Antalya
11.02.2021
A

1921’de işgal altındaydık. Başta TBMM olmak üzere Rusya, İngiltere, Fransa, İtalya arşivlerine bakıldığında; Vahdettin ve Damat Ferit hükümeti’nin düşman ile işbirliği içinde olduğu görülüyor. SEVR’i imzalamaları da bunun kanıtıdır. İşgale ve vatan hainlerine karşı Anadolu’da başlayan Kuvayı Milliye hareketini birleştirip Kurtuluş Savaşını başlatan önder ise Mustafa Kemal Paşa’dır. Hem kurtuluş hem de kuruluş için Milletin egemenliğine dayalı bir anlayışı benimsemiştir. Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkesi tam bağımsızlıktır. Bağımsız bir ülkede, milletin egemenliği elbette demokrasiyi de inşa eder, anayasa da yapar.

Bir yandan işgalcilere bir yandan da vatan hainlerine karşı mücadele sürerken anayasa çalışmaları başlamış ve en sonunda da Cumhuriyet’in ilanı ile resmileşen devlette anayasa 1924’te kesinleşmiştir. 1921’den 1937’ye kadar geçen anayasal süreç Cumhuriyet devriminin tamamlanma aşamasıdır.

Devleti yöneten iktidar eğer uluslararası emperyalist projelerde görev alıyorsa (örneğin bölgemizde uygulanan BOP gibi) yapacağı anayasa milli anayasa olmaz. Örneğin Irak; BOP kapsamında başına getirilen iktidar tarafından yapılan anayasa ile üniter devletten federal devlete dönüştürülmüştür. Irak’a gelen demokrasi budur. Astana’da yapılan yeni anayasa ile de Suriye üniter devletten federal devlete dönüşmektedir.

Kuzey Afrika’da ve Ortadoğu’daki üniter devletler; ya işgalle ya da proje partileri ile ele geçirilmiş sonra da adalet, kalkınma, demokrasi, reform vb söylemlerle anayasalar yapılarak parçalanmıştır. ABD, Büyük Ortadoğu Projesi’nde Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nı kullanmıştır. İsrail İle normalleşme adı altında Abraham/İbrahim Anlaşmaları imzalayan ülkelerin başında bu yapı vardır.

Her gün en az bir iki Filistinlinin katledildiği onlarcasının tutuklandığı haberleri artık Türkiye’de haber yapılmıyor. Zaten bu rakamlar da dünya basınına zorunlu düşen rakamlar gerçek ise eminim çok daha fazladır. Peki, Müslüman Kardeşler Teşkilatı neden ses çıkarmıyor?  Neden İsrail ile normalleşiyorlar! Neden biz de normalleşmek için can atıyoruz? Neden BOP eşbakanlığında görev alınıyor?

İşte burada ABD’ye yön veren düşünce kuruluşlarının başında yer alan RAND CORPORATION’ın 2003 yılında yayınladığı İslam dünyasının nasıl sınıflandırıldığına dair rapora bakmak gerekir.

ILIMLI İSLAM/ SİYASAL İSLAM/GELENEKÇİ/SEKÜLARİST

Raporda ABD’nin kurduğu sistemle uyumlu, işbirliği yapan bir İslam dünyasını tercih ettiği ve en uygun kesimin de “ılımlı İslamcılar” olduğu ifade ediliyor. Siyasal İslamcı, gelenekçi ve laiklik yanlısı sol ve milliyetçi yapıların desteklenmemesi gerektiği ifade ediliyor. Bir yandan siyasal İslamcıların toplumda ortak düşman olarak tanınmasını diğer yandan da sol ve milliyetçi yapıların ABD karşıtı ittifaklarda yer almasını engellemek gerektiği ifade ediliyor. Cumhuriyetçi, demokrat, sol, siyasal İslam, milliyetçi bir araya gelmemeli diyor!

Yani CHP, İP ve SP’nin oluşturduğu Millet İttifakı gibi yapılar sakın oluşmasın diyor! Kazara oluşursa da nasıl parçalanması gerektiğini de elbette öğreten raporlar var! İktidarın başlattığı Anayasa tartışmaları Millet İttifakı’nda çatlaklar yaratmak için çok yönlü sürdürülüyor. Saadet Partisi’ne yönelik yapılan çalışmanın ise çok daha yoğun olduğu gözden kaçmıyor.

VEFATININ 10. YILINDA ERBAKAN/BILDERBERG GÖMLEĞİ!

Türk siyasetinin önemli liderlerinden 27 Şubat 2011’de vefat eden Necmettin ERBAKAN’a kulak vermek gerekiyor, yukarıdaki soruların cevabını O’nun yorumu ile yazımı bitirmek istedim. 2003 yılında Antalya’da bir toplantıda gündeme düşen “Üzerimizdeki Milli Görüş gömleğini çıkardık” mesajına şu cevabı vermişti.

“Oradaki toplantıda söyledikleri nedir? Milli Görüş gömleğini çıkartıyoruz. E ne oluyorsunuz? Gömleksiz oluyorsunuz. Siz zaten çömleksizdiniz bir de gömleksiz olsanız ne var. Ne gömleği giyeceksiniz? Bilderberg gömleği, Rotaryen gömleği. Bunları kendi milletvekillerinize kabul ettiremezsiniz çünkü o milletvekilleri Milli Görüş ocağında yetişmiştir. Sen onu işbirlikçi yapmak istiyorsun.”

Paylaş
ETİKETLER:
Yok