Antalya
08.04.2020
A

Türkiye’de tek tehlikeli suç vardır; iktidarı eleştirmek. Bu genel kuraldır ve iktidarda ki partiden partiye de değişmez. Tabii her partinin yapısına göre farklılıklar, daha esnek ya da  daha sert  uygulamalar görülebilir. Bu konuda sert partilerin  müthiş bir de metodları vardır.  İktidarda olan parti, kendisini devletle özdeşleştirir. Siz onları eleştirincede  devleti eleştirmiş olursunuz. O an ki konjonktüre göre bu durum sizin hainlik derecenizi  belirler.  Dış mihraklıktan bölücülüğe, hainliğe kadar giden bir yelpazede konumunuz işaretlenir. 

Devlet de insan tarafından oluşturulmuş, son 250  yıldır daha somutlaşmış bir kurumdur. Yani eleştirilemez Tanrısal bir durum değildir.  Ama bizim gibi eleştirel felsefi bakışı derin olmayan, pederşahi ve gelenekçi bir toplumda, devlete karşı çıkmak (yani  otoriteye karşı çıkmak) Tanrı’ya karşı çıkmak gibi alınır. Sünni islam geleneği de tüm ortodoks dini geleneklerde bu yapı üzerine oturur.

Gündemde kısmi bir af yasası var. İnfaz yasasında yapılacak değişikliklerle adi suçlar dediğimiz suçları bu kapsama alacaklar ve yaklaşık 6 yıla kadar olan kesinleşmiş mahkumiyeti olanlar serbest kalacak. Hırsızlıktan ya da insan yaralamaktan  4 yıl ceza almış biri infaz hakimliğinin kararı gelene kadar 1-3 gün arası hapis yatacak sadece. Ama siyasi bir suçtan 4 yıl ceza almış, hiçbir cana kıymamış, şiddete bulaşmamış biri ise aldığı 4 yıl karşılığı tam 3 yıl hapis yatmak zorunda. Çünkü çıkarılacak infaz yasası,  her zaman olduğu gibi siyasi suçları kapsamıyor. İşin püf noktası, iktidar siyasi suçlara, siyasi suç demez. Onlar terör suçlusudur, devlete millete karşı eylem yapmıştır. Ne yapmıştır?  Belki bir basın açıklaması, belki twitterda facebookta yaptığı birkaç paylaşım ya da haber... İktidarın hoşuna gitmeyen sözler, terör propagandasına ya da üye olmamakla birlikte terör örgütüne yardım maddesine  sokulabilir.

Oysa devletin af yasası çıkarmanın genel kuralları vardır. Devlet, kendine karşı işlenmiş suçları affedebilir ama yurttaşların kendi aralarında işledikleri suçu affedemez. Bunun için  toplumsal konsensüs gerekir.

Bu durumda Mecliste görüşülmeye başlanan infaz yasası ve getireceği kısmi af, genel kuralların dışındadır. Bu nedenle adil değildir.

Şu anda corona virüsü nedeniyle cezaevlerini rahatlatmak için   gündeme gelen ama aslında 2 yıldır konuşulan infaz yasası, bu haliyle geçerse  eşit ve adil olmayacaktır.

Türkiye hapishanelerinde en uzun süre kalanlar katiller, uyuşturucu kaçakçıları değil genellikle siyasi mahkumlar olmuşlardır. Şu anda en uzun süre hapiste kalanlardan biri 21 yaşında bölücülük suçlamasıyla girdiği cezaevinde 26 yılını dolduran İlhan Çomak’dır.

İktidarın bugün temel amacı, yurttaşların genel iyiliği için çalışmak, yaşam standart ve kalitesini yükseltmek, coronavirüsün hasarlarını en az ve en hızlı şekilde atlatmak değil,  sadece kendi koltuklarını korumaktır. Bunu yaptıkları tüm eylemleriyle göstermektedirler. Bu nedenle şiddet eylemlerinden ya da organize suç örgütlerinden  değil, atılan tweetlerden ya da bildirilerden daha çok korkmaktadırlar. O yüzden Soma’da 301 madencinin kanı ellerinde olanlar, Çorlu’da ihmalleri sonucu tren kazası neticesi 25 kişinin ölümüne neden olanlar dışarı çıkabilecekken, yazarlar gazeteciler avukatlar içerde kalacaktır. Çünkü onlar sözleriyle toplumu etkileme kapasitesine sahiptir ve bu iktidarın geleceği  için tehlikelidir.

Aslolan koltuğu kollamaktır. Size bunun devletin bekası için olduğuna inandırmaya çalışırlar.

Oysa her şey iktidarın bekası için…

 

Paylaş
ETİKETLER:
Yok