Antalya
27.08.2020
A
RÖPORTAJ
Umutsuz değiliz
Umutsuz değiliz

5 yıldır yılmadan emeklikte yaşa takılanların sorunlarını her mecrada anlatan EYT Derneği Genel Başkanı Gönül Boran Özüpak, umutsuz olmadıklarını ve son hamlelerini henüz yapmadıklarını söyledi

 

 

Konuklar:

⇒EYT Derneği Genel Başkanı Gönül Boran Özüpak

⇒Antalya EYT Derneği Başkanı Yeşim Koçay

 

5 yıldır yılmadan emeklikte yaşa takılanların sorunlarını her mecrada anlatan EYT Derneği Genel Başkanı Gönül Boran Özüpak, umutsuz olmadıklarını ve son hamlelerini henüz yapmadıklarını söyledi

 

Engin Korkmaz: Herkese iyi akşamlar. Biliyorsunuz bir süredir sosyal medya üzerinden canlı yayınlar yapıyoruz. Konuklar alıyoruz. Her hafta farklı bir konukla farklı bir konuyu değerlendiriyoruz. Bu akşam Türkiye’de 6 milyon kişiyi ilgilendiren EYT sorunuyla alakalı hem EYT Derneği Genel Başkanı Gönül Hanım ile hem Antalya EYT Derneği Başkanı Yeşim Hanım’la bir sohbet gerçekleştireceğiz.

 

Engin Korkmaz: Pandemi nedeniyle birbirimize bakarak değil karşıya bakarak konuşacağız. Çünkü son açıklamalara göre korona virüs damlacık halinde geçiyormuş. Biz de birbirimize bakmadan karşıya kameraya bakarak hareket edeceğiz. Yeşim Hanım Antalya EYT olarak neler yapıyorsunuz onlardan biraz bahsedin.

 

Yeşim Koçay: Antalya Emeklilikte Yaşa Takılanlar Derneği olarak 24 Ocak 2020’nde kurulduk. Bilindiği gibi pandeminin içine doğduk. Hep birlikte, Antalya’da yaşayan işçi emekçi arkadaşlarımızla sosyal medyada Twitter’da, Facebook’ta sadece sosyal mecralarda bir şeyler yapmaya çalışıyoruz. Sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Emeklilikte yaşa takılmış olmanın verdiği üzüntü ama hakkımızın yendiğinin düşüncesiyle hırslanarak. Mücadelemiz içinde görev almaktan, çalışmaktan, Gönül Hanım gibi bir başkana sahip olmaktan, davasına sahip olan bütün arkadaşlarımla herkesle gurur duyuyorum. Seviyorum çünkü biz emeklilikte yaşa takılmışlar olarak sürekli öteleniyoruz, erteleniyoruz. Çeşitli yaftalar yapıştırılıyor bizlere ve bizleri gerçekten çok üzüyor. Bizim amacımız almış olduğumuz yani şu ana kadar biriktirmiş olduğumuz primlerin karşılığını alabilmek. Onun dışında herhangi fazla bir şey istemiyoruz. Bununla ilgili Gönül Hanım daha detaylı bilgiler verecektir. Ben kendimle ilgili çok kısa bir şey söyleyeyim: 6500 günüm var. 4 yıl yaşa takıldım. Eksik prim günlerim yüzünden. Son 1 yılımı yaşıyorum. Emekli olsam da ben bu mücadeleden vazgeçmeyeceğim.

 

Engin Korkmaz: Bu arada Gönül Hanım yayınımıza bağlanmış. Gönül Hanım hoş geldiniz. Nasılsınız?

 

Gönül Boran Özüpak: Merhaba, teşekkür ediyorum. İyi yayınlar diliyorum.

 

Engin Korkmaz: Bizde bizimle birlikte olduğunuz için size teşekkür ediyoruz. Malum 6 milyon insan bu işin ucunda, bu işin içinde. Yanlış rakam vermiyorum değil mi? 6 milyon EYT’li var Türkiye’de.

 

Gönül Boran Özüpak: Sayımız o kadar muallakta olan bir şey ki. Esas bunun muhatabı Çalışma Bakanlığı’mız. Bizim başvurularımızda maalesef sonuç alamadığımız bizim milletvekillerimizin soru yönergeleriyle cevap beklediği bir devlet sırrı gibi olan bir sayıyız. Evet, 5 milyon diyoruz ama bu 5 milyondan sayımız her geçen gün düşüyor. Fakat çarpı aile sayısı 3 ile çarpı 4 ile yaptığımız zaman 15- 20 milyona ulaşan bir mağduriyetin adıyız emeklilikte yaşa takılanlar. Şimdi sorunuz ile başladık. Ben öncelikle size teşekkür ediyorum. Böyle bir yayında ve Yeşim başkanımla ayrıca gurur taşıyorum. Çok seviyorum kendilerini ve davasına sahip çıkan bir kadın başkan olarak yanımda ve davasının içinde var olduğu için gurur taşıdığımı özellikle belirtmek istiyorum.

Engin Korkmaz: Yeşim Hanım ile bu konuyu tekrar konuşacağız. Kendisi EYT dernekleri arasındaki tek kadın başkan bildiğim kadarıyla. Şununla başlamak istiyorum Gönül Hanım, neredeyse her seçim öncesinde EYT’lilerin sorununu çözme durumu gündeme geliyor. Antalya’ya hızlı tren getirilmesi gibi, asgari ücretin 4 bin lira olması gibi bir ütopya oldu. Her seçim öncesinde EYT’lilere sizin sorununuzu çözeceğiz deniliyor. Ondan sonra sorun olduğu gibi kalıyor. Adım atılmıyor.

 

Gönül Boran Özüpak: Rafa kalkıyor.

 

Engin Korkmaz: Son gelinen noktada bir gelişme var mı? Neler yaşanıyor?

 

Gönül Boran Özüpak: Şimdi bu mücadele daha doğrusu bu mağduriyetin biz 8 Eylül 2020’de 21. yılını tamamlayacağız. Platform ve topluluk olarak sürdürdüğümüz süreç 13 yıl ama bunun içerisinde 2015 yılından bu yana da bir sivil toplum kuruluşu olarak mücadelemizi tüm Türkiye’ye yaymış durumdayız. Bütün seçimlerde emeklilikte yaşa takılanlar siyasi partilerin iştahını kabartan bir oy potansiyeline sahip olarak görüldüğü için seçim bildirgelerinde yer alındı. Kimileri bir ittifak içerisinde olup sözünü tutmayaraktan siz bizi iktidar yapacaksınız sözüyle oyalama çabası peşinde. Evet bir hükümetimiz var. Seçimi kaybetsem dahi hakkınızı daha doğrusu emeklilikte yaşa takılanlarını görmeyeceğim diyen bir cumhurbaşkanımız var. Bunun akabinde muhalefet partilerinin hepsi hemen hemen hepsi evet siz haklısınız diyen bir muhalefet partisi var. Ve biz artık böyle seçim ortamlarında malzeme olmaktan ve söz verilip de sözün yerine getirilmemesinden bıktık. Hakikaten bıktık ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak pinpon topu gibi bir oraya savrul bir oraya savrul seçim döneminde bir heyecan yaşa ve dediğimiz gibi rafa kaldırılan bir süreç olmuş oluyor. Artık kitlemiz hakkım demeye başladı partim değil. Bakın burada geçmiş zamanlarda yaşadığımız seçimlerde partim olarak oy kullanıldı seçimlerde bu şekilde yansıdı ama artık insanlar mağduriyetleri ve yapılan haksızlıkları gördü. Cebine dokunmaya başladı ya da verilen vaatlerin yerine getirilmediğini gördü. Şuan ki ortamda biliyorsunuz siyasetin artık böyle akşamdan sabaha değişikliği insanlarda o kadar büyük bir umutsuzluk yaratmaya başladı ki ve çıkartılan yasalarla halkın düşünülmediğinde bariz görüldüğü bir süreç yaşıyoruz. Biz sabırsızlıkla bir erken genel seçimi ya da 2023 olağan seçimini bekliyoruz. Ve artık hakkım hakkım diyen bir kitleyle birlikte bekliyoruz. Bu anlamda da hep ne diyoruz, bizi anlayan bizi dinleyenlerle yol alacağımız sözünden de asla feragat etmiyoruz.

Engin Korkmaz: Çok güzel.

 

Gönül Boran Özüpak: Biraz uzun oldu galiba.

 

Engin Korkmaz: Yok. Çok güzel gidiyorsunuz güzel de bir giriş yaptınız. Şiir gibi konuşuyorsunuz ben de o yüzden bölmek istemiyorum. Siz zaten siyasi partilerle de görüşüyorsunuz bu süreçte. Dertlerinizi, sorunlarınızı onlara da anlatıyorsunuz. Birde şu durum var. Sanırım geçen yıl hükümet ile sizin aranızda EYT sorununu çözmek için bir görüşme yapıldı. Bu konuda bir komisyon kuruldu. Birkaç görüşme oldu. Sonra ne oldu? O komisyonun bir işlevi var mı ya da bir adım atılabildi mi bu konuda?

 

Gönül Boran Özüpak: Biz orada tabiri caizse başımızdan aşağıya kaynar su dökülmüş hale geldik. Biz orada hayali birileriyle mi görüştük düşüncesiyle kendimizi silkelemeye çalıştık. Geçen yıl 8 Eylül 2019 yılında bizim 20. yılımızdı. Ankara Tandoğan Meydanı’ndaydık. Beş eylülde bize Sosyal Politikalar Kurulu ile ki kurulun başkanlığını yaptığı sayın cumhurbaşkanımızın başkan yardımcısı Vedat Bilgin Bey’in davetiyle Çankaya Köşkü’nde bir buçuk saatlik bir görüşme yaptık. Bir buçuk saat dosyamızı sunduk.  Komisyonun, başkanlığın kuruluş sebebini, oraya niçin davet edildiğimizi, sayın cumhurbaşkanımızın bizim bu konuyla ilgili bir çalışma yürüttüğünü, bizi neden dinlemek istediğinin bilgisiyle başlayan bir konuşma süreciydi bu. Vedat Bilgin Bey de çalışma ekonomisiyle bir üniversitede dekanlık ve profesörlük artı eğitim görevliliği yapan bir kişi. Hani bizler öğrenerek, araştırarak, başımıza bir hal geliyor da hakkım nedir diye araştırdığımız bir süreçte çalışma hayatında bu insan bir yasanın hangi aşamalarda yürütülebileceğinin anlatımıyla ders veren bir insan. Bizim bu anlamda onun yanında sadece mağduriyetlerimizi ve ne istediğimizi anlatabildiğimiz bir süreç yaşadık. Sizi dinledik dediler ilerleyen süreçte iletişimde olacağız dedik. Çankaya Köşkü’nden çıktık. Aradan tabi belli bir süre geçmesi lazım. Süre geçti. Arıyorsun ulaşamıyorsun. En son bir televizyon programında ben böyle bir talimat almadım pardon sayın cumhurbaşkanımızın talimatıyla cümlesi geçti bizim görüşmemizde. O cümle de tabi bütün basına yansıdı, televizyon programlarına yansıdı ama akabinde bir televizyon tartışma programında bir mesajla ben böyle bir talimat almadım denildi ve kestirip atıldı. Biz tabi orada bu görüşme neyin nesiydi o zaman. O kadar bir buçuk saatlik boş vaktiniz vardı da bizi ağırladığınız ya da biz Vedat Bilgin Bey ile değil de başka biriyle mi görüştük. Şaşkınlık içerisinde sadece süreci üzülerek takip ettik. Niye? Hakikaten ortada bir mağduriyet var. Tüm Türkiye’ye mal olan bir mağduriyet var. Görmezden gelinmesi de kabul edilir değil. Aslında çok iyi biliyorlar, görmezden geliyorlar, duymuyorlar diyoruz ya bizi çok iyi biliyorlar. Bizi çok iyi anlıyorlar ama hep nedir belli başlı yaratılan algılarla ne kadar ötelersek o kadar kardır mı diye düşünüyorlar. Böyle bir sürecimiz oldu.

Engin Korkmaz: Peki, siz çok hızlı giriş yaptığınız için ben onu soramamıştım. Belki bilmeyen vardır. Biz EYT deyince ne anlamalıyız? Bize EYT’nin anlamını ve beklentilerinizi anlayabilir misiniz?

 

Gönül Boran Özüpak: Evet. Yeşim Hanım’a da hiç söz hakkı tanımıyorum değil mi başkanım?

 

Engin Korkmaz: Az sonra Yeşim Hanım ile de konuşacağız. Ona da sorularım olacak.

 

Gönül Boran Özüpak: Şimdi emeklilikte yaşa takılanların üzerine yapıştırılmak istenen bir erken emeklilik algısı var. Erken emekli olmak istiyorlar algısı yapıştırılmak istendi. Oysa ki biz 8 Eylül 1999’da bir yasa çıkıyor. Bu yasaya dönemin üçlü muhalefet partisi ortak sonrasında Refah Partisi o zamanın diyor ki hayır. Mezarda emeklilik denilen bir yasayla 2002 yılında bir başvuru yapıyor iptali için. 8 Eylül 1999’da çıkıyor 2002’de onaylanıyor. İçerik nedir? 8 Eylül 1999 öncesi girişlerini 2 ile 17 yıl bir süreçle o dönemin şartlarında kadın 20 yıl 5 bin iş günüyle erkek 25 yıl 5 bin iş günüyle çalışma hayatına başlarken sen bu iki şartla emekli olacaksın denilen fakat 8 Eylül 1999, 4447 sayılı kanunla size üçüncü bir şart getiriyor. Bu üçüncü şart da dediğim gibi size 2036 yılına kadar sürebilecek bir yaş haddiyle emeklilik hayallerinizi ya da ilk işe girdiğiniz tarihteki sözleşmenizi devlet eliyle tek taraflı Anayasa’nın da hukukun bir yasa yasalaşacaksa ön görülebilir ilkesi hiçe sayılarak eşitsizlik ilkesiyle geriye doğru işletilerek elimizden alınan hakların mücadelesini veren topluluğun adı Emeklilikte Yaşa Takılanlar. Erken emeklilik diye hiçbir amacımız yok. Biz sadece anayasamızın bize tanıdığı emeklilik hakkımızın, huzur hakkımızın anayasal ilkesi hakkı doğrultusunda iade edilmesini isteyenleriz sonuçta.

 

Engin Korkmaz: Yeşim Hanım’a dönmek istiyorum. Yeşim Hanım, Antalya’daki çalışmalarınız nasıl gidiyor? Derneğinize emeklilikte yaşa takılanlar grubu ilgi gösteriyor mu çalışmalarınıza katılıyor mu biraz anlatabilir misiniz? Antalya özelinden bahseder misiniz?

 

Yeşim Koçay:  Antalya’da maalesef pandemi nedeniyle bir şey yapamıyoruz. En kısa sürede tabi pandemi sürecinden kurtulur kurtulmaz tabi bizimde seminerlerimiz çeşitli mitinglerimiz, stant çalışmalarımız, arkadaşlarımızı bilinçlendirme toplantılarımız olacak. İki gün önce yaptık toplantımızı güzel verimli bir toplantıydı. Arkadaşlarımızla bir araya geldik. Bilmeyen arkadaşlarımıza bilgi vermeye çalıştık. Elimizden gelen bu sadece pandemi nedeniyle. Ama en kısa sürede ülkemizin inşallah bu pandemi sürecinden kurtulacak. Önümüzde 8 Eylül var. Bizim kara günümüz yas günümüz. Hepimizin etkilendiği bir gün. Onunla ilgili bir çalışmamız olacak inşallah duyuracağız, bilgi vereceğiz.

 

Engin Korkmaz: Gönül Hanım size dönmek istiyorum tekrar. Şimdi bakıldığında yaptırım gücü olan bir derneksiniz. Bakanlık verilerine baksak 4- 5-6 milyon arasında insandan bahsediyoruz. Yaptırım gücü yüksek bir topluluktan bahsediyoruz. Buna rağmen az önce anlattınız. Üst düzey görüşmeler yaptınız. Partilerle görüştünüz ama bir çözüme ulaşılamıyor. Bunun sizce temel sorunu nedir?

 

Gönül Boran Özüpak: Bir önceki cevaplarımda da hükümetimizin buradaki bütçeye yük algısı yüküz algısı daha doğrusu bize bir cevap. Oysa biz diyoruz ki biz bir sözleşme yaptık. Sözleşmeyle sizlere primlerimizi emanet ettik. Çalışma hayatında yatırılan primlerin anlamı nedir? Ben şartlarımı doldurduğum vakit sizden bu primlerimi emanet ettiğim primlerimin karşılığını insanca yaşanır bir maaşla almak istiyorum. Alacağım. Bu sözleşmenin anlamı budur. Oysaki maalesef şu an yaşadığımız durumda bize bütçeye yük alacağımız algısını bir haliyle bindirmek istenildi. Buradan gidiliyor. Çözülmeme sebebi Türkiye’nin böyle bir yükü kaldıramayacağı algısı. Ne oluyor belli bir kesimde algı yaratılıyor ama biz emeklilikte yaşa takılanlar olarak haklarımız doğrultusunda asla bizi yıldırmıyor. Bütçeye de yük değiliz. Peşin ödenen vergilerimiz, primlerimizle 750 milyar gibi bir bütçeden bahsetmişlerdir. Bunu vurun belki 20 yıla 25 yıla tekabül edebilecek bir süreç. O zamanda kadar da biz geldik 50 yaşımıza bir ayağımız çukura giriyor. 38 yaşında deniliyor. 38 yaşında değiliz. Bugün hepimiz bir torun torba sahibi olduğu bir dönemi yaşıyoruz. Dediğim gibi 45- 50 yaş aralığındayız. Yani verilmeme sebebi en büyük etken şöyle diyeyim Türkiye’nin böyle bir yükü kabul edemeyeceği. Oysa şöyle diyeyim, biz yaşadığımız şu hayatta hayatımızda hükümetimizin kaynakları nasıl ne şekilde kullandığının örneklerini de görüyoruz. Dünyanın çeşitli yerlerinde çeşitli ülkelerine yardımlar yapılıyor ya da mültecilere rakamlarını bile söylemek istemiyorum yardımlar yapılıyor. Bunlar bizim canımızı acıtıyor. Niye burada bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı var halkları gasp edilmiş bir vatandaş var. Bizim ertelenen ötelenen haklarımızla bu yardımlar yapılıyor. Önce kendi vatandaşınız diyeceksiniz, halkın refahını sağlayacaksınız. Ondan sonrasına nerelere yardım yapılacaksa yapılsın ki biz de gönül rahatlığıyla helal olsun diyelim. Şu anki topluluğumuzda emin olun hakları gasp edilmiş arkadaşlarımız zerre kadar helal ettiği bir durum yok ama kul hakkı var burada anayasal bir hak var hukuksuzluk var. İnanıyoruz ki bir erken genel seçim ya da 2023 genel seçim hala mı bu tavır sürecek o zaman iktidara talip olanlar bizi dikkate alacaklar.

 

Engin Korkmaz: Seçimden bahsettiniz burada şunu sormak istiyorum. EYT derneğinin partileşmesi söz konusu olabilir mi ilerleyen dönemde.

 

Gönül Boran Özüpak: Yok bunu hep söylediler. Birileri çıkmış bir parti kurmuş etmiş. Bizim asla siyasallaşma gibi bir durumumuz olmadı. Her defasında bu soru soruldu ya da arkadaşlarımız bir parti kuralım dediler. Biz topluluktuk, platformduk. En sonunda bizi dinlemeleri ne yapabiliriz dediğimiz anda sivil toplum kuruluşu olduk. Sebep, her partiye gönül vermiş insan var bu topluluğun içerisinde biz siyasallaşırsak ki kurulan bir partinin de bu amaçla kurulduğunu biliyoruz. Böl, parçala, yönet. Biz asla bu oyuna gelmeyeceğiz. Siyasallaşmamız gibi bir konu da söz konusu değil. Federasyon olma yolundayız. Marmara federasyonumuz kuruldu. Yeşim başkanımın da bahsettiği gibi maalesef pandemi bizim konfederasyon olma yolundaki adımlarımızı öteledi. Dernekler Masası’nın genelgeleri doğrultusunda hiçbir şey yapamıyoruz ama istedik ki konfederasyon olduğumuz süreçte çok daha güçlü bir yapıyla bizim de masaya vurabildiğimiz anın gelmesiydi. İnşallah bu süreci milletçe aşacağız dünyaca aşacağız ve sağlıklı günlerimizde hayatımız normale döndüreceğiz.

Engin Korkmaz: O günleri bizde dört gözle bekliyoruz. Ben de bu arada bir EYT mağduruyum. 1998 sigorta girişim. 4-5 milyon yurttaş gibi ben de bu yasanın çıkmasını bekliyorum. O kadar primimiz yatırılıyor. Emekliliği hak ediyoruz ama yaşı bekliyoruz. Dediğiniz gibi patron yaşlısın diye işe almak istemiyor hükümet sen gençsin çalış diyor. Böyle bir sorunla hayatımızı idame ettirmeye çalışıyoruz. Peki, EYT derneğinin Türkiye’deki yapılanmasından bahsedebilir misiniz? Kaç ilde organize oldunuz? Federasyon, konfederasyondan bahsediyorsunuz biraz bu konulardan bilgiler verebilir misiniz?

 

Gönül Boran Özüpak: İstanbul genel merkez ilk dernekti. Emeklilikte Yaşa Takılanlar Sosyal Dayanışma ve Yaşatma Derneği. Görev almak isteyen arkadaşlarımızla bir sorumluluğu paylaşmak istedik.  Yanımıza gelen ben bu dayanın içerisinde var olacağım diyen arkadaşlarımızla Kocaeli ve Bolu toplantılarında il temsilcileri olarak başlayan süreci sonrasında 23 dernekle resmileşerek ki hala falanca ilde falanca yerde derneğiniz yoksa bizde görev almak istiyoruz diyen arkadaşlarla il koordinatörü arkadaşlarımız iletişim halinde. 45 tane ilde de yine temsilci arkadaşlarımız var ve istiyoruz ki 81 ilde bu yapılanmayı bu teşkilatlanmayı gerçekleştirelim. Niye derseniz hani böyle büyümeye ne gerek var derseniz. Bizim sadece sorunumuz 4447 sayılı emeklilikte yaşa takılanlar yasası değil.  O kadar çok mağduriyet yaşıyoruz ki sosyal güvenlik kurumu yasalarından dolayı. Stajımız var, aylık bağlanma oranları nedir diyebileceğimiz bir sorunumuz var.  3600 var. Var da var yani bu sosyal güvenlik yasasının içerisinde mağdur etmeyen yasa yok. O yüzden biz dernekten tüzüğümüzü genişlettik. İlk amacımız 4447’ydi ama sonrasında baktık ki biz staj da mağduruyuz. Bugün yaşa takılanların çok çok daha önüne geçebilecek geçen dahi aylık bağlanma oranlarının bizlere yansıtmış olduğu 1500 liralık maaşlarla öl denilen bir safhayı yaşıyoruz. Bunun mücadelesini vereceğiz.

 

Engin Korkmaz: Tam bu konuya değinecektim. Siz değindiniz madem biraz daha genişletebiliriz. Şu anda emekli olursak emeklilikte yaşa takılanların emekli olması durumunda maaşa bağlanma durumu nedir? Ve bu neye göre hesaplanıyor? Buradaki mağduriyeti de bize anlatabilir misiniz?

 

Gönül Boran Özüpak: Bu yasa 2010 yılında 5510 sayılı kanunla yasalaşıyor. Şu anki hükümetimizin çıkardığı bir yasa. Bana göre nedir biliyor musunuz? Bağlanacak 20- 30 yıllık maaşınızı siz yemeyeceksiniz biz yiyeceğiz diyen bir yasa. 3 döneme ayrılıyor bu yasayla hesaplama şekli. 1999 öncesi yüzde 70’lerde. 1999 sonrası 2000 diyelim. 2000 ile 2008 arası yüzde 45’lerde. 2008 sonrasında da yüzde 28’lere düşen bir oranla bağlanacak maaşlar. Sizin emekli maaşınızdan 1500- 2000 liralara kadar dediğim gibi sizin yiyeceğiniz değil de bizim yiyeceğimiz bir kesintinin yapıldığı bir hesaplama şekli bu. Aylık bağlanma oranı. Örneklerini biz sosyal medyamızda çok paylaştık. Sanki bu yasadan haberdar değiller. Yani yasa koyucularsınız için içindesiniz ama siyaseten mi böyleler bilmiyoruz ama geçmiş zamanda yerel seçimlerde İstanbul adayı Binali Bey’e de anlatırken nasıl yani diyene kadar yani dedirtene anlatana kadar 40 dereden su getirdik. Bu yasalara bu insanlar bilmeden mi imza atıyor. Oradaki 3- 5 tane ya da o komisyondaki insanlar hazırlayıp da gözü kapalı mı işleniyor? Bunların sonucuna bakılmıyor mu? Ben hep örnek veriyorum eşim Alper Gözüpak’a sosyal güvenlik kurumunun internet sayfasında 1300 lira maaş gözüküyor. Ve 30 yıllık emeğinin karşılığında. Bugün asgari ücret 2104 lira. Bu asgari geçim indirimini de koyarsanız tek kişi bekar 2324 lira. Çelişkiye bakar mısınız ya da sömüre bakar mısınız? Alın terinin emeğin hiçe sayıldığı ve bu yasayla hiçe sayıldığı. 1300 lirayla cumhurbaşkanımız pandemi öncesi 1500 liradan az maaş olmayacak dedi ya böyle bir kararname ile ortaya çıktı. Söyledi, yasalaştı. Yani ben görmedim, şahit olmadım yeni bağlanacak maaşlarda 1500 lira mı oldu hakikaten ama sosyal güvenlik uzmanımızın söylediği, bugün eşim 1500 lira bağlanacak safhadaysa gerideki 1300 Türk lirası 1500’e ne kadar zamanda ulaşacak. 5 yılda mı 6 yılda mı verilen zamlarla. Alacağı bugünkü maaş 1500 lira sabit kalacak. Gerideki 1300 lira 1500 liraya 5 yıl sonrasında ulaşıyorsa 5 yıl sonra 1500 sabitliği ortadan kalkmış olacak onun üzerinden işlemiş olacak. Yani o kadar farklı şeyler var ki söylenen ile uygulanan arasında gerçeği yansıtmıyor. O yüzden bilinçlenmek lazım. O yüzden araştırmak lazım haklarımız nedir demek lazım. Aylık bağlanma oranlarından kimse haberdar da değildi esasında. Değildi. Biz geçmiş zamanda annelerimiz, babalarımız çalışma hayatlarından emekli oldukları vakit 50 lira 100 lira maaş farkı düşüklüğünü yaşıyorlardı. Bugün biz 1500- 2000 lira düşüklüğünü yaşıyoruz. Bir ev kirası bir çocuğunuz okul taksiti, ne bileyim bir yatırım yaptınız ödeyeceğiniz kredinin bir taksiti. Niye benim elimden alınsın? Ben 20 yıldır, 28 yıldır, 30 yıldır alın teri döküyorum ve bana uygun görülen 1500 lira bununla kim geçinebilir?

 

Engin Korkmaz: Anadolu’nun ücra bir kentinde bile o parayla geçinebilmek mümkün değilken İstanbul, Antalya, İzmir gibi metropol şehirlerinde nasıl geçinecek?

 

Gönül Boran Özüpak: En ücra dediğiniz gibi bir köyde yaşantıya sunsanız orada bile geçinmek mümkün değil. Ve biz tek kişi yaşayan insanlar da değiliz. Her ailede en 4 kişi var 5 kişi var hane halkı. O yüzden bu aylık bağlanma oranları yaş haddinin çok çok daha önüne geçmiş durumda. Israrımız da bunun eski sisteme getirilmesi.

 

Engin Korkmaz: Umarız. Gönül Hanım hep umutsuz konuşuyoruz. Yani sorunları anlatıyorsunuz doğal olarak. Hep umutsuzluk hep hüzün var konuşmalarınızda.

 

Gönül Boran Özüpak: Biz asla umutsuz değiliz. Haklılığımızdan gelen gücümüzle emin olun şu 2023 ya da erken genel seçim hep ateş olmayan yerden duman çıkmaz misali erken genel seçim diyoruz bazı şeyler veri olarak gördüğümüz izlediğimiz üzere. O gün gelecek biz umutsuz değiliz. Aksine bu söylemlerin bütçeye yük, erken emeklilik istiyorlar, emeklilikte yaşı tutmuyorlar, boş işler köpükler, çift dikiş yapacaklar. Bu cümleler o kadar bizi kamçıladı ki biz o hakkımızı er ya da geç alacağız.

 

Engin Korkmaz: Çok güzel bu sözleriniz gerçekten beni de umutlandırdı. Zaten umutluyuz umudumuza umut kattınız. Şunu sormak istiyorum bu noktada: EYT sorunu çözülürse sizin sonuçta bu noktada dernek olarak peşinizden gelen büyük bir kitleden bahsediyoruz. EYT sorunu çözülürse bu yasalar düzelirse dernek ne olacak? Bundan sonraki yol haritanız nasıl olacak?

 

Gönül Boran Özüpak: Derneklerimizin unvanında sosyal yardımlaşma ve dayanışma unvanımız var. Öncelikle bu anlamda elimizden ne geliyorsa dokunabileceğimiz arkadaşlarımızın çocuklarının bursu olur, evleneceklerin masrafları olur ya da bir etkinlik olur. İnsan olmaya yakışır ve birlikteliği sağlamaya yakışır dayanışma içerisinde olmayı hedefledik bu unvanla. Dediğim gibi sadece 4447 ile mücadele etmeyeceğiz. Bu derneklerimiz bu mücadele federasyon ya da konfederasyon olarak çocuklarımıza kadar bırakabileceğimiz bir mücadelenin zemini olmuş olacak. Çünkü aylık bağlanma oranlarının bizler hadi belli bir yaşa geldik çalışma hayatı geçirdik yeni nesildeki çocuklarımız, Z kuşağı dediğimiz çocuklarımız bizden çok çok daha mağdur olabilecek bir kesim. O yüzden gençlerimizle birlikte devredebileceğimiz bir mücadele şekli bırakmak istiyoruz. Asla başka bir yerlere de konulmak da düşüncemiz değil ya da işte işimiz bitti misyonumuz bitti biz gidiyoruz değil.

 

Engin Korkmaz: Mücadeleye sonuna kadar devam. Dediğiniz gibi derneğinizin devamında sosyal yardımlaşma bölümü olduğu için o şekilde de yolunuza devam edeceğinizi söylüyorsunuz. Gönül Hanım peki sizi hep televizyonlardan sosyal medyadan bu şekilde canlı yayınlarda görüyoruz. Daha önce birkaç miting de yapmıştınız. Yakın zamanda olası bir erken seçim olmadı 2023 erken seçimlerinde o süreçte ya da şimdi pandemi azalırsa bir Anadolu turu diğer kentlerdeki dernekler, başkanlıklar ve EYT’lilerle sohbet gibi bir Anadolu turu düşünüyor musunuz?

 

Gönül Boran Özüpak: Şimdi elimizi kolumuzu bağlayan Covid 19 salgını pandemi dönemi oldu. Tabi biz sosyal medyada özellikle Twitter’da, Twitter sorumlusu ve katkı veren arkadaşlarımızla her gün gündemiz. Türkiye’nin ilk sıralarına giren tag çalışmalarıyla varız, biriz, birlikteyiz ve buradayız denilen bir mücadele içerisinde oluyoruz. Tabi zaman zaman şehir dışlarına çıktığımız durumlarımız oluyor. Başkanımda çok istekliydi Antalya’da açılışımızı yapmak üzere ama tam pandemi dönemine denk geldiği için elimiz kolumuz bağlandı. Bazı yerlerde noksanlıklarımız var. Ulaşamama anlamında. İnşallah bu safhayı atlatırsak ben de çalışan bir insanım çalıştığım sürenin el verdiği süreçte bulunabiliyorum o ortamlarda. Öncelikle sağlıkla şu zorlu süreci milletçe bir aşalım. Biz yine hem alanlarda hem illerde her yerde olmaya davamız bizi nerede istiyorsa bunu gerçekleştirmek üzere olmaya da gayret edeceğiz.

 

Engin Korkmaz: Gönül Hanım çok güzel bir sohbetti. Çok akışkandı. Ben katıldığınız için bize değerli vaktinizi ayırdığınız için teşekkür ederim. Kapatmadan önce son sözlerinizi alabilir miyiz?

 

Gönül Boran Özüpak: Özellikle derneklerimizin kurulduğu illerde ben mücadeleci ve hakkımız diyen arkadaşlarımızı derneklerimize davetlerimizi yine Yeşim başkanım hep yapıyor diğer başkanlarımız da yapıyor bu dernekler hakkı gasp edilmiş insanlar için kuruldu. Bu arkadaşlarımız elini taşın altına koyan arkadaşlarımız. Sorumluluk alan arkadaşlarımız. Bizler hep ne diyorduk, gönüllükle başladık bu davamıza ama sorumluluk alıp yürüttüğümüz bir safhamız var. Herkesi bu anlamda derneklerimize destek olmaya davet ediyorum. Gitsinler, sohbet etsinler, destek versinler ben ne yapabiliyorum desinler. Yapılabilecek o kadar güzel şeyler oluyor ki oralarda bizim düşünemediğimiz noktaları bir başka arkadaşımızın fikriyle çok daha güzel geliştirebiliyoruz. O yüzden ben bütün arkadaşlarımızı derneklerimize davet ediyorum. En azından çayımız var değil mi Yeşim başkanım.

 

Engin Korkmaz: Kesinlikle. Yeşim başkan sizin konuşmanızı 10- 15 saniye geç duyuyor. Şimdi kendisine de son sözü vermek istiyorum. Yeşim Hanım sizin söz sözlerinizi alalım.

 

Yeşim Koçay: Mücadele içinde olan bütün arkadaşlarımızı, hakkı yenen, hakkının yendiğini düşünen emeklilikte yaşa takılan bütün arkadaşlarımızı Gönül başkanımızın da dediği gibi özellikle kadın arkadaşlarımızı derneğimize bekliyoruz. Gönül başkanım sizi bekliyoruz. Antalya’ya bekliyoruz. Antalya sizi özledi. Ben çok özledim, arkadaşlarım çok özledi. Mitingleri özledik başkanım gidelim ve hakkımızı aramaya devam edelim başkanım. Hepinize selamlar.

 

Gönül Boran Özüpak: Sonuna sonuç alana kadar dedik. Bende hepinize çok selamlarımı iletiyorum. Sevgilerimi iletiyorum herkese. Saygılar sunuyorum. Teşekkür ediyorum. Gönlünüze de sağlık diyorum.

 

Engin Korkmaz: Bu akşam EYT sorununu konuştuk. EYT derneği genel başkanı Gönül Hanım ve Antalya şube başkanı Yeşim Hanım kanayan yarayı konuştuk. Sorunları konuştuk, çözüm yollarını konuştuk ve geleceğe dair neler yapılabileceğini konuştuk. Ben hem Gönül Hanım’a hem de Yeşim Hanım’a çok teşekkür ediyorum. Bizi izleyen herkese kucak dolusu sevgiler, saygılar. İyi akşamlar.

 

Not: Yardımlarından dolayı Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi doktora öğrencisi ERDEM DURU'ya teşekkür ederiz

 
Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: