Antalya
12.04.2021
A

“Başkalarında bizi rahatsız eden her şey kendimizi tanımamızı sağlar” demiş Carl GustavJung.

Ne zaman birisini yersem, eleştirsem kendime bakmamı, kendi iç yolculuğuma kaldığım yerden devam etmemi sağlayan bir söz aslında, özellikle son yıllarda. Eskiden olsa sadece öfkelenir ve eleştirirdim. Şimdilerde ara ara sinirlendiğim olsa da geri dönüp düşününce iki şekilde bakıyorum olaya içselleştirirken. Bu mesele ya onun huzursuzluğu, sevgisizliğiyle ilgili bir durum diye düşünüyor empatiyle bakmaya çalışıyorum ya da ikinci yol olarak bu olayda beni rahatsız eden ve bu kadar tetikleyen şey geçmişte yaşadığım beni kıran inciten bir şey mi diye bakıyorum.

Bazen aynadaki karanlık yanımla karşılaşıyorum, bazen de sanki bir konuda almadığım dersimi geçememişimde tekrar ediyor gibi hissediyorum. Sonuç beni nereye çıkarırsa çıkarsın, bunları düşünme, kendimle hemhal olma hallerimi seviyorum çünkü insanın bütün yolculukları kendine.

Jung’ın söylediğine katılıyor ve ekliyorum hayatımızı güzelleştiren, kolaylaştıran, anlam katan ve bizi ruhsal olarak besleyen her şey ve herkes kendimizi tanımamızı sağlar.

 Geçenlerde bir çalışmada size ilham olan üç kişi, en sevdiğiniz üç nesne ve sizi anlatan üç sıfat nedir diye soruluyordu. Bunlara cevap vermem bile zaman aldı. Sahi benim en sevdiğim üç nesne nedir diye düşündüm uzunca.  İlham aldığım birçok kişi var ama ilk üçe hangileri girer? Bu soruları kendime sorarken kalıplara sığdırmıyorum kendimi yine esneğim fakat soruların bana anımsattığı şey, biraz kendine bak kendini fark et mesajıydı aslında.

Yine kapıldım hayatın koşuşturmacasına ve anlamıyorum günlerin telaşlarda bu kadar çabuk nasıl geçtiğini. Oysa benim en sevdiğim kendime ve insanlara bakmaktır hayatta. Hikâyeleri izlemeyi de dinlemeyi de, o hikâyeler içinde kendime rol vermeyi severim.

Çünkü Şems’in de dediği gibi “Şu hayatta tek başına inzivada kalarak, sadece kendi sesinin yankısını duyarak hakikati keşfedemezsin. Kendini ancak bir başka insanın aynasında tam olarak görebilirsin”.

 Sosyal yaşam, ilişkiler, arkadaşlıklar kurduğumuz bağlar tam olarak kendimizi keşfettiğimiz bir alanı oluşturuyor. Pandemiyle birlikte sınırlı düzeyde ve sınırlı kişilerle olsa da yaşadığımız ilişkilerden edindiğimiz tecrübeleri çok kıymetli ve sağlıklı buluyorum. Sadece ilişki deyip geçemiyorum bir başkasıyla aramızda geçen konuşma ya da davranışlara. Kendimize giden yolları, sevdiğimiz şeyleri, huzuru ve huzursuzluğumuzu keşfetmek istiyorsak bakacağımız en önemli yerlerdir ilişkiler.

Şimdi söyleyin bakalım sizi davranışlarıyla en çok rahatsız eden kim? Neden bu kadar sinir oluyorsunuz ona? Ve bu kadar sinir olurken hala hayatınızda olmasının anlamı nedir?

Bir de hayatımızı kolaylaştıran, sevgisi ve kabulünü hep hissettiğimiz kişileri düşünelim. Onların varlığını da fark ediyor muyuz? Hayatımıza kattığı değerlerle bizim için kıymetli olan kişileri düşününce de kendimizi keşfimiz için adımlar atarız.

Karşımıza çıkan her insan, yaşadığımız her olay kendimizi tanımamız, hayatımızı şekillendirmemiz ve değişen kararlarımız için önemli mihenk taşlarını oluşturur.

Her insan bize tutulan bir ruh aynasıdır, ruhumuzun derinliklerini bambaşka açılardan görmemizi sağlar.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok