Antalya
26.06.2020
A

 “Ne olacak bu memleketin hali” diyerek başlayalım mı bugün? Çok mu klişe oluruz? Yoksa binlerce kişinin; kahve köşelerinde, otobüslerde velhasıl kelam her an her yerde yaptığı gibi biz de laftan öteye geçemeyenler kervanına mı katılırız?

Haaa bir de millet bahçesi vardı değil mi! Şimdi onu atlamayalım, atlarsak çok ayıp olur! Koskoca millet bahçesi ne de olsa! Azıcık muhalif ses çıksa susturulan, özgürce bir fikir beyan edildiğinde beyan edenlere kelepçe takılıp özgürlüklerine el uzatılan, umulanla değil bulunanla yetinilen hatta üstüne kek bile ikram edilen sözde huzur bahçesi!!! Oysa benim için huzur; Sezen Aksu’nun “Düş Bahçeleri” tadında, sınırsız olmaktır! Tavsiye ederim; açın dinleyin! Her neyse... Ne olursa olsun bugün aynı şekilde başlamak istiyorum yazıma: Ne olacak bu memleketin hali? Hakkın ve haklının peşinden koşanlar bile kendi hakkını arar oldu!

Yıllarca emek verip kim bilir ne hayaller ve zorluklarla kazandığı ve okuduğu Hukuk Fakültesi'ni bir gün kendi hakkını aramak hem de kendi hakkını kendi devletine karşı aramak için veya en azından var olan hakkını koruyabilmek adına mücadele edeceği ve bu uğurda birçok meslektaşıyla kilometrelerce yürüyeceği hangi avukatın aklına gelirdi! Muhtemelen hiçbir avukat daha doğrusu hiçbir hukuk insanı böyle bir şeyi tahayyül bile etmemiştir okul sıralarında. Fakat söz konusu Türkiye olunca her şey olası!

Baro başkanları ve onların nezdinde; onurlu, gururlu, mesleğine dürüstlük ilkesiyle bağlı, gerçekten adalet terazisine hakim, satmamış ve satılmamış tüm avukatların ve hukuk insanlarının, inandıkları ve savundukları dava uğruna Ankara’ya yürüyüşlerini saygıyla karşılıyor ve adalet elçisi bu insanları bile yollara dökenleri vicdanlı olmaya davet ediyorum! Çünkü vicdan en büyük hakim ve en ilahi adalettir!

Düzensizlikler içinde bir düzen tutturmuş olan günümüz dünyasının bir an önce adalet terazisine eşit ağırlıkta yerleşmesini diliyorum! Ayrıca güzel şehrimizin güzel insanlarından Antalya Baro Başkanı Polat Balkan'a bugünkü köşe yazım vesilesi ile saygı ve sevgilerimi sunarken, ona ve onunla aynı vizyona sahip tüm meslektaşlarına sabır ve güç diliyorum! Çünkü bu ülkede en zor şey; her şeye rağmen sabırlı olup güçlü durmak! Koltuk sevdası uğruna onurundan ve karakterinden feragat etmemek! Ve en önemlisi doğruyu savunan gerçek bir avukat olmakla bir filmde geçtiği gibi namerdin arkasında duran “Şeytanın Avukatı” olmayı karıştırmamak lazım!

“Kim bilecek bu zorlu sınavdan nasıl geçtiğini

Varlığına değer biçip yokluğa ceza dersin

Gün gelecek hesaba çekince hayat verdiğini

Aldığın aha terazi bulunmaz o gün kaybedersin”

Saygı ve Sevgilerimle...

 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok