Antalya
22.10.2020
A

Allah düşürmesin

Yüksek ateş nedeniyle özel bir hastaneye gittim. Acil servisteki görevli ateşli hastalara bakmadıklarını, Pandemi Hastanesi'ne gitmemiz gerektiğini söyledi; "Usul böyle," dedi. Görevlinin dediğini yaptık. Soluğu Eğitim Araştırma Hastanesi'nde Pandemi Hastanesi olarak hizmet veren bölümde aldık. Kapıdaki görevli, bir kâğıda adımızı yazıp, dışarıda beklememizi söyledi. "Ne kadar bekleriz?" diye sordum; görevli, "Srada 30 kişi var, size sıra gelmesi iki saati bulur," dedi.

                                                                              *****

Çaresiz bekleyecektik; öyle yaptık. Kanapelerden birine iliştik. İçeridekiler dışarıdakilere, dışarıdakiler birbirlerine şüpheyle bakıyor, birbirlerinden uzak durmaya çalışıyorlardı. İçeridekiler dışarıdaki "şüpheliler"i gruplar halinde içeri alıyorlardı. Dördüncü grupta filan adım okundu; içeriye girebildim. Listeye saat 21.00'de adı yazılan biri olarak saat 24.00'te içeriye girebildim. Bu arada türlü meceraların da tanığı oldum. Bizim gibi üç saat beklemeyi kendine yediremeyip, adı listeye yazılır yazılmaz muayene ve test sürecinin başlatılmasını isteyen bir kabadayı ortalığı velveleye verdi; sağlık çalışanlarına saldırdı. Araya polis girmese birkaç kişinin ya da kendisinin ağzı burnu düzelebilirdi. Bir saat sonra aynı olay, kahramanları başka kişiler olmak üzere, bir kez daha yaşandı. Üçüncü olayın kahramanı, "Saat 11.00'den beri ilaç bekliyorum, eczaneden bir ilacın gelmesi 13 saat sürer mi? İnsan hayatı bu kadar mı ucuz!" diye bağırıyordu.

                                                                              *****

Muayene ve test için içeride de üç saat kadar geçirdim. 39 derece ateşle klimaların kuzey kutbuna çevirdiği bir ortamda zangır zangır titreyerek de olsa bu üç saati de tamamlamayı başardım. Bu arada öfkeli "şüpheliler"le hastane görevlileri arasında fiili saldırıya varmayan birkaç vukuata daha tanık olduk. Üç dakikalık muayene, bir dakikalık testi altı saatte atlatmış birinin haleti ruhiyesiyle dışarıya çıktığımda, dönüp Pandemi Hastanesi'ne şöyle bir baktım, "Allah düşürmesin," dedim.

                                                                              *****

Benim "Allah düşürmesin"le biten bu deneyimim sizin için de ders olabilir; önlem konusunu ciddiye almayı ihmal etmeyesiniz diye bu yazıyı kaleme aldım. Anlattıklarımdan bu kafkaesk ortamın sorumlularının hekimler başta olmak üzere sağlık çalışanları olduğu sonucu çıkarılmasın. Kendilerine sunulan sistem çerçevesinde görev yapan sağlık çalışanları bizim yaşadığımız eziyeti günler - geceler boyu yaşamaktalar; bizim altı saatliğine yüz yüze kaldığımız hastalık kapma riski,onlar için görev yaptıkları günler - aylar - yıllar boyunca, her an için mevcut. Bizim altı saatliğine yaşadığımız sinir harbini onlar günler - aylar - yıllar boyunca yaşamaktalar. Böyle bir ortama sadece potansiyel bir hasta olarak değil, insanı bir hekim, bir hemşire, bir sağlık görevlisi olarak da Allah düşürmesin. Ağustos ayında yaşadığım bu deneyim negatif sonuçla bitti. Sizin ki öyle bitmeyebilir; önlem konusunu sıkı tutun, işi Allah'a bırakmayın.

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok