Antalya
29.07.2020
A

 

İki bayram arası Hanedanlık uygulamalarına öykünen yeni bir düzenin adımları atıldı.

 

Geldiğimiz aşamada siyasi irade, yürütme, yargı el ele Cumhuriyet değerlerinin yürürlükten kaldırılması konusunda el birliği içinde hareket ediyorlar.

 

Böyle bir hayalin gerçekleşme alt yapısı yok. Ne üretim, ne de mülkiyet ilişkileri bakımından “padişahım sen çok yaşa” denilecek bir durum kaldı.  Ama mevcut egemenlik ilişkilerinin, bu altta kalanın canı çıksın düzeni devam etsin diyenlerin artık toplumu avutacakları başka seçeneklerinin de kalmadığı çok aşikar.

 

Yurttaşlarının büyük çoğunluğunun gözünde sıfırı tüketmiş, güvenilirliği kalmamış  bu siyaset anlayışının ve ekonomik yapının ayakta kalabilmesinin yolu olarak, her fırsatta bütün muhaliflerine “evde kal”; yaslanmak istediği çevrelere ise “sokağa sal” formülasyonları geliştirilmeye çalışıldığına kuşku duyulmasa gerek.

 

Bu durum 15 Temmuz darbe sonrasının yerleşik kuralı haline getirildi.

Ayasofya ile ilgili gelişmeler hem bu açıdan,  hem toplumun getirildiği kıvamın ölçülmesi bakımından ve hem de iç ve dış hukukun yeniden ele alınmasına elverişli bir konu olarak kullanılmak istendiğine tanık olmaktayız.

Kısa bir süre önce de Barolar ve Barolar Birliğine yönelik içi boşaltılmış, idareye bağımlı, etkinliği yok edilmek istenen kamusal nitelikteki meslek örgütü operasyonu tamamlanırken, karşılaşılan hukuk dışı yasaklar, keyfi ve tek taraflı yaklaşımlar ile dikensiz bir gül bahçesi yaratılmak istendiği ortaya konulmuştu.

Yerel yönetimler üzerinde merkezi yönetim vesayetinin artırılması ve yetki devirlerine ilişkin düzenlemeleri ise siyasi iradenin yiyicilik ve talan konusunda da sınır tanımaz bir tutum sergilediğini ortaya koyuyordu.

 

Bu süreçte yerli ve milli, Türk İslam söylemi ile devam edilen bu yolda, devletin derin odakları ile işbirliği içinde,  toplumun her nefesinin kontrol edileceğinin, geçmişten bugüne taşınan en ilkel, en keyfi ve en zalimane söz ve davranışlardan vazgeçilemeyeceğinin pratiklerini hemen her gün yaşamaktayız.

 

Çocuk istismarcılığının, gençlere kadınlara yönelik tahammülsüzlüğün ve cinsiyetçiliğin her türlü kötülük halleri dört bir yanımızda kol geziyor.

Paraya çevrilebilir her şey alabildiğine piyasalaştırılırken, insanın, emeğin, kamusal yarar kavramının olabildiğince  değersizleştirildiği koşullarda yaşamaya zorlandığımız hepimizin malumu.

 

Siyasi rakip diyerek  7 öğrencinin hunharca katlinde rol alan bir katilin bu günlerde ekranlarda misafir edilmesi boşuna olmasa gerek.

Kimlerin  kollanıp korunduğu, teşvik ve ödüllendirilenlerin kimler olduğunun daha yakından tanınmasının istenmesi siyasi iradenin geldiği aşamayı ortaya koymaktadır.

 

Yasak, şiddet ve dayatmalar bütün hızıyla devam ediyor. Öte yandan aynı hızda pompalanan savaş, kılıç ve tahakküm kültürü ile her koşulda toplumdan iktidara biat edilmesi isteniliyor.  Siyasi iradenin kin ve nefret söylemlerine eklediği ihanet nutukları ise son kozlarını oynadıklarını işaret ediyor.

 

Hemen bütün yaşam alanlarımızı muhaliflerini engellemek, onlara üstünlük sağlamak ve bu alanları  kendileri için zenginleşme aracı haline getirmek isteyen siyasi iradenin toplumsal yaşama kazandıracağı bir fayda kalmamıştır.

 

Tarihin tekerleğini geriye döndürme iddiasıyla iktidarda kalmak mümkün değildir. Bu yolla  toplumsal ve evrensel olandan yana hak ve özgürlükleri uzun süre çiğnemek de mümkün değildir.

 

Hiç kuşku duyulmamalıdır ki toplumun  eşitlikçi özgürlükçü demokratik yaşamından yana olanların, emeğine, ekolojik yapıya, akla ve bilime, kamusal kaynaklarına ve laikliğe sahip  çıkanların dayanışma içinde ortaya koyacakları ortak irade ve ortak karşı duruş;  bu fütursuzluklara ve iktidar düşkünlüklerine en kısa sürede son vermeye yetecektir.

 

Yeter ki iktidarın körüklediği böl ve yönet, ayrıştırma ve dışlama politikalarına alet olmadan, takıntılarımızı bir kenara bırakarak cesaretle ve omuz omuza tek adam cumhuriyetine karşı geçit vermeyeceğimizi ortaya koyalım.

 

Böylesi bir gelişme toplumun tamamı için bayram havası sağlamış olacaktır.  

Ayrıcalıksız hepimizin kendi  geleceğimiz üzerinde söz sahibi olmamız, hakkıyla hukukuyla özgürce barış içinde bir arada yaşama umudumuzu hayata geçirmemiz dileklerimle iyi bayramlar dilerim.

 

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok