Antalya
30.01.2021
A
GÜNCEL , YEREL YÖNETİM-SİVİL TOPLUM
Büyükşehir Belediyesi’nden Subaşı’ya vefasızlık / 500 dönümlük parkta bir levhaya yer bulamadılar
Büyükşehir Belediyesi’nden Subaşı’ya vefasızlık / 500 dönümlük parkta bir levhaya yer bulamadılar

Dönemin Antalya Belediye Başkanı Hasan Subaşı tarafından 1997 yılında tamamlanarak hizmete açılan Hasan Subaşı Kültür Parkı’nda, “Hasan Subaşı tarafından yaptırılmıştır” ibaresinin yer aldığı levhaya bir yer bulunamadı. Konuyu daha önce Başkan Böcek’e de ileten İYİ Parti Antalya Milletvekili Subaşı, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer’e yazdığı mektupta belediye yönetimine sitem etti. 

 

Antalya'nın henüz büyükşehir statüsüne geçmediği 1989-1999 yılları arasında Doğru Yol Partisi’nden 2 dönem Antalya belediye başkanlığı yapan İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı'nın adını taşıyan Hasan Subaşı Kültür Parkı, 1997 yılında tamamlanarak hizmete açıldı. AKM ve Cam Piramit’i de içine alan 500 dönümlük parkın adı, 1999 yılında Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Bekir Kumbul tarafından Atatürk Parkı olarak değiştirildi. Ancak meclis kararı olmadığı için bu isim resmiyet kazanmadı.Şu anda parkın resmi olarak ismi olmasa da halk arasında Subaşı Parkı olarak anılıyor. Kumbul’dan sonra başkanlık yapan Mustafa Akaydın ile Menderes Türel ise parkın görünür bir yerine “Hasan Subaşı tarafından yaptırılmıştır” yazan bir tabela koydurttular. Muhittin Böcek göreve geldikten hemen sonra yeni bir tabela yaptırıldı ancak 500 bin metrekarelik parkta bu küçük levhaya bir türlü yer bulunamadı.

 

ÇOK ÖNEMSEDİĞİM BİR ESER

İYİ Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı, Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Cansel Tuncer’e mektup yazarak konuyu bir kez daha gündeme getirdi. Mektubunda parkı yaparken karşılaştıkları zorluklardan bahseden Subaşı, “Konyaaltı sahili ile falezlerin üzerindeki bugün Atatürk Parkı, ya da önceleri Hasan Subaşı Kültür Parkı olarak anılan, içinde kültür merkezi, cam piramit, amfiteatr, çay bahçeleri, lokanta ve yeşil alanların bulunduğu 500 dekar civarındaki bu alan ile güneyindeki Konyaaltı sahili de turizm bakanlığına tahsisliydi. Falezlerin üzerine 3 otel için inşa izni verilmiş, Sheraton ve Falez Otel o yıllarda yapılmış, Su Otel ise daha sonra tamamlanmıştı. O yıllarda 500 dönüm makilik alana park ve tesisleri yapmak için iş makinalarımızı sokmuştuk. Sahilde de Beach Park uygulamasına başlamıştık. Bakanlığın tahsisli yerlerine el atmamız nedeniyle soruşturmalar başlamıştı ama ANAP Turizm Bakanı dostumuz İbrahim Gürdal'ın, "Başkan Subaşı haklı, Bakanlığımıza tahsis kaldırılmalı" deyince işler değişti ve Maliye Bakanlığı bu alanı on yıllığına belediyemize kiralamak zorunda kalmıştı ve bu sayede tüm Türkiye'de bir usul yaratılmıştı. Sahiller belediyelere kiralanabilecekti. Sonuçta bu parkı, içindeki tesislerle birlikte 1997 yılında tamamlamıştık. En az alt yapı yatırımlarımız kadar önemsediğim bir eserdi” dedi.

 

KUMBUL DÖNEMİNDE İSMİ DEĞİŞTİ

Bu alanı işgalden kurtararak Antalyalılara kazandırdıklarını vurgulayan Subaşı mektubunda, “Daha önce böyle bir tesisi bulunmayan, çok ihtiyaç duyulan ve halen Antalya’nın kültür sanat altyapısına, fuar ve kongre turizmine katkı sağlayan bu bölge ayrıca özel bir alan, yeşil alan da olarak korunmuştu. Tamamlandığında Muratpaşa Belediye Meclisi oy birliğiyle parka adımın verilmesini teklif etmişti. Ben de onurlanmıştım gerçekten ama Büyükşehir Meclisinde onaylamadığımız için parkın adı hukuken verilmiş sayılmıyordu, benim için halk arasında kabul görmesi yeterli ve önemliydi. Ancak üzülerek ifade etmek isterim ki, benden sonra gelen bir belediye başkanının parkın adını değiştireceği akla gelmezdi. Bekir Kumbul göreve başladığında bir operasyonla belediye meclisine dahi getirmeden “Hasan Subaşı Kültür Parkı” levhasını kaldırıp yerine “Atatürk Parkı” levhasını koyuverdi! Park yapılırken Atatürkçü Düşünce Derneği ‘Teoman Paşa’nın belediye başkanlığı zamanında bu alanda yapılan proje çalışmasının, Atatürk Fuar Alanı olduğu gerekçesiyle, parkın adı da Atatürk parkı olmalıdır’ iddiasını ileri sürmüş ama mahkemece kabul görmemişti. Mahkeme ad verme yetkisinin Büyükşehir Belediyesi Meclisine ait olduğunu karara bağlamıştı! Biz de doğrusu hemen yakındaki parkın adının da Atatürk Parkı olması nedeniyle ikinci bir Atatürk Parkı olarak ad koyma düşünülmemişti. Bugün hala parkın yasal bir adı bulunmamaktadır.” ifadeleri kullandı

 

AKAYDIN VE TÜREL ONURLANDIRDI

Mektubunda, Bekir Kumbul’dan sonraki 2 başkanın döneminde, bu konu hakkında yaşanan gelişmeleri de anlatan Subaşı, “Mustafa Akaydın döneminde ise Boğaçayı Köprüsüne ‘Bekir Kumbul tarafından yapılmıştır’ şeklinde bir bilgi levhası konulmuş aynı şekilde parka da Hasan Subaşı döneminde yapıldığına dair bir bilgi levhası yine caddeden görünür biçimde konulmuştu. Menderes Türel döneminde levha kırılınca yenisi yaptırılmış ve yine görünür biçimde ön tarafa konulmuştu.” İfadelerini kullandı

 

TABELAYA YER BULAMADILAR

Mektubunda Muhittin Böcek başkan seçildikten sonra konuyu kendisine ilettiğini kaydeden Hasan Subaşı, şunları kaydetti:  “Başkan Muhittin Böcek döneminde ise daha sağlam bir malzemeyle daire başkanı tarafından yaptırılmış ama uzunca bir süre zemine yerleştirilmemişti. Sayın Muhittin Böcek Başkanı ziyaretimde parkta adımın geçtiği bilgi levhasının bir yılı aşkın zamandır konulamadığından da söz etmiştim. Sayın Tuncer, Muhittin Başkan size bu konuları ilettikten sonra ben de sizinle görüşmüş bu iki konudan bahsedince siz de ‘bilgim var’ demiştiniz. Daha sonra ise levhayı yerleştireceğiniz bilgisini benimle paylaşmıştınız. Gerçekten levha yerleştirilmiş ancak parkın içinde ilgisiz bir yere konulunca ben de daire başkanına ‘bu tür levhaların görünür ve yakışır şekilde konulması gerekir ya da hiç konulmasa da olur’ demiştim ve daire başkanıyla uygun bir yer kararlaştırıp o günlerde vekaleten görevde olan Mehmet Hacıarifoğlu’nun da bilgi ve onayı çerçevesinde yeri belirlenmişti. Ancak bir süre sonra daire başkanınız belirlenen yer değil de parkın içinde bir yere konması şeklinde karar değişikliğini ileri sürünce başkan danışmanı Cem Oğuz’a, “benim bir belediyeci olarak göremediğim bir teknik sakıncası varsa bana iletir misin? demiştim! Ondan da hiç cevap gelmeyince doğrusu merak ettim, bilgi almak istedim hem de bu konuda hiç bir talebimin kalmadığı bilgisini iletmek istedim.

 

MEKTUBUN ORİJİNAL METNİ

 

Sn. Cansel Çevikol Tuncer

Antalya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri

 

Öncelikle ifade etmek isterim ki, yazımın amacı sadece sitem değil, aynı zamanda geçmişten gelen tecrübe paylaşmak ve bilgi almak içindir.

90’lı yıllarda Belediye başkanlığı dönemimde, Lara ve Konyaaltı yakın sahilleri turizm merkezleri olarak Bakanlığa tahsis edilmişti. Ayrıca üç bin dönüm vakıf çiftliğinin de bakanlıklarca imara açılması istekleri geliyor kimilerince de yangın çıkarılıyordu. Ancak Lara sahilindeki çamlık alan, sosyal tesis alanları ile sahil için Antalya halkının plaj ve günübirlik ihtiyacını karşılayacağı ve bu sebeple tahsisin iptaliyle belediyenin tasarrufunda olması gerekçesiyle, Danıştay'a dava açmış ve kararnameyi iptal ettirmiştik. Vakıf çiftliğinin ise doğal sit alanı olarak korunması gerektiği düşüncesiyle koruma kuruluna başvurup kuruldan karar çıkartmıştık.

 

Konyaaltı sahili ile falezlerin üzerindeki bugün Atatürk Parkı, ya da önceleri Hasan Subaşı Kültür Parkı olarak anılan, içinde kültür merkezi, cam piramit, amfiteatr, çay bahçeleri, lokanta ve yeşil alanların bulunduğu 500 dekar civarındaki bu alan ile güneyindeki Konyaaltı sahili de turizm bakanlığına tahsisliydi. Falezlerin üzerine 3 otel için inşa izni verilmiş, Sheraton ve Falez Otel o yıllarda yapılmış, Su Otel ise daha sonra tamamlanmıştı. O yıllarda 500 dönüm makilik alana park ve tesisleri yapmak için iş makinalarımızı sokmuştuk. Sahilde de Beach Park uygulamasına başlamıştık. Bakanlığın tahsisli yerlerine el atmamız nedeniyle soruşturmalar başlamıştı ama ANAP Turizm Bakanı dostumuz İbrahim Gürdal'ın, "Başkan Subaşı haklı, Bakanlığımıza tahsis kaldırılmalı" deyince işler değişti ve Maliye Bakanlığı bu alanı on yıllığına belediyemize kiralamak zorunda kalmıştı ve bu sayede tüm Türkiye'de bir usul yaratılmıştı. Sahiller belediyelere kiralanabilecekti.

 

Sonuçta bu parkı, içindeki tesislerle birlikte 1997 yılında tamamlamıştık. En az alt yapı yatırımlarımız kadar önemsediğim bir eserdi. Daha önce böyle bir tesisi bulunmayan, çok ihtiyaç duyulan ve halen Antalya’nın kültür sanat altyapısına, fuar ve kongre turizmine katkı sağlayan bu bölge ayrıca özel bir alan, yeşil alan da olarak korunmuştu. Başka bir ifade ile işgalden kurtarılmıştı. Tamamlandığında Muratpaşa Belediye Meclisi oy birliğiyle parka adımın verilmesini teklif etmişti. Ben de onurlanmıştım gerçekten ama Büyükşehir Meclisinde onaylamadığımız için parkın adı hukuken verilmiş sayılmıyordu, benim için halk arasında kabul görmesi yeterli ve önemliydi.

Ancak üzülerek ifade etmek isterim ki, benden sonra gelen bir belediye başkanının parkın adını değiştireceği akla gelmezdi. Bekir Kumbul göreve başladığında bir operasyonla belediye meclisine dahi getirmeden “Hasan Subaşı Kültür Parkı” levhasını kaldırıp yerine “Atatürk Parkı” levhasını koyuverdi! Park yapılırken Atatürkçü Düşünce Derneği “Teoman Paşa’nın belediye başkanlığı zamanında bu alanda yapılan proje çalışmasının, ‘Atatürk Fuar Alanı’ olduğu gerekçesiyle, parkın adı da Atatürk parkı olmalıdır” iddiasını ileri sürmüş ama mahkemece kabul görmemişti. Mahkeme ad verme yetkisinin Büyükşehir Belediyesi Meclisine ait olduğunu karara bağlamıştı! Biz de doğrusu hemen yakındaki parkın adının da Atatürk Parkı olması nedeniyle ikinci bir Atatürk Parkı olarak ad koyma düşünülmemişti. Bugün hala parkın yasal bir adı bulunmamaktadır.

Mustafa Akaydın döneminde ise Boğaçayı Köprüsüne “Bekir Kumbul tarafından yapılmıştır” şeklinde bir bilgi levhası konulmuş aynı şekilde parka da Hasan Subaşı döneminde yapıldığına dair bir bilgi levhası yine caddeden görünür biçimde konulmuştu. Menderes Türel döneminde levha kırılınca yenisi yaptırılmış ve yine görünür biçimde ön tarafa konulmuştu. Başkan Muhittin Böcek döneminde ise daha sağlam bir malzemeyle daire başkanı tarafından yaptırılmış ama uzunca bir süre zemine yerleştirilmemişti.

Sayın Muhittin Böcek Başkanı ziyaretimde cam piramidin çelik konstrüksiyonunun çok iyi olduğunu ama cam kaplamanın Şişecam tarafından yapılmak istenmesi üzerine yerli firmamızı tercih ettiğimizi anlatmıştım. Maalesef Şişecam’ın ilk deneyimi olması nedeniyle beklediğimiz sonucu alamadığımız bilgisini vermiş bugün yenilemesinin talep edilebileceğinden bahsetmiştim. Parkta adımın geçtiği bilgi levhasının bir yılı aşkın zamandır konulamadığından da söz etmiştim.

 

Sayın Tuncer,

Muhittin Başkan size bu konuları ilettikten sonra ben de sizinle görüşmüş bu iki konudan bahsedince siz de ‘bilgim var’ demiştiniz. Daha sonra ise levhayı yerleştireceğiniz bilgisini benimle paylaşmıştınız. Gerçekten levha yerleştirilmiş ancak parkın içinde ilgisiz bir yere konulunca ben de daire başkanına “bu tür levhaların görünür ve yakışır şekilde konulması gerekir ya da hiç konulmasa da olur” demiştim ve daire başkanıyla uygun bir yer kararlaştırıp o günlerde vekaleten görevde olan Mehmet Hacıarifoğlu’nun da bilgi ve onayı çerçevesinde yeri belirlenmişti. Ancak bir süre sonra daire başkanınız belirlenen yer değil de parkın içinde bir yere konması şeklinde karar değişikliğini ileri sürünce başkan danışmanı Cem Oğuz’a, “benim bir belediyeci olarak göremediğim bir teknik sakıncası varsa bana iletir misin? demiştim! Ondan da hiç cevap gelmeyince doğrusu merak ettim, bilgi almak istedim hem de bu konuda hiç bir talebimin kalmadığı bilgisini iletmek istedim... Esenlikle.

 

Hasan SUBAŞI

Antalya Milletvekili

Antalya Eski Büyükşehir Belediye Başkanı

 

Bilgi için;

- Büyükşehir Belediye Başkanı Sn. Muhittin BÖCEK

- Büyükşehir Belediyesi Meclis Üyeleri  

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: