Antalya
19.02.2021
A

22 Temmuz 1920’de Padişah Vahdettin ve Damat Ferit hükümeti (şimdilerde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi olarak kullanılan) Yıldız Sarayı’na Saltanat Şurası davet edilmiş ve davetli 43 devlet adamı SEVR Antlaşması’nı karara bağlamak üzere toplanmıştır.  Padişah Vahdettin’in “Kabul edenler ayağa kalksın, kabul etmeyenler otursun” sözü üzerine herkes ayağa kalkmış sadece Topçu Feriki Rıza paşa ayağa kalkmasına rağmen “çekimser” olduğunu ifade etmiştir.

21 Temmuz 1920’de yani Saltanat Şurası’nın toplanmasından bir gün önce İngiliz Parlamentosu’nda başbakan L. GEORGE “Türkiye artık yoktur…” demişti. Detay merak eden Prof. Dr. Sina AKŞİN’in “İç Savaş ve Sevr’de ölüm” kitabına bakabilir.

TBMM, 16 Mart 1920’de İstanbul’un işgalinden itibaren İstanbul Hükümeti’nin imzalayacağı antlaşmaları geçersiz saymış ve 19 Ağustos 1920’de SEVR’i imzalayanları “vatan haini” ilan etmiştir…

Anadolu işgale karşı tek yürek olmuş ve bir yumruk gibi birleşerek hem işgal güçlerine hem de vatan hainlerine karşı TBMM çatısı altında mücadelesini sürdürmüştür. “Tek parti dönemi faşizmi” denen dönem böyle başlamış ve 1945 yılına kadar sürmüştür. Eğer birisi ATATÜRK ve İNÖNÜ’ye bilerek bilmeyerek “faşist” diye saldırıyorsa en hafifi emperyalizme hizmet etmektedir. Aksine iddia eden varsa gelsin birlikte başta TBMM’nin o dönem tutanaklarına, İngiltere, Fransa, İtalya ve Rusya arşivlerine bakalım!

100 yıl önce SEVR’i hazırlayanlar ve imzalayanlar hedeflerinden hiç vazgeçmemişler günümüzde de devamı olan yapılar BOP’u hazırlayıp imzalayanları da eşbaşkan ilan ederek yollarına devam ediyorlar.

Bu Cumhuriyet emperyalizme karşı savaşla kurulmuş bir devlettir. Bunu başarmış kadrolar devleti kurduktan sonrada yapılan saldırılara göğüs germiştir. Atatürk ve İnönü hala saldırılara göğüs geriyor!

Dünya literatüründe faşizmin tanımına bakıldığında: Bir yönetimin/dönemin  “faşist” olarak adlandırılabilmesi için öncelikle o ülkenin “emperyalist” olması gerekir!

Mali ve sanayi sermayesinin en büyük tekellerinin uyguladığı bir sistemdir!

En önemlisi de bir ülkede tek parti olması o ülkeyi faşist yapmaz!

Tüm bunların ışığında; Türkiye ATATÜRK ve İNÖNÜ döneminde emperyalist bir devlet değildir! Bağımsız bir devlet olma mücadelesi vermektedir. Kurtuluş ve kuruluş mücadelesi vermektedir. Kaldı ki Türkiye tarihinin hiçbir aşamasında emperyalist olmamıştır. 1950’den sonra özellikle de 1980 sonrası iktidarların günümüze kadar izlediği politikalar sonrası Türkiye, sosyo-ekonomik, siyasal ve kültürel bağımsızlığını kaybetmiştir.

ATATÜRK ve İNÖNÜ DÖNEMİ TARİHİMİZİN EN ONURLU DÖNEMİDİR!

Tek parti döneminde temeli atılan ve milletin dişinden tırnağından artırarak ürettiği ne varsa bugün satılmış, yerüstü yer altı kaynakları verilmiş, toprak satılmış, BOP’ta görev alınmış ve tüm Cumhuriyet devrimlerinin tersini yapılmış, Rejim değiştirilmiş…

İnsanın kendini nasıl ifade ettiği elbette önemlidir. En kutsal değerleri bile savunabilirsin ancak eğri oturup doğru konuşmalısın. Siyasi yelpazenin hangi bölümünde yer alırsan al söylediğin söz, yaptığın analiz, gösterdiğin hedef kısacası durduğun noktada kime hizmet ettiğini insan düşünmelidir.

İktidarın yeni anayasa, 1921 anayasası tartışmaları ve erken seçim için güç kazanma çalışmalarına bakarken bugün etkisiz, yetkisiz hale gelen TBMM’nin o dönem tutanaklarına bakılsın!

ATATÜRK ve İNÖNÜ 20 yüzyılda emperyalizmi yenen kurtuluş ve kuruluşumuzun önderleridir! Emperyalizme ve faşizme karşı savaşmışlardır.

Uluslar arası projelerde görev almamışlar emperyalizme hizmet etmemişlerdir!

Yaşamları boyunca Türkiye Cumhuriyeti’ne hizmet etmişlerdir…

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok