduğunu da ekliyor. Bugün rejim değişmiştir derken neyi kastettiğimi umarım anlatabilmişimdir.

AKP iktidarı döneminde 177 maddelik anayasanın 134 maddesinde değişiklik yapılmıştır. İlk dört madde başta olmak üzere 1924 anayasasının temel sütunları değiştirilememiştir. Bu temel sütunlar; millet tanımı, dil birliği, toprak bütünlüğü ve kurucu felsefenin çizdiği çerçevedir.

1921 anayasasının şartları ile 1924 anayasasının şartları çok farklıdır. 1921 anayasası yazıldığında Anadolu’da bir devlet mekanizması yoktu. Yani devlet yoktu. İşgal ve iş savaş yaşanıyordu. Anadolu’da herkesin kendi başını kurtarma derdine düştüğü, işgale ve iç kargaşaya karşı geçici çözümler bulduğu bir dönemdi. Millet/ulus yoktu. Etnik ve dinsel temelde çareler aranıyordu.

Atatürk bu etnik ve dinsel gruplara bir çağrı yaptı. Bu çağrı 1921 anayasasıdır. Başta Saray olmak üzere İngiliz emperyalizmi ile işbirliği yapan küçük bir azınlığın dışında Anadolu’nun büyük bir çoğunluğu bu çağrıya evet dedi. Bu çağrı; gelin bir olalım, tek halk olalım çağrısı idi. Çağrıya evet diyenler 1921 anayasası ile yola çıktıklar ve 1924 anayasası ile tek millet oldular.

Atatürk, milleti oluştururken kimsenin etnik ve dinsel yapısına bakmadı. Tek ölçütü vardı. Emperyalizme karşı bir olalım, tek olalım çağrısına evet diyenlerle milleti oluşturdu. O yüzden yedi düvele karşı zafer kazanabildi.

Öyle iddia edildiği gibi Atatürk ne kimseyi dışladı ne de yok saydı. Düşünün bir kere öyle olsaydı emperyalizm karşısında kurtuluş ve kuruluş gerçekleşir miydi? Gerçekleşmezdi. Anadolu’daki tüm milli unsurlar bir araya gelerek Türk Milleti’ni oluşturmaya ant içmişti. TBMM’deki yeminin aslı budur.

Yurttaşlık temelinde millet olduğumuzun göstergesi; bugün anayasanın değiştirilemez maddeleri, millet tanımı, dil, tarih, kültür ve toprak birliğidir. Bunları değiştirmek tarihin tekerleğini geriye götürmektir.

Anayasa yapmak için arayışlar sürmektedir. İktidar referandum için yeter sayıyı aramaktadır. İYİ parti üzerinden muhalefeti dağıtma girişimleri, boşa çıkmıştır. Arayışlar, ileri demokrasi, çözüm süreci vb. süreçlerde verilen sözler üzerinden devam edebilir…

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok