Antalya
16.02.2021
A

Anayasalar olağanüstü durumlarda yapılır. Anayasa değişiklikleri ise ihtiyaç duyulduğu an yapılır. Anayasa yapmak iddiası yeni bir toplum düzeni ve toplumun yeniden tarif edilmesi demektir. Yani yeni anayasa yapalım demek yeni bir devlet kurmak demektir. Dolayısıyla “Yeniden kuruluş anayasası”  söylemi aslında çok açıktır…

1921’den 1938’e kadar yaşanan tarihi gerçekleri reddetmek, yeni anayasa/yeni kuruculuk/sivil anayasa söylemlerini dillerinden düşürmeyenlerin ortak noktasıdır. Aslında 1923’ü tanımıyorum demektir…

Çanakkale Savaşı’ndan 1938’e kadar Türkiye’de yaşanan zaman dilimi, Millet ve Devlet olma mücadelesi ile geçmiştir. Bu zaman diliminde, bir tarafta İngiliz emperyalizmi, Hürriyet ve İtilaf Fırkası ve işbirlikçi cemiyetler diğer yanda Mustafa Kemal ATATÜRK önderliğindeki Kuvayı Milliye ve Türk Milleti var. Aslında Türkiye’de 100 yıldır saflar değişmemiştir. Ülkemizde ve bölgemizde; projenin adı SEVR iken BOP olmuş, İngiltere yerine ABD gelmiş, SEVR’i imzalayanların yerine BOP eşbaşkanlığı yapanlar gelmiştir.

1921’de hem işgale karşı hem de içerde İngiliz emperyalizmi ile işbirliği yapan vatan hainleri ile mücadele sürüyordu. 1921 Anayasası bu şartlar altında yapıldı. Her yer işgal altında ve devlet mekanizması çökmüştü. Anadolu etnik ve mezhepsel yapıda ayrışmıştı. Kars İslam Şurası adı altında olduğu gibi herkes kurtarılmış bölgeler ilan ediyordu. Bölücü değillerdi sadece işgale karşı çare arıyorlardı. Damat Ferit hükümeti gibi özerk ya da parçalanma talepleri yoktu… 

Dediğim gibi Çanakkale Savaşı’ndan 1938’e kadar geçen mücadele millet olabilme mücadelesidir. ATATÜRK etnik ve mezhepsel yapıda ayrışmış olan Anadolu insanına gelin kardeş olalım, bir olalım, eşit olalım, özgür olalım çağrısı yapmış ve karşılık bulmuştur. Devletin yapısı, Milletin adı ve tanımı başta olmak üzere birçok konu TBMM’de alınan kararlarla kesinleştirilmiştir. 

Düşünün 600 sene tek adamla yönetilmiş, 350 sene de hilafet ile yönetilmiş Anadolu neden ATATÜRK’ün peşinden gitti. Toplumun kahir ekseriyeti, ATATÜRK’ün yanında olmasa Türkiye Cumhuriyeti var olabilir miydi!

Hani kurucu irade sorunu diyorlar ya vesayet deniyor ya işte “toplumun kahir ekseriyetine” yani çoğunluğuna bunu söylüyorlar.

KURUCU İRADE!

Kurucu iradenin vesayetçi olduğu geride kaldığı iktidar tarafından sıkça dile getiriliyor. Kurucu irade ve anayasalar en basit anlatımı ile evlilik gibidir. Bir ömür boyu diye yola çıkarsınız. Uzlaşıp, anlaşırsınız, söz verirsiniz. Artık bir olunmuştur. Ortak duygu ve kader birliğinde tek yürek olunmuştur. Biz böyle kurulduk. Yurttaşlık temelinde Türk Milleti’ni oluşturan milli unsurlar tek halk oldu. Bunu da Anayasaya yazdı. KURUCU İRADE böyle bir şeydir. Kaldı ki dün ATATÜRK’ün çağrısı ile bir olduğumuz hiçbir yapıdan anayasa talebi gelmemiştir. Yani birlik ve beraberliğimizde sorun yoktur.  Peki, kurucu irade hala toplumun kahir ekseriyetini oluşturmakta mıdır?

 Evet! AKP özellikle 2010-2015 yılları arasında yaptırdığı anayasa anketlerinde çıkan sonuçlar bunu göstermektedir. AKP’ye oy veren tabanın en az  %80’inin yeni bir anayasa istemediği, ilk 4 maddenin, dil birliğinin, millet tanımının değişmesini istemediği görülüyor. Kaldı ki Türk Milleti’nin %98’i federasyon da istemiyor! İdeolojik farklılıklar olsa da toplumun kahir ekseriyeti yeni anayasa istemiyor! Yani KURUCU İRADE, yeni anayasa istemiyor!

MASAYA OTURMAYIN!

Kurucu iradenin sözcüsü konumunda olan Millet İttifakı anayasa tartışmaları ile dağıtılmaya çalışıldığı bir dönemden geçiyor. Millet İttifakı geçmişte AKP ile anayasa yapmak için masaya oturulduğunda yaşananları unutmamalıdır. Ayrıca iktidarın masaya koyacağı anayasada üniter yapı da olmayacaktır. O nedenle Millet İttifakı kendini de yok edecek bir masaya oturmamalıdır…

Kaldı ki Türkiye Cumhuriyeti’ni kuran Türk Milleti, kaderinin bir masada yok edilmesine izin verecek kadar aciz ve güçsüz değildir… 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok