Antalya
02.05.2020
A
GENEL , YAŞAM
Naziha…
Naziha…

Bazı insanlar vardır, düşüncelerini ve iyilik duygusunu saydam bir ışık gibi hoyratlığın üstüne gezdirerek yaşamını sürdürür ve hiç olmayacakmış sanılan ne varsa bir mucize gibi gerçeğe dönüştürür. Hiç ölmeyecekmiş gibi bir tutkuyla yaşayıp giderken de bir anda herkesi şaşırtan bir biçimde, bir yıldız kayması gibi ansızın bu dünyadan göçüp gidiverir…

 

Naziha Mestaou onlardan biriydi…

Afrika’nın kuzeyinde, Akdeniz’e bakan sıcak ve yorgun toprakların üzerinden Avrupa’nın soğuk ve mesafeli kalbine göç eden bir ailenin kızıydı. Tunus kökenli Berberi bir babanın kızı olarak 1975’te Brüksel’de doğdu. Çok kültürlülüğü ve diğerkamlığı yaşayarak öğrenmiş biri olarak dünyaya sanatın gözüyle bakmayı tercih ettiğinde yolu Paris’e düştü ve yaşamını burada sürdürmeye başladı.

Amazon Ormanlarındaki yıkımlardan, Afrika’nın kalbinde yaşanan trajedilere kadar dünyanın dört bir yanındaki sorunlara karşı kendini sorumlu hisseden ve çözümün bir parçası olmayı seçtiğinde ise artık hep bir yolcuydu. Atalarının zorlu coğrafyaları durmaksızın adımlayan iradesinin vücut bulmuş haliydi. Umudu ve gülümsemeyi hiç eksik etmediği yüzünde, dünyayı daha güzel bir yer haline getirmek için kurduğu düşlerin izleri vardı.

İki gün önce bu dünyaya veda ettiği haberini aldığımda, sadece 45 yaşındaydı…

Dijital bir gösteriyle desteklenen ‘1 Kalp 1 Ağaç Projesi’nin (https://www.1heart1tree.org/cop21/live)  yaratıcısı olan Mestaoui, tanıtımını Paris’teki ünlü Eyfel Kulesi’nde yaptığı projeye yaklaşık 1,5 milyon insanı dâhil etmeyi başardı. Dünyanın öbür ucunda tahrip edilen ormanlara bir ağaç dikilmesine katkı sağlayan katılımcıların isimlerinin, görsel ışık gösterisiyle dijital bir ormana dönüştürülen Eyfel Kulesi’nde belirmesi, 1 kalp bir ağaç fikrinin en iç ısıtan yanıydı. Amerika’dan Dubai’ye dünyanın birçok köşesindeki simgeselleşmiş yapılar ve mekânlarda ağaçların insanlığa çağrısını yineledi: “Doğanın size değil, sizin doğaya ihtiyacınız var…”

Küresel iklim değişikliğinin neden olduğu sorunlara dikkat çekmek ve bu konuda bir çözüm üretmek için kolları sıvayan Mestaoui, 100 bin ağaç dikilmesini sağladı. Sadece dijital ya da üç boyutlu sergilerle değil, gerçekliğine elleriyle dokunarak dünyanın yağmalanan coğrafyalarını dolaşan Naziha Mestaoui ile bizim de yolumuz iki yıl önce kesişti.

Metin yazarlığını yaptığım uluslararası bir sanat projesi olan ‘Proje Su’ (http://www.proje-su.org/) için yaptığımız arazi çalışmaları için iki yıl önce Türkiye’ye geldiğinde tanıma fırsatı bulduğum bu göçebe ruhlu sanatçının çalışmalarından o dönem haberdar oldum. Margaret Rose Tolbert’in yürüttüğü Proje Su, Anadolu’nun zengin su kültürünün binlerce yıllık öyküsünün sanatın diliyle anlatılmasını içeriyor. Tolbert ve ekibin diğer üyeleriyle birlikte yaptığımız Likya coğrafyası gezisinde Mestaoui’nin ağaçlara olan tutkusunu ve dünyanın dört bir yanında tanığı olduğu küresel iklim değişikliğinin etkilerine karşı ne kadar duyarlı olduğunu görmüştüm. Likya coğrafyasının ardıç ve sedir ağaçlarından çok etkilendiğini, insan hatası yüzünden sularının yitiren Avlan Gölünün trajik haline çok üzüldüğünü, gönüller sultanı Abdal Musa’nın dergâhında ise huzur bulduğunu söyleyen Mestaoui ile iklim değişikliğine karşı yürüttüğü çalışmaları konuşmuştuk.

Bir röportajında, “yeryüzünün bize ihtiyacı yok, yok ettiğimiz şey yeryüzü değil, kendimiziz” diyen Neziha Mestaoui, herkesin yeryüzüne bir iyilik yaparak kalp atışlarının dünyanın simgesel mekânlarından birinde görülmesini sağlamayı amaçlıyordu. Bunu büyük ölçüde başardı da. Fransa, Brezilya, Dubai ve Afrika’nın değişik bölgelerinde sanatın yeryüzünde kötüye giden bir şeyleri değiştirebilme gücüne inanarak pek çok iyi işler yaptı.

Mestaoui’nin birçok ülkenin diplomatları ve uluslararası medya kuruluşları tarafından da desteklenen ‘1 Kalp 1 Ağaç’ projesin en önemli yanlarından biri, sadece yerel türlerden ve yerel halkın eliyle ağaçlandırma yapılması ve dikilen ağaçların asla endüstriyel kaynak olarak kullanılmamasını öngörüyordu. Uygulandığı ülkelerle yapılan anlaşmalar çerçevesinde uygulanan ağaçlandırma çalışmaları, biyolojik çeşitliliğin geri kazanılmasını amaçlıyordu. Mestaoi, projenin amacını teknoloji bağımlısı olan günümüz insanının, yine teknoloji aracılığı ile doğayla yeniden bağlantı kurmasını sağlamak olarak özetliyordu.

Bugün dünyanın neresine giderseniz gidin, sorunun değil, çözümün bir parçası olmaya çalışan insanların hızla çoğaldığını görürsünüz. Kapitalizmin tüketim çarklarının dönmesini sağlamaya yönelik aksi yöndeki yaygın propagandasına rağmen, çözüm arayışının kapitalizmin en baskın olduğu coğrafyalarda öne çıkması da tesadüf değil. Çünkü ateş önce düştüğü yeri yakıyor.

Naziha Mestaoui, yeryüzünde ateşin düştüğü topraklara su taşıyabilmeyi seçen milyonlarca insandan biriydi. Ancak onu özel kılan şey, sanatını bu iş için aracı olarak ustaca kullanabilmesiydi. Yaşadığı çağın açmazlarına gözlerini kapatmayan bir sanatçının sorumluluğunu taşıyan Mestaoui, 29 Nisan gecesi bu dünyadan göç etti. Daha milyonlarca kalbe dokunup, milyonlarca ağacın yeşertilmesine yönelik düşleri tüm heyecanıyla sürerken ansızın gelen ölüm onu atalarının büyülü çöl gecelerinin bol yıldızlı göklerine aldı götürdü.

Şimdi yeryüzünde ışık verdiği kalplere ve dünyanın farklı uçlarında yeşeren ağaçlara bakıp gülümsüyordur.

Güle güle Naziha. Dokunduğun bütün kalpler ve yeşerttiğin ağaçlarda yaşayacaksın…

(Yusuf Yavuz)

***

Mestaoui’nin ‘1 Kalp 1 Ağaç Projesi’yle ilgili kısa bir videoyu izlemek için: https://www.youtube.com/watch?time_continue=11&v=OkDptr4khqA&feature=emb_logo

 


 

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok
YAZAR: