Antalya
28.03.2020
A

Alfa lipoik asit bazı yiyeceklerde bulunan ve aynı zamanda vücutta sentezlenen doğal bir maddedir. Serbest radikal hasarını önleyen lipoik asit yağda ve suda çözünebilmesi açısından antioksidanlar arasında tektir. Alfa Lipoik Asit (ALA), diğer ismiyle thioctic asit 1980’lerin sonlarında keşfedilmiş, ilk tanımlandığı dönemlerde vitamin olarak nitelendirilmiştir. Günümüzde klinik kullanımı giderek yaygınlaşmakta ve birçok bilimsel araştırmaya konu olmaktadır.


LİPOİK ASİDİN METABOLİZMASI VE KLİNİK ÖNEMİ


ALA’nın vücutta iki şekilde fonksiyon yaptığı düşünülmektedir. Bunlardan ilki, metabolik süreçlerde koenzim olarak görev alması; ikincisi ise beslenme desteği olarak kullanıldığında ulaşılan dozlarda antioksidan özellikler göstermesidir.
ALA’nın antioksidan potansiyeline bakıldığında serbest radikalleri temizleme spesifitesi, diğer antioksidanlarla etkileşimi, metallerle şelat yapma (bağlama) yeteneği, emilimi, biyolojik yararlılığı ve hücre konsantrasyonu, gen ifadesine etkileri, oksidatif hasarı onarma yeteneği gibi kriterlerin hepsine uygunluğu görülmektedir.
En güçlü antioksidanlardan biri olduğu düşünülen vitamin E bile bu kriterlerden sadece birini sağlamaktadır.
Hem yağda hem de suda çözünebilen tek antioksidan olan alfa lipoik asit bütün bu etkileri gösterdiği için evrensel antioksidan olarak adlandırılır.
Yapılan deneysel ve klinik çalışmalar, insülin direnci, diyabetik polinöropati, nörodejeneratif hastalıklar ve AİDS tedavisinde alfa lipoik asidin yararlı bir etkisinin olduğunu göstermektedir.  Alfa lipoik asit, oksidatif strese bağlı oluşabilen hastalıkların önlenmesi ve/veya tedavisindeki terapötik etkisinden dolayı son yıllarda etkili bir antioksidan olarak tanımlanmaktadır.


LİPOİK ASİDİN KAYNAKLARI


Alfa lipoik asit (ALA) bazı yiyeceklerde bulunan ve aynı zamanda vücutta sentezlenen doğal bir maddedir. Mitokondriyal kompleksleri bol olan hayvan ve bitki dokularında bol miktarda bulunur. Bitkiler içinde en fazla lipoik asit içerenler sırasıyla ıspanak, brokoli ve domatestir. Hayvan dokuları içerisinde en fazla böbrek, kalp ve karaciğerde bulunur.
Diyet takviyesi olarak kullanılan ticari formlarında 50-600 mg arasında alfa lipoik asit bulunur. İnsanlarda 600-2400 mg/gün dozun güvenilir olduğu bildirilmiştir. Alfa lipoik asit gıdalarla birlikte alındığında biyoyararlanımı azalmaktadır bu nedenle yemeklerden 30 dk. önce tüketilmesi önerilmektedir.


ÇALIŞMA SONUÇLARI


Diyabet, iskemi-reperfüzyon hasarı, katarakt oluşumu, HIV aktivasyonu, sinir dejenerasyonu ve radyasyon hasarı gibi oksidatif stres modellerinin bir kısmında lipoik asit verilmesinin yararlı olabileceği gösterilmiştir.
Tip 2 diyabet hastalarına 10 gün süre ile günde 50 mg ALA intravenöz (damar yolu ile) olarak verildiğinde açlık kan şekeri veya insülin seviyelerinde bir değişim olmaksızın glikoz kullanımında ortalama %30 artış saptanmıştır.
ALA nöropati gelişiminde etkin rol oynadığı düşünülen lipid peroksidasyonunu sinir dokuda azaltmaktadır.
Günlük 150 mg ALA ile glokomda ve görme fonksiyonlarında gelişme olduğu, iskemi ve perfüzyonda etkin olduğu, radyasyon hasarlarından koruduğu, santral sinir sisteminde oksidatif hasarı azaltarak çeşitli nörolojik bozukluklardan koruduğu, HIV virüsünün replikasyonunu engellediği, tütün kullanımına bağlı gelişebilecek sorunlardan korunmayı sağladığı gösterilmiştir.
Ateroskleroz, multipl skleroz, bilişsel kayıplar ve yaşlanmaya bağlı demansta etkinliği gösterilmiştir.
Metilprednizolon sodyum süksinat (MPSS) omurilik yaralanmalarından sonra nörolojik sorunları azaltmak amacıyla yüksek dozlarda kullanılan bir antioksidandır. Sayın ve ark. yaptıkları çalışma sonucunda 50-150 mg/kg  ALA’nın omurilik yaralanmalarından sonra nöron hücrelerini MPSS kadar etkili koruduğunu bildirmişlerdir.
ALA tüketiminin kilo verme ve beden kütle indeksini düşürmede etkili olduğunu ve bunun için güvenli dozun 1200 mg/gün olduğu belirtilmektedir. ALA bu etkiyi insülin duyarlılığını arttırarak sağlamaktadır.
Na ve ark. yaptıkları çalışmada ALA’nın meme kanseri hücreleri üzerindeki etkilerini incelemişlerdir. Elde ettikleri sonuca göre ALA’nın, meme kanseri hücrelerinin çoğalmasını önemli ölçüde durduğunu ve meme kanserine karşı koruma potansiyeli olduğunu belirtmişlerdir.
Klinik araştırmalar lipoik asidin kullanılmasında kanserojenik  etkilerin olmadığını göstermiştir. Yüksek dozlarda bile ciddi yan etkiler gözlenmemiştir. Küçük yan etkiler deri reaksiyonlarını ve bulantı, kusma gibi gastrointestinal etkileri içerir. Bununla beraber bu etkiler yalnız damar yolu ile her gün 1200 mg veya daha yüksek dozda alanların küçük bir yüzdesinde gözlenmiştir. Çocuklarda ve gebelerde kullanımı tartışmalıdır.

Paylaş
ETİKETLER:
Yok