Antalya
22.05.2020
A

 

Onun kalbi, doğduğu andan itibaren sanki tüm dünyanın kalbiymiş gibi atıyor!

Nerede haksızlığa uğrayan biri var; O, onun yanında...

Nerede ağlayan biri var; O, onun yanında...

Nerede ötekileştirilmiş biri var; O, onun yanında...

Ve şimdi; “Sadece Sana Yazdım” isimli kitabı ile senin, benim, onun...

Kısacası hepimizin yanında...

 

Merhaba değerli “Yedi Renkli Kalem” okurları! Uzun zamandır röportaj yapmamıştım köşemde. Tabii dünya gündemi bu kadar yoğun ve hızlı akınca araya röportaj almak gerçekten zor oluyor. Fakat bugün sizleri -girişte de vurguladığım gibi- kalbi tüm insanlık için atan çok özel bir insanla tanıştıracağım! Cübbesiyle haksızlığa, kalemiyle aşka meydan okuyan adam: Avukat ve Şair Ahmet Çevik...

 

F: Merhaba Ahmet Bey! Öncelikle, beni kırmayıp röportaj yapmayı kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Sizi kısaca tanıyabilir miyiz?  

A: Merhaba, rica ederim ve ben teşekkür ederim davetiniz için. Bu köşede yer almak ve böyle bir paylaşımda bulunmak gurur verici benim için. Uzun uzun kendimden bahsetmeme gerek yok sanırım. Yaklaşık 15 yıldır avukatlık yapıyorum ve mesleğimin yanı sıra birçok sivil toplum kuruluşunun oluşumuna katkı sağlayıp hatta bazılarının başkanlık görevlerini de üstlenerek insan haklarına dair yoğun çalışmalar yürütüyorum. Ve bu yoğunluk içerisinde bazen ben de insan olduğumu ve duygularım olduğunu hatırlayıp kendime ve yazmaya zaman ayırmaya çalışıyorum. ☺️ Pandemi dönemini bu anlamda fırsata çevirenlerdenim diyebilirim.

F: İlk hayalinizi sorarak başlasam...?

A: Kendimi bildim bileli hep farklı hayatlara ve farklı kimliklere ilgi duydum. Hayat felsefem şu oldu hep: “Bir insanı tanımak; bir kainatı tanımaktır!” Bu düşünce beni, bazen sırt çantamı alıp ülke ülke gezmek gibi hayallere itti. Sanırım en büyük hayalim buydu; daha çok hayatla, daha çok hikaye ile, daha çok insanla tanışmak... En önemlisi bu farklılıklardan beslenebilmek ve aynı şekilde onlara bir şey katabilmek...

F: Meslek seçiminiz veya şiirleriniz bu hayallerden etkilenmiş midir sizce?

A: Kesinlikle etkilendiğini düşünüyorum. Çünkü mesleğimde de şiirlerimde de en sevdiğim şey; bambaşka hayatlara ulaşabilmek, dokunabilmek, birçok kişinin girmeye cesaret edemediği dünyalara girip ortak duygularda buluşabilmek, en ufak bir haksızlığa dahi “dur” diyebilmek... Tüm bu duyguların, mesleğimde de şiirlerimde de etkisi olduğunu görebiliyorum. İnanıyorum kitabımı okurken sizler de bunu hissedeceksiniz.

 

F: Kitabınız ve içeriğinden biraz bahseder misiniz?

A: Kitabım bir şiir kitabı... Fakat sadece aşk şiirlerinden oluşan, romantik bir kitap gibi algılanmasın çünkü içeriğinde aşk olduğu gibi toplumsal olaylardan etkilendiğim birçok mesaj ve duygu aktarımı da var. Başkasının acısını hissedebilen insan, insandır! Hepimiz sadece birer canlıyız, acıyı hissedebiliriz fakat başkasının acısını da hissedip onun için bir şeyler yapmak istediğinde daha iyi anlıyor insan, insan olduğunu.

F: Kitabınızın ismi: “Sadece Sana Yazdım”... “O kim” diye sorsam...?

A: Bugünlerde birçok kişiye aynı sorunun cevabını veriyorum. ☺️ O sensin! O benim! O biziz! Yani herkes için yazıldı bu kitap. Herkesin kendinden bir parça bulabileceğini düşünüyorum. Pandemi döneminde düzenledim kitabı ve bu süreçte hep aynı şeyi düşündüm; hayat eve sığabilir  belki evet ama duygular asla hiçbir yere sığmıyor! Bu kitapta hemen hemen hepimizde olduğu gibi geçmişle geleceğin karması niteliğinde bir hesaplaşma ve dile getirilmemiş birçok duygunun dışavurumu var. O yüzden bu ismi verdim kitaba çünkü o hepimiziz!

F: Kitap kapağındaki yazı dikkatimi çekti! Acı ve aşk nedir size göre?

A: Acının çeşidi, kimliği, cinsiyeti yok. Acı, hayatımızdaki birçok duygunun birleşimi ve bütünü diyebilirim. Acı ve yalnızlığın insanı bazen beslediğini de düşünüyorum. Mesela yazmayı sevenler bile genelde melankolik dönemlerde yeni ürünler ortaya çıkarıyor. Acıyı tanımlamak tek bir kelime ile zor; aşk acısı, vicdan sızlaması, toplumsal bir vaka... Bunların hepsi acıyı ortaya çıkarıyor ve kimilerinde de şiir olup şarkı olup somutlaşıyor. Aşk ise zenginliktir,  var olmaktır! Tıpkı acı gibi insanın yaşadığını hissetmesi ve bu duygu ile beslenmesidir. Aşksız bir hayat istemezdim!

F: Biraz magazin yapalım! ☺️ Şu an hayatınızda aşk var mı? Veya kitabınızda birine ithafen yazılmış özel bir şiir...

A: Öncelikle şunu söyleyim; şu an yalnızım ve kitabımdaki tüm şiirler birçok tecrübe ve duygumun harmanlanmış hali. Dolayısıyla hiçbirini diğerinden ayrı tutmuyorum ve herhangi birine ithafen olduğunu düşünmüyorum. Fakat aşkın kendisi her an benim hayatımda ve o duyguyu seviyorum. Yine o bana geldiğinde aynı şekilde davranmaktan çekinmem, acısına rağmen...

F: Meslek çevreniz ne düşünüyor sizle ve kitabınızla ilgili?

A: Bir avukat ve bir insan olarak felsefem; asla ayrım yapmadan herkese dokunabilmek oldu her zaman. Dünya üzerindeki tüm haksızlıklara karşı durup sessizliğin sesi olabilmek istedim. Önüme sunulan her dava dosyasını kabul etmedim. Örneğin cinsel istismar, taciz, nefret suçları gibi vakaları savunmak istemedim hiçbir zaman! Buna karşın kendini ifade etmeye çalışan ve haklı olduğuna inandığım herkesin ve her kesimin yanında olmaya çalıştım ve halen çalışıyorum. Çünkü yine söylüyorum; insanı insan yapan bu duruşudur! Beni tanıyan avukat arkadaşlarım ve camia, kitap çıkarmış olmamı doğal karşıladı ve mutlu oldu. Çünkü onlar da biliyor ki bu kitap, tıpkı mesleki çalışma alanlarımda olduğu gibi yine birilerinin hayatına dokunmak ve ışık olmak amacıyla yazıldı. Kitabımla ilgili geri dönüşleri olumlu yönde aldıkça ben de mutlu oluyorum.

F: Ne kadar oldu kitap çıkalı ve nasıl bir süreç geçirdiniz?

A: Yaklaşık iki hafta oldu çıkalı. Çok keyifli ve eğlenceli bir süreçti. Az önce de dediğim gibi Pandemi döneminin bana kattığı en güzel şeydi. İstanbul Tunç Yayınları'ndan çıktı kitap. Tasarım için bolca araştırma yaptık ve güzel bir sonuç ortaya çıktı. Şu an gayet iyi gidiyor hatta yayınevim aradı ve kendime ayırdığım kitapları da kitap evlerine iletebileceğimi söyledi. Bu da ayrıca memnun etti beni. Okuyanlardan aldığım yorumlar da oldukça güzel...

F: Kitap kapağınız sanki biraz LGBT'ye selam veriyor gibi! Yanlış mı düşünüyorum?

A: Hayır asla yanlış düşünmüyorsunuz fakat ekleme yapmak isterim. Evet kitabımız renkleriyle LGBT bireylere yönelik gibi algılanabilir ancak bu kitap toplumdaki tüm renklere kucak açmaya, insanların unuttuğu veya başaramadığı hoşgörü, saygı ve sevgiye kısacası her duyguya selam veriyor. Hayatını mutlu ve özgürce yaşamak isteyen herkese benden uzanan ve geleceğe düşülen bir not değeri taşıyor.

F: Bu kadar rengi içinizde barındırıp bir de üstüne faaliyete dökmek zor olmuyor mu?

A: Açıkçası hiç zorlanıyorum aksine daha da motive olarak çalışıyorum. Çünkü bu benim ideolojik yanım. Bu mesleği bunun için tercih ettim. Hakkını arayamayanlara destek olmak, sesini çıkarmayanlara ses olmak için... Örneğin Türkiye’de ilk defa, askerlikte yaşanan şüpheli ölümleri ben araştırmaya başladım ve aileleri ile görüşüp bu konuyla ilgili örgütlenme sürecine girdik. O çocukların ölümü ile ilgili farkındalık yarattık. Bir dönem Antalya barosu insan hakları komisyonunda başkan yardımcılığı yaptım. Devamında bir insan hakları derneği kurup hak ihlaline uğrayan, toplumun her kesiminden insana destek olmaya çalıştım. Özellikle bazı kesimlerin nefret duygularına maruz kalıp dışlanmış, itilip kakılmış hatta yaşam hakları elinden alınmış LGBT bireyler için çok  mücadele ettim. Bu bağlamda “BİZ” derneğini kurup bir sivil toplum kuruluşu olma çerçevesinde resmi ve sistemli bir yapı ile faaliyetlerimizin devam etmesini sağladım. Aynı şekilde toplumda ötekileştirilmiş ne varsa hepsine uzanmaya çalıştım; kadın hakları, Alevilere yönelik olumsuz söylemler, hayvanları koruma çalışmaları...

F: Hiç korkmuyor musunuz bu kadar konuya dahil olmaktan?

A: Yukarıda örneklerini verdiğim her ne varsa, hepsi ve daha fazlası için halen çaba sarf ediyorum ve böyle mutluyum. Bir avukat olarak da ve şimdi naçizane bir şair olarak da amacım her zaman insanlara fayda sağlamak olacak! Hiçbir zaman hakim veya savcı olmayı, devletin memuru olmayı düşünmedim ve düşünmüyorum da! Evet davasını güttüğüm birçok şey için zor zamanlar geçirdim! Soruşturmalar, yargılanmalar ve hatta belki tehditler gördüm fakat hiçbir zaman inandığım doğrulardan vazgeçmedim!

 

“Haksızlıklara karşı gelmekten ve sessizlerin sesi olmaktan hiç korkmuyorum!”

 

F: Sihirli bir değneğiniz olsa neyi değiştirmek isterdiniz?

A: Klişe olacak ama dünyayı değiştirmek isterdim. Ayrımcılığı, ötekileştirmeyi, haksızlığı, saygısızlığı, sevgisizliği, hoşgörüsüzlüğü... Bunları değiştirmek isterdim ve tabii bir de israfı! Bakın Pandemi döneminde hepimiz evlerde kaldık ve kalıyoruz halen. Aslında ne kadar küçük şeylerle mutlu olabiliyoruz. Ne kadar az harcayabiliyoruz. Bu tüketim toplumu algısını ve israfı değiştirmek isterdim.

F: Sohbetimizin sonuna geldik Ahmet Bey; çok teşekkür ederim zaman ayırdığınız için. Kitabınız hayırlı ve uğurlu olsun! Okurlarımız için son mesajınız nedir acaba?

A: Rica ederim ve ben tekrar teşekkür ederim bu keyifli sohbet için. Son bir mesajdan ziyade kitabımla ilgili okurlarımdan aldığım bir yorumla kapatmak isterim söyleşimizi: “Kitapta bir hüzün var fakat okudukça umut aşılıyor insana bir yandan da... Sayfalar arasında gezinirken, denizin o ferahlatan havasını hissediyorsunuz anbean... Sanki tüm renkler size kucak açıyor gibi...” İşte ben de böyle güzel duygularla yazdım bu kitabı. Umarım amacına ulaşır ve rehberlik eder birilerine, bir yolculukta...

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok